Biz inanlar olarak şuna inanıyoruz ki, Siyonist rejimin sonu er ya da geç gelecektir. Onun kurduğu devletçik; zulüm, şiddet ve diktatörlük üzerine inşa etmeye çalıştığı egemenlik pek yakında hak ile yeksan olacaktır.
14 Mayıs 2008 dünya tarihinin en kara ve uğursuz gününün 60. yıldönümüdür. Kara vicdanlı, bozguncu ve zalim Siyonistlerin işgalci İsrail devletini kurdukları gündür bugün. İmkân olsaydı da takvimlerden bu tarihi, bu günü ve anı çıkarabilseydik.
Bundan tam 60 yıl önce karayılanlar gibi, gelip çöreklendiler bizim coğrafyamıza. Amerika ve İngiltere’nin de tam desteğini alan terörist Siyonistler, İslam âleminin güçsüzlüğünü ve başsızlığını da çok iyi kullanarak, bin bir soykırım yalanı ve holacaust efsanesi uydurarak kendilerinin olamayan bir toprağa kan, kin ve gözyaşı getirdiler. Bendeniz bugünkü yazımda bunlardan detayıyla bahsedecek değilim, zira perişan Filistin’imizin hali pür melali ortada. Yalnız bu Siyonist katillerin bizlere, Müslümanlara olan düşmanlığının nedeni üzerinde durmak isterim müsaadenizle.
Efendim, aslında bu hunharların bize olan düşmanlığı Kur’an-ı Kerim nazil olmaya başladıktan sonra şiddetlenerek artmıştır. Müslümanları alt etmek için de, tıpkı bugün yaptıkları gibi, onları saptırmak, doğru yoldan ayırmak, bozgunculuk çıkarmak, bölmek ve parçalamak ve nihayetinde de yutmak için her türlü hile, desise ve şiddete başvurmuşlardır. Müslümanları yumuşak lokma haline getirerek yurtlarını işgal etmişler ve hatta bunun için İslam dininin dejenere edilmesine de kalkışmışlardır. Tarih içinde bu hilekâr plan ve yapılanmalarına Müslüman toplumlar içinde işbirlikçi lider, siyasetçi, yazar, düşünür, iş adamı ve gazetecileri de alet etmişlerdir. İşgalci İsrail'i devlet olarak resmen ilk tanıyan ülkenin Türkiye olmasının utancı bize yeter de artar bile.
Daha dün ABD Başkanı Bush, İsrail Parlamentosu Knesset’teki konuşmasında, yedi milyondan ibaret olan İsraillilerin asla yalnız olmadıklarını, bu yedi milyonun üzerine 300 milyonluk nüfusuyla ABD’nin de eklenmesiyle, üç yüz yedi milyon kişinin sonuna kadar İsrail’in yanında olduğunu haykırdı. Oysa yeryüzündeki Birleşmiş Milletlere üye 57 İslam ülkesinin, bir milyar yedi yüz milyon Müslüman nüfusu idare eden herhangi bir liderinden Kovboy Bush kadar net ve kararlı bir mesaj duyamıyoruz Filistinliler lehine. Maalesef birçok İslam ülkesi lideri de İsrail’in dümen suyunda politikalar izlemektedir. Siyonistler alenen yapamadıkları birçok iş ve görevi bu işbirlikçiler vasıtasıyla gizli olarak yaptırmış ve başarmışlardır.
Siyonistlerin ve diğer İslam düşmanlarının –ki bunların hepsi yine siyonizmin yan kuruluşlarıdır- Müslümanlar aleyhinde başlattıkları yalan ve iftira kampanyaları tarihteki en yoğun halini yaşamaktadır. Müslüman deyince dünya kamuoyunda “radikal, terörist, aşırı dinci, köktenci, intihar bombacısı vs” imajlar belirmektedir. Bunu işbirlikçi medyası ve Holywood aracılığı ile zihinlerde pekiştirerek, “İslamofobia” denen İslam korkusunu oluşturmuş ve bundan kurtuluş için de yine kendi laboratuarının mahsulü olan “light-ılımlı-yumuşak-mutedil İslam’ı” pompalamaktadır.
