<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[GÜLE SEVDALI GENÇLİK - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[GÜLE SEVDALI GENÇLİK - http://www.firtinagenclik.com/forum]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 06:25:29 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayatın nasıl geçiyor Dostum]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4339</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 23:06:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4339</guid>
			<description><![CDATA[Aslında sen nasıl gitmesini istiyorsan öyle gitmez mi hayatın?<br />
<br />
Gerçekten istendiğinde teslim olunmaz mı AŞKINA { c.c }<br />
<br />
Hani AŞKIM { c.c } diyorsun ya...<br />
<br />
Biraz düşün bakalım...<br />
<br />
Ne yapıyorsun O' nun { c.c } için...<br />
<br />
Emir ve yasaklarına ne kadar uyuyorsun ?<br />
<br />
Hani her gece yatağa uzandığında pişmanlık duyuyorsun ya yaptıklarından...<br />
<br />
Hani Yalvarıp yakarıyorsun seni affetsin diye...<br />
<br />
Peki affetmesi için hiç çaba gösteriyor musun?<br />
<br />
AŞKIN { c.c } sana O'na itaat etmediğin halde seni duyup,görüp ve affederken;<br />
<br />
Sen ne yapıyorsun Dostum !!!<br />
<br />
Namaz mı dedin?<br />
<br />
AŞKIN'IN { c.c } Namaza ihtiyacı mı var?<br />
<br />
Evet işte işte önemli bir nokta Dostum !!!<br />
<br />
Bizim namaz kılmaya ihtiyacımız var !!!<br />
<br />
Önemli olan O'nun rızası...<br />
<br />
Ona teslim olabilmek...<br />
<br />
Unutma Dostum öğrenecek ve öğreteceksin...<br />
<br />
Ama daha başındasın bu demin !!!<br />
<br />
Namaz dedin ya hani...<br />
<br />
Tam âdâbına uygun , Peygamberimizin { s.a.s } öğrettiği gibi mi kılıyorsun namazını?<br />
<br />
Hadi söyle bakalım...<br />
<br />
Sabah namazına kalkıyorsun değil mi ?<br />
<br />
Uyku semesiyle zor zar kalkıyorsun.. <br />
<br />
Dönüp arkana baktığında o sıcacık yatağından kalmak ne zor değil mi?<br />
<br />
Peki ya o sıcacık yatağı sana veren kim?<br />
<br />
Şükretme, rıza kazanma zamanı daha gelmedi mi?<br />
<br />
Abdesti nasıl alıyorsun peki?<br />
<br />
Peki ya namaza Hatem-i Esam { r.a } gibi Korku ve ümit içinde başlayabildin mi hiç?<br />
<br />
Peki ya öğle namazı?<br />
<br />
İş, güç, dünyalık zevkler derken ikindi oluveriyor...<br />
<br />
Ya ikindi?<br />
<br />
Ya akşam?<br />
<br />
Peki ya yatsı ne durumda?<br />
<br />
Gece uyuyamıyorsun!! Geçe bırakıp kılmadığın yatsı namazı uyutmuyor seni Dostum!!<br />
<br />
Pişmansın ama tam teslim olamıyorsun...<br />
<br />
Hadi kalk uyan artık nefis uykusundan !!!<br />
<br />
Kalk kalk ta tereddütsüz teslim ol AŞKINA { c.c }...<br />
<br />
O zaman ne kadar huzurlu olacağını biliyor musun?<br />
<br />
Tövbe ederken dolup taşıcaksın !!!<br />
<br />
Adı geçtiğinde duramıcaksın yerinde...<br />
<br />
Kavuşmak arzusu içine gelince...<br />
<br />
Dolacaksın...Bambaşka biri olacaksın...<br />
<br />
Huzuru O'nda { c.c } tadacaksın...<br />
<br />
Ve dünyalık zevkleri kenara atıp..Yöneleceksin AŞKINA { c.c } ...<br />
<br />
AŞKIMMMMM diye haykıracaksın.. Dünyaya duyururcasına...<br />
<br />
Hadi kalk kalk ta teslim ol ...<br />
<br />
Peki ya sonra Dünya 'ya niye geldim diyecek misin?<br />
<br />
Kulluk için dediğinde... Dünya'yı imtihan bilecek misin?<br />
<br />
İmtihanın sonucunu da Ahirette alacağını öğrenecek misin?<br />
<br />
Evet işte Dostum ... Öğreniyorsun !!!<br />
<br />
Teslim oldun artık ...O'nun { c.c } rızasını kazanma zamanı...<br />
<br />
Dünya Ahiret için bir ön hazırlıktır bilmelisin...<br />
<br />
Öğreneceksin ve öğreteceksin Dostum...<br />
<br />
Uğraşıcaksın...Çabalıcaksın...<br />
<br />
Ulaştığında umutlarını tazeleyip O'na { c.c } Huşu ile yöneleceksin !!!<br />
<br />
Korku ve ümit içinde bağlanıp AŞKINI hoşnut etmek için çalışacaksın...<br />
<br />
Ve sen olmuş olacaksın Dostum !!!<br />
<br />
Hadi uyan nefis uykusundan ne kadar zaman var bilmiyorsun !!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aslında sen nasıl gitmesini istiyorsan öyle gitmez mi hayatın?<br />
<br />
Gerçekten istendiğinde teslim olunmaz mı AŞKINA { c.c }<br />
<br />
Hani AŞKIM { c.c } diyorsun ya...<br />
<br />
Biraz düşün bakalım...<br />
<br />
Ne yapıyorsun O' nun { c.c } için...<br />
<br />
Emir ve yasaklarına ne kadar uyuyorsun ?<br />
<br />
Hani her gece yatağa uzandığında pişmanlık duyuyorsun ya yaptıklarından...<br />
<br />
Hani Yalvarıp yakarıyorsun seni affetsin diye...<br />
<br />
Peki affetmesi için hiç çaba gösteriyor musun?<br />
<br />
AŞKIN { c.c } sana O'na itaat etmediğin halde seni duyup,görüp ve affederken;<br />
<br />
Sen ne yapıyorsun Dostum !!!<br />
<br />
Namaz mı dedin?<br />
<br />
AŞKIN'IN { c.c } Namaza ihtiyacı mı var?<br />
<br />
Evet işte işte önemli bir nokta Dostum !!!<br />
<br />
Bizim namaz kılmaya ihtiyacımız var !!!<br />
<br />
Önemli olan O'nun rızası...<br />
<br />
Ona teslim olabilmek...<br />
<br />
Unutma Dostum öğrenecek ve öğreteceksin...<br />
<br />
Ama daha başındasın bu demin !!!<br />
<br />
Namaz dedin ya hani...<br />
<br />
Tam âdâbına uygun , Peygamberimizin { s.a.s } öğrettiği gibi mi kılıyorsun namazını?<br />
<br />
Hadi söyle bakalım...<br />
<br />
Sabah namazına kalkıyorsun değil mi ?<br />
<br />
Uyku semesiyle zor zar kalkıyorsun.. <br />
<br />
Dönüp arkana baktığında o sıcacık yatağından kalmak ne zor değil mi?<br />
<br />
Peki ya o sıcacık yatağı sana veren kim?<br />
<br />
Şükretme, rıza kazanma zamanı daha gelmedi mi?<br />
<br />
Abdesti nasıl alıyorsun peki?<br />
<br />
Peki ya namaza Hatem-i Esam { r.a } gibi Korku ve ümit içinde başlayabildin mi hiç?<br />
<br />
Peki ya öğle namazı?<br />
<br />
İş, güç, dünyalık zevkler derken ikindi oluveriyor...<br />
<br />
Ya ikindi?<br />
<br />
Ya akşam?<br />
<br />
Peki ya yatsı ne durumda?<br />
<br />
Gece uyuyamıyorsun!! Geçe bırakıp kılmadığın yatsı namazı uyutmuyor seni Dostum!!<br />
<br />
Pişmansın ama tam teslim olamıyorsun...<br />
<br />
Hadi kalk uyan artık nefis uykusundan !!!<br />
<br />
Kalk kalk ta tereddütsüz teslim ol AŞKINA { c.c }...<br />
<br />
O zaman ne kadar huzurlu olacağını biliyor musun?<br />
<br />
Tövbe ederken dolup taşıcaksın !!!<br />
<br />
Adı geçtiğinde duramıcaksın yerinde...<br />
<br />
Kavuşmak arzusu içine gelince...<br />
<br />
Dolacaksın...Bambaşka biri olacaksın...<br />
<br />
Huzuru O'nda { c.c } tadacaksın...<br />
<br />
Ve dünyalık zevkleri kenara atıp..Yöneleceksin AŞKINA { c.c } ...<br />
<br />
AŞKIMMMMM diye haykıracaksın.. Dünyaya duyururcasına...<br />
<br />
Hadi kalk kalk ta teslim ol ...<br />
<br />
Peki ya sonra Dünya 'ya niye geldim diyecek misin?<br />
<br />
Kulluk için dediğinde... Dünya'yı imtihan bilecek misin?<br />
<br />
İmtihanın sonucunu da Ahirette alacağını öğrenecek misin?<br />
<br />
Evet işte Dostum ... Öğreniyorsun !!!<br />
<br />
Teslim oldun artık ...O'nun { c.c } rızasını kazanma zamanı...<br />
<br />
Dünya Ahiret için bir ön hazırlıktır bilmelisin...<br />
<br />
Öğreneceksin ve öğreteceksin Dostum...<br />
<br />