Çağımızın asıl gerilim ve huzursuzluğunun baş kaynağı siyonizmdir. İnsanlığın ve barışın düşmanı Siyonizm girdiği her yerde kaos ve anarşiye neden olmakta, dünyanın dengesini bozmakta ve barış çabalarını engellemektedir. Başta bizim coğrafyamız olmak üzere tüm insanlık bu büyük düşmandan kurtulduğu gün hakiki huzur ve barışa kavuşacaktır. Bu bakımdan Ortadoğu’da barışın temini İsrail’le olamaz. Siyonizm, Avrupa'yı ve dünyayı kana bulayan Nazizmden daha tehlikelidir. Hitler'in katliamları İsrailli liderlerin yaptıkları katliamların yanında devede kulak mesabesindedir. Zaten bu siyonistleri başımıza bela eden de Hitler değil miydi?
Siyonizm tehlikesinin bertaraf edilmesi için ise gereken sadece ve sadece Müslümanların ve zulme uğrayan tüm masum insanlığın bu tehlikenin farkına vararak birlikte hareket etmeleri olacaktır. Öncelikle kendi ülkelerindeki, siyonizmin talimatlarıyla hareket eden satılmış ve işbirlikçi siyasetçilerden, kalemlerden ve işadamlarından yasalar çerçevesinde kurtulmak mecburiyeti vardır. Bunu da ancak ahlaklı ve imanlı toplumlar başarabilir. Bundan dolayı da siyonizmin en korktuğu şey din, iman ve ahlakına bağlı nesillerdir. Bakın siyonizmin 14. protokolünde ne diyor bu katiller:
“Bulunduğumuz her yerde, sadece Yahudiliğin temel esaslarını uygulamaya çalışın. Başka dinlerle savaşın. İnsanları dinsiz ve inançsız bırakmak için ne gerekli ise yapın. Çünkü dinsiz ve inançsız bir topluluğa istediğiniz her şeyi yaptırmanız daha kolay olur. Böylesine kişiler en küçük bir maddi çıkarla satın alınabilir.”
Mazlum ve sömürülen toplumlar bu hile ve planı anlayıp gerekeni yaptıkları ölçüde yeryüzünde barış ve adaletin hâkimiyetini sağlayacakladır. İslam daima barıştan taraftır. Barışı sever. Gerekli kalmadıkça savaşa razı olmaz. İslam dininde çözüm için en önce barış yolu aranır. Oysa Siyonistler İsrail devletini kurduklarını ilan ettikten sonra tam 60 yıldır, İslam’a ve Müslümanlara saldırı ve düşmanlıklarını daha da hızlandırmışlardır. Her an işgalci devletlerinin sınırlarını genişletmek için yepyeni planlar ve projeler üretme gayretindedirler. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) aslında Büyük İsrail Projesinden (BİP) başka bir şey değildir. Onlar yeryüzündeki başta Müslümanlar olmak üzere tüm insanları hakir görmekte, hatta insan dahi kabul etmemektedirler. Siyon Protokollerinin 11. maddesinde aynen şu ifade edilmektedir:
“Yahudi olmayanlar koyun sürüsüdür ve biz de kurtlarız. Koyun sürüsüne kurtlar daldığı zaman ne olur? Tanrı bize, biz seçilmiş ırka dağılmayı uygun gördü. Diğerlerine bizim zayıflığımızmış gibi görünen bu durum, seçilmiş ırk olan bize layık görüldü. Bu dağılma, bütün dünyanın hükümdarı olmaya çok yaklaştıran gücümüzün ortaya çıkmasını sağladı. Böylelikle atmış olduğumuz temel üzerine kuracağımız bina için fazla bir yolumuz kalmadı.”
Bin yıllardır dünyada, 60 yıldır da bizim coğrafyamızda, kalbimize saplanan bir hançer gibi her türlü kanlı ve teröre dayalı faaliyeti yürüten; bölgemize her çeşit terör, kir ve pisliği getiren işgalci (P)İsrail ilelebet payidar olamayacaktır. Umarız bu kutladığı son kuruluş yıldönümü olur. Ben bir mü'min olarak şuna inanıyorum ki, Siyonist rejimin sonu er ya da geç gelecektir. Onun kurduğu devletçik; zulüm, şiddet ve diktatörlük üzerine inşa etmeye çalıştığı egemenlik pek yakında hak ile yeksan olacaktır. Nereden mi biliyorum? Elbette hayat kitabımız Kur'an-ı Kerim'deki Rabbimizin çağlar aşan müjde ve va'dinden. Yazımı bu ayetler ile noktalıyorum:
“Biz, Kitap'ta (Tevrat'ta) İsrailoğullarına, \"Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz\" diye hükmettik.
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. BU, MUTLAKA YERİNE GELECEK BİR VA’DDİR”