Uğraşıcaksın...Çabalıcaksın...<br />
<br />
Ulaştığında umutlarını tazeleyip O'na { c.c } Huşu ile yöneleceksin !!!<br />
<br />
Korku ve ümit içinde bağlanıp AŞKINI hoşnut etmek için çalışacaksın...<br />
<br />
Ve sen olmuş olacaksın Dostum !!!<br />
<br />
Hadi uyan nefis uykusundan ne kadar zaman var bilmiyorsun !!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[emek fedakarlık fedakarlık yürek ister]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4338</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 22:56:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4338</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #9400D3;">Bir cani vardir sevginin. Tipki bizler gibi. Dogar, yasar ve olebilir. Bir farkla. Aslinda olumsúzdur. Ancak buna ragmen oldugu olur. Yasama sekli ve beslenme sekli belirler sonunu.Ya da asla bir sonu olmaz.<br />
Bir tohumdur aslinda. Ekilmedikce bir anlami yoktur. Bir degeri yoktur. Sadece vardir. Sahip olana bir faydasi da yoktur. Sahip olmanin keyfi de. Degeri olmasi icin mutlaka ekilmesi gerekir.<br />
Once bir toprak bulmak gerekir. Onu besleyecek, onu icinde buyutecek, onu ayakta tutacak bir toprak. Olmadan olmaz. Odur tohuma verilen hayatin kaynagi...<br />
Sonra ekersiniz tohumu. Toprak onu orter. Rúzgardan korur. Gunesin kavurucu sicagindan, karin buz gibi sogugundan sarar. Onunla beslenmeye hazir yuzlerce canlidan da elbet. Yem etmez asla. Bu isi yaparken nig de karsilik beklemez. Su icirir sakladigi yerde. Hava aldirir ústu ortulu olsa da. Can verir, hayat verir tohuma.<br />
Tohum topraktan aldigi ile deler topragi. Gunese uzatir basini. Ayaga kalkar. Ruzgar esse de yikilmaz bir daha. Simsiki tutunur topraga. Basini egse bile bazen, dimdik durur ayakta. Eger iyi beslenmisse toprak tarafmdan, asla yikilmaz. iyi kok tutmussa eger, sarmissa topragi iyice asla yikilmaz.<br />
Búyur ve kocaman bir cinar olur. Ruzgar estikce ve yaladikca yapraklarini, ses gelir kulaklarimiza múzigi andiran tinilarla. Ayri bir keyif yasatir dinleyene. Adeta muhtesem bir dansin ahengi gibi surer gider. Gunes tum gucu ile yakmaya basladiginda da insana rahat nefes aldiran bir golgesi vardir.<br />
His karsilik beklemez. Fide oldugu gunlerde aldigi yeter ona. Bir asir yasar, milyon kere iyilik yapar ve bir tek kere bile karsilik istemez. Fide oldugu gunlerde aldigi yeter ona. Yeter ki kesmeyin dalini budagini. Yeter ki katletmeyin yok yere. Yeter ki yasamasi sizi rahatsiz etmesin. Yeter ki úrkmeyin siz sevgiden!<br />
Bunaldigmizda siginabileceginiz bir golgeniz olsun istiyorsaniz eger;<br />
Once EMEK verip fide ekmelisiniz!<br />
Sonra FEDAKARLIK edip su tasimalisiniz ona!<br />
Ve sizde bu fedakarligi yapmaya yetecek kadar YUREK olmali!<br />
VAR DIYORSANIZ, SIZ DE UMUT VAR DEMEKTIR!<br />
SEVGi, EMEK ISTER! <br />
EMEK, FEDAKARLIK! <br />
FEDAKARLIK, YUREK! <br />
YUREK ISE INSANDA OLUR!!! </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #9400D3;">Bir cani vardir sevginin. Tipki bizler gibi. Dogar, yasar ve olebilir. Bir farkla. Aslinda olumsúzdur. Ancak buna ragmen oldugu olur. Yasama sekli ve beslenme sekli belirler sonunu.Ya da asla bir sonu olmaz.<br />
Bir tohumdur aslinda. Ekilmedikce bir anlami yoktur. Bir degeri yoktur. Sadece vardir. Sahip olana bir faydasi da yoktur. Sahip olmanin keyfi de. Degeri olmasi icin mutlaka ekilmesi gerekir.<br />
Once bir toprak bulmak gerekir. Onu besleyecek, onu icinde buyutecek, onu ayakta tutacak bir toprak. Olmadan olmaz. Odur tohuma verilen hayatin kaynagi...<br />
Sonra ekersiniz tohumu. Toprak onu orter. Rúzgardan korur. Gunesin kavurucu sicagindan, karin buz gibi sogugundan sarar. Onunla beslenmeye hazir yuzlerce canlidan da elbet. Yem etmez asla. Bu isi yaparken nig de karsilik beklemez. Su icirir sakladigi yerde. Hava aldirir ústu ortulu olsa da. Can verir, hayat verir tohuma.<br />
Tohum topraktan aldigi ile deler topragi. Gunese uzatir basini. Ayaga kalkar. Ruzgar esse de yikilmaz bir daha. Simsiki tutunur topraga. Basini egse bile bazen, dimdik durur ayakta. Eger iyi beslenmisse toprak tarafmdan, asla yikilmaz. iyi kok tutmussa eger, sarmissa topragi iyice asla yikilmaz.<br />
Búyur ve kocaman bir cinar olur. Ruzgar estikce ve yaladikca yapraklarini, ses gelir kulaklarimiza múzigi andiran tinilarla. Ayri bir keyif yasatir dinleyene. Adeta muhtesem bir dansin ahengi gibi surer gider. Gunes tum gucu ile yakmaya basladiginda da insana rahat nefes aldiran bir golgesi vardir.<br />
His karsilik beklemez. Fide oldugu gunlerde aldigi yeter ona. Bir asir yasar, milyon kere iyilik yapar ve bir tek kere bile karsilik istemez. Fide oldugu gunlerde aldigi yeter ona. Yeter ki kesmeyin dalini budagini. Yeter ki katletmeyin yok yere. Yeter ki yasamasi sizi rahatsiz etmesin. Yeter ki úrkmeyin siz sevgiden!<br />
Bunaldigmizda siginabileceginiz bir golgeniz olsun istiyorsaniz eger;<br />
Once EMEK verip fide ekmelisiniz!<br />
Sonra FEDAKARLIK edip su tasimalisiniz ona!<br />
Ve sizde bu fedakarligi yapmaya yetecek kadar YUREK olmali!<br />
VAR DIYORSANIZ, SIZ DE UMUT VAR DEMEKTIR!<br />
SEVGi, EMEK ISTER! <br />
EMEK, FEDAKARLIK! <br />
FEDAKARLIK, YUREK! <br />
YUREK ISE INSANDA OLUR!!! </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Namazı Böyle Kılıyorlardı.Ya Biz Nasıl Kılıyoruz...]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4337</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:21:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4337</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;"><span style="font-weight: bold;">Namazı Böyle Kılıyorlardı<br />
 <br />
Basra&#8217;nın âbide kadınlarından biri olan Muâze Adeviyye -k.s- her gün yüzlerce rekât namaz kılardı. Geceleri sabaha kadar namaz kılar, uyku bastırıp üzerine bir ağırlık çökünce, açılmak için bir miktar gezinir ve kendi kendine şöyle seslenirdi:<br />
<br />
&#8220;-Ey nefsim! İşte uyku, önünde hazır bekliyor; eğer onu tercih edip uyursan bil ki, kabirde zaten uykuya doyacaksın! Ancak bu uykun, ya bir hasret ve nedamet uykusu ya da rahmete mazhar olmanın getirdiği sürûr uykusu olacaktır.&#8221; (İbn-i Cevzî, Sıfatü&#8217;s Safve, 4/22)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anha-, sabahlara kadar namaz kılar, gündüzlerini de genellikle oruçlu geçirirdi. Kur&#8217;ân okurken veya namaz kılarken içinde tehdit ve ikaz olan bir âyete geldiği zaman duraksar, baştan alır ve onu tekrar okurdu. Yakınındakiler, namaz kılarken döktüğü gözyaşlarıyla başörtüsünün ıslandığına şahit olurlardı. (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, 2/211)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İbn-i Hibban&#8217;ın babasından rivâyetine göre, Rebi&#8217; bin Heysem felç olduğunda, iki kişinin arasında mescide gidiyordu. İbn Mesud&#8217;un arkadaşları kendisine:<br />
<br />
&#8220;-Sana ruhsat vardır, evinde kıl!..&#8221; dediler. Fakat onlara şu cevabı verdi: <br />
<br />
&#8220;-Söylediğiniz doğrudur, fakat ben, «Salâha koşunuz!» çağrısını duydum. Sizden biri bu çağrıyı duyarsa, hangi hâlde olursa olsun icâbet etsin!..&#8221; (Ahmed bin Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Amr bin Utbe&#8217;nin âzatlı kölesi der ki: <br />
<br />
&#8220;Bir gün sıcak bir saatte uyandık. Amr bin Utbe&#8217;yi aradık. Onu bir dağda secde hâlinde gördük. Bir bulut da onu gölgeliyordu. Beraber gazvelere çıkardık. Çok namaz kıldığı için onu bekleyemezdik. Bir gece, o namaz kılarken aslan sesi işittik. Hepimiz kaçtık; o namazı terk etmedi. Ona:<br />
<br />
&#8220;-Aslandan korkmuyor musun?&#8221; dediğimizde: <br />
<br />
&#8220;-Ben, Allah ( C.C)&#8217;tan başkasından korkmaktan hayâ ederim!&#8221; dedi. (Ahmed bin Hanbel, Kitabü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İbn-i İshak rivâyet eder:<br />
<br />
Abdurrahman bin Esved, Medîne&#8217;ye yanımıza geldi. Ayağı sakattı. Sabaha kadar tek ayağı üzerinde durarak namaz kıldı. Yatsı abdestiyle bize sabah namazını kıldırdı. (Ahmed b. Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd) <br />
<br />
 <br />
<br />
* * *<br />
<br />
İbn-i Cüreyc&#8217;in naklettiğine göre, &#8220;Ata bin Ebî Rebah yaşlanınca ve zayıflayınca dahî bir rekatta Bakara Sûresi&#8217;nden iki yüz âyet okurdu.&#8221; (Ahmed bin Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Osman bin Hâkim, Said bin Müseyyeb&#8217;in &#8220;Otuz senedir müezzin ezan okurken ben hep mesciddeydim.&#8221; dediğini nakleder. (Ahmed bin Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sâbit -rahmetullâhi aleyh- diyor ki:<br />
<br />
İbn-i Zübeyr, secdeyi öyle uzun ve hareketsiz yapardı ki, kuşlar gelir, omzuna konardı. Bazen de öyle rükû ederdi ki, bütün gece rükû ile geçerdi. Bazen de secdeyi uzatır, bütün geceyi secde ile geçirirdi.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
<br />
Zeynelâbidîn Hazretleri, abdest için kalktığında sararıp solar, namaza başlayacağı zaman ayakları titrerdi. Sebebini soranlara:<br />
<br />
&#8220;-Kimin huzuruna çıkacağımdan haberiniz yok mu?&#8221; diye cevap verirdi. (Ebû Nuaym, Hilye)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin abdest aldığı zaman benzi sapsarı olurdu. Âilesi, kendisinden bunun sebebini sorduklarında şu cevabı verirdi:<br />
<br />
&#8220;-Bilmiyor musunuz ben kime kıyam etmeye hazırlanıyorum?!&#8221; (İmam Gazâlî, İlâhî Nizam)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Misver bin Mahreme -rahmetullâhi aleyh-&#8217;ten:<br />
<br />
Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere:<br />
<br />
&#8220;-Durumu nasıl?&#8221; dedim.<br />
<br />
&#8220;-Gördüğün gibi baygın!..&#8221; diye cevap verdiler.<br />
<br />
&#8220;-Namazı hatırlatarak onu uyandırın. Namazdan daha önemli bile olsa, başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız!..&#8221; dedim.<br />
<br />
Bunun üzerine:<br />
<br />
&#8220;-Ey mü&#8217;minlerin emîri!.. Namaz vakti geldi.&#8221; dediler.<br />
<br />
&#8220;-İslâm&#8217;da namazı olmayanın dîni de yoktur; kalkayım!..&#8221; dedi. Yarasından kan aka aka namazını kıldı. (Taberânî)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ahmed bin Dinar der ki:<br />
<br />
&#8220;İbn-i Zübeyr&#8217;in -rahmetullâhi aleyh- Kâbe&#8217;de Hicr-i İsmail&#8217;de gözlerini yumarak namaz kıldığını gördüm. Haccac tarafından mancılıkla bir taş atıldı. Elbisesine değdiği hâlde namazdan ayrılmadı.&#8221; (Ahmed bin Hanbel, Kitabü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Meymun bin Mihran anlatıyor:<br />
<br />
Ömer bin Abdülaziz bir gün saçlarını yağlayıp taramakla meşgul olurken cemaati kaçırdı ve öğle namazını tek başına kılmak zorunda kaldı. Bu, O&#8217;nun babasına şikâyet edilmesi için yeterli bir suç kabul edilerek durumu derhal Mısır vâlisi olan babası Abdülaziz&#8217;e bildirildi. Abdulaziz bunu duyunca, derhal adam gönderdi. Gönderilen şahsın vazifesi Ömer&#8217;in saçlarını kökten kesmekti. Değil mi ki, o saç, onun cemaate gitmesine mani olmuştu, öyle ise kesilmeliydi. (İbnü&#8217;l Cevzî, Allah ( C.C) Dostları, c: 2)</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;"><span style="font-weight: bold;">Namazı Böyle Kılıyorlardı<br />
 <br />
Basra&#8217;nın âbide kadınlarından biri olan Muâze Adeviyye -k.s- her gün yüzlerce rekât namaz kılardı. Geceleri sabaha kadar namaz kılar, uyku bastırıp üzerine bir ağırlık çökünce, açılmak için bir miktar gezinir ve kendi kendine şöyle seslenirdi:<br />
<br />
&#8220;-Ey nefsim! İşte uyku, önünde hazır bekliyor; eğer onu tercih edip uyursan bil ki, kabirde zaten uykuya doyacaksın! Ancak bu uykun, ya bir hasret ve nedamet uykusu ya da rahmete mazhar olmanın getirdiği sürûr uykusu olacaktır.&#8221; (İbn-i Cevzî, Sıfatü&#8217;s Safve, 4/22)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anha-, sabahlara kadar namaz kılar, gündüzlerini de genellikle oruçlu geçirirdi. Kur&#8217;ân okurken veya namaz kılarken içinde tehdit ve ikaz olan bir âyete geldiği zaman duraksar, baştan alır ve onu tekrar okurdu. Yakınındakiler, namaz kılarken döktüğü gözyaşlarıyla başörtüsünün ıslandığına şahit olurlardı. (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, 2/211)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İbn-i Hibban&#8217;ın babasından rivâyetine göre, Rebi&#8217; bin Heysem felç olduğunda, iki kişinin arasında mescide gidiyordu. İbn Mesud&#8217;un arkadaşları kendisine:<br />
<br />
&#8220;-Sana ruhsat vardır, evinde kıl!..&#8221; dediler. Fakat onlara şu cevabı verdi: <br />
<br />
&#8220;-Söylediğiniz doğrudur, fakat ben, «Salâha koşunuz!» çağrısını duydum. Sizden biri bu çağrıyı duyarsa, hangi hâlde olursa olsun icâbet etsin!..&#8221; (Ahmed bin Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Amr bin Utbe&#8217;nin âzatlı kölesi der ki: <br />
<br />
&#8220;Bir gün sıcak bir saatte uyandık. Amr bin Utbe&#8217;yi aradık. Onu bir dağda secde hâlinde gördük. Bir bulut da onu gölgeliyordu. Beraber gazvelere çıkardık. Çok namaz kıldığı için onu bekleyemezdik. Bir gece, o namaz kılarken aslan sesi işittik. Hepimiz kaçtık; o namazı terk etmedi. Ona:<br />
<br />
&#8220;-Aslandan korkmuyor musun?&#8221; dediğimizde: <br />
<br />
&#8220;-Ben, Allah ( C.C)&#8217;tan başkasından korkmaktan hayâ ederim!&#8221; dedi. (Ahmed bin Hanbel, Kitabü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İbn-i İshak rivâyet eder:<br />
<br />
Abdurrahman bin Esved, Medîne&#8217;ye yanımıza geldi. Ayağı sakattı. Sabaha kadar tek ayağı üzerinde durarak namaz kıldı. Yatsı abdestiyle bize sabah namazını kıldırdı. (Ahmed b. Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd) <br />
<br />
 <br />
<br />
* * *<br />
<br />
İbn-i Cüreyc&#8217;in naklettiğine göre, &#8220;Ata bin Ebî Rebah yaşlanınca ve zayıflayınca dahî bir rekatta Bakara Sûresi&#8217;nden iki yüz âyet okurdu.&#8221; (Ahmed bin Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Osman bin Hâkim, Said bin Müseyyeb&#8217;in &#8220;Otuz senedir müezzin ezan okurken ben hep mesciddeydim.&#8221; dediğini nakleder. (Ahmed bin Hanbel, Kitâbü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sâbit -rahmetullâhi aleyh- diyor ki:<br />
<br />
İbn-i Zübeyr, secdeyi öyle uzun ve hareketsiz yapardı ki, kuşlar gelir, omzuna konardı. Bazen de öyle rükû ederdi ki, bütün gece rükû ile geçerdi. Bazen de secdeyi uzatır, bütün geceyi secde ile geçirirdi.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
<br />
Zeynelâbidîn Hazretleri, abdest için kalktığında sararıp solar, namaza başlayacağı zaman ayakları titrerdi. Sebebini soranlara:<br />
<br />
&#8220;-Kimin huzuruna çıkacağımdan haberiniz yok mu?&#8221; diye cevap verirdi. (Ebû Nuaym, Hilye)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hazret-i Hüseyin abdest aldığı zaman benzi sapsarı olurdu. Âilesi, kendisinden bunun sebebini sorduklarında şu cevabı verirdi:<br />
<br />
&#8220;-Bilmiyor musunuz ben kime kıyam etmeye hazırlanıyorum?!&#8221; (İmam Gazâlî, İlâhî Nizam)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Misver bin Mahreme -rahmetullâhi aleyh-&#8217;ten:<br />
<br />
Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere:<br />
<br />
&#8220;-Durumu nasıl?&#8221; dedim.<br />
<br />
&#8220;-Gördüğün gibi baygın!..&#8221; diye cevap verdiler.<br />
<br />
&#8220;-Namazı hatırlatarak onu uyandırın. Namazdan daha önemli bile olsa, başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız!..&#8221; dedim.<br />
<br />
Bunun üzerine:<br />
<br />
&#8220;-Ey mü&#8217;minlerin emîri!.. Namaz vakti geldi.&#8221; dediler.<br />
<br />
&#8220;-İslâm&#8217;da namazı olmayanın dîni de yoktur; kalkayım!..&#8221; dedi. Yarasından kan aka aka namazını kıldı. (Taberânî)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ahmed bin Dinar der ki:<br />
<br />
&#8220;İbn-i Zübeyr&#8217;in -rahmetullâhi aleyh- Kâbe&#8217;de Hicr-i İsmail&#8217;de gözlerini yumarak namaz kıldığını gördüm. Haccac tarafından mancılıkla bir taş atıldı. Elbisesine değdiği hâlde namazdan ayrılmadı.&#8221; (Ahmed bin Hanbel, Kitabü&#8217;z-Zühd)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Meymun bin Mihran anlatıyor:<br />
<br />
Ömer bin Abdülaziz bir gün saçlarını yağlayıp taramakla meşgul olurken cemaati kaçırdı ve öğle namazını tek başına kılmak zorunda kaldı. Bu, O&#8217;nun babasına şikâyet edilmesi için yeterli bir suç kabul edilerek durumu derhal Mısır vâlisi olan babası Abdülaziz&#8217;e bildirildi. Abdulaziz bunu duyunca, derhal adam gönderdi. Gönderilen şahsın vazifesi Ömer&#8217;in saçlarını kökten kesmekti. Değil mi ki, o saç, onun cemaate gitmesine mani olmuştu, öyle ise kesilmeliydi. (İbnü&#8217;l Cevzî, Allah ( C.C) Dostları, c: 2)</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[HİKAYE]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4336</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 12:36:26 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4336</guid>
			<description><![CDATA[BERABER BİR HİKAYE YAZMAYA NE DERSİNİZ? BİR SEFERDE HERKES 3 KELİME YAZMAK ZORUNDA. BİR ÖNCEKİ YAZILANLA UYUMLU OLMALI. HADİ BİSMİLLAH KOLAY GELSİN.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BERABER BİR HİKAYE YAZMAYA NE DERSİNİZ? BİR SEFERDE HERKES 3 KELİME YAZMAK ZORUNDA. BİR ÖNCEKİ YAZILANLA UYUMLU OLMALI. HADİ BİSMİLLAH KOLAY GELSİN.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GÖMLEK ÇIKARINCA...]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4335</link>
			<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 21:19:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4335</guid>
			<description><![CDATA[BU HABERİ BİR OKUYUN.<br />
<font color="red">Ziyaretciler mesaj icerisindeki linkleri goremezler. Linkleri gorebilmek icin lutfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tiklayarak kayit olunuz.</font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BU HABERİ BİR OKUYUN.<br />
<font color="red">Ziyaretciler mesaj icerisindeki linkleri goremezler. Linkleri gorebilmek icin lutfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tiklayarak kayit olunuz.</font>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ANADOLUGENCLİK]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4334</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 14:36:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4334</guid>
			<description><![CDATA[ANADOLUGENCLİK KARDEŞİMİZ VATANİ GÖREVİNİ YAPMAYA GİTMİŞTİR. CENAB-I HAK ONA VE TÜM ASKER KARDEŞLERİMİZE HAYIRLI GÖREV VE TEZKERELER NASİP ETSİN.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ANADOLUGENCLİK KARDEŞİMİZ VATANİ GÖREVİNİ YAPMAYA GİTMİŞTİR. CENAB-I HAK ONA VE TÜM ASKER KARDEŞLERİMİZE HAYIRLI GÖREV VE TEZKERELER NASİP ETSİN.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Karınca Kito]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4333</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 14:24:38 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4333</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="color: #DAA520;"><span style="font-size: xx-small;">Mahkumun biri, yalnız kaldığı hücre içinde bir karınca ile arkadaşlık yapar. Kito adını verdiği bu karınca zaman içerisinde adamın talimatlarına göre hareket eder hatta takla atmayı bile öğrenir.<br />
<br />
Mahkum, insanların Kito&#8217;ya hayran kalacağını ve göreceği büyük ilgi sayesinde zengin olacağının hayalini kurmaktadır. Hapisten tahliye olduğu gün Kito&#8217;yu kibrit kutusunun içine koyarak bir kafeteryaya gider. Amacı insanların Kito&#8217;ya nasıl tepki vereceğini test etmektir.<br />
<br />
Karıncayı kibrit kutusundan çıkaran eski mahkum garsonu çağırır. Amacı garsona Kito&#8217;nun marifetlerini göstermektir. Garsona "Masanın üstünde duran şu karıncayı görüyor musun?" diye sorar sormaz, garson elindeki bezle karıncayı alır ve "Afedersiniz beyefendi" diyerek Kito&#8217;yu öldürür.<br />
<br />
Her kişinin kendine ait değerleri ve inançları vardır. Bir kişi için çok önemli olan bir olay diğeri için pek de önemli olmayabilir. Kişileri kendi inanç sistemimize göre değerlendirirsek sorunlarla karşılaşabiliriz. Yapmamız gereken kişilerin inanç ve değerlerine saygılı olmak ve ilişkilerimizde kendimizi onların yerine koyarak hareket etmektir</span>.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kaynak =) ShiftDelete</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="color: #DAA520;"><span style="font-size: xx-small;">Mahkumun biri, yalnız kaldığı hücre içinde bir karınca ile arkadaşlık yapar. Kito adını verdiği bu karınca zaman içerisinde adamın talimatlarına göre hareket eder hatta takla atmayı bile öğrenir.<br />
<br />
Mahkum, insanların Kito&#8217;ya hayran kalacağını ve göreceği büyük ilgi sayesinde zengin olacağının hayalini kurmaktadır. Hapisten tahliye olduğu gün Kito&#8217;yu kibrit kutusunun içine koyarak bir kafeteryaya gider. Amacı insanların Kito&#8217;ya nasıl tepki vereceğini test etmektir.<br />
<br />
Karıncayı kibrit kutusundan çıkaran eski mahkum garsonu çağırır. Amacı garsona Kito&#8217;nun marifetlerini göstermektir. Garsona "Masanın üstünde duran şu karıncayı görüyor musun?" diye sorar sormaz, garson elindeki bezle karıncayı alır ve "Afedersiniz beyefendi" diyerek Kito&#8217;yu öldürür.<br />
<br />
Her kişinin kendine ait değerleri ve inançları vardır. Bir kişi için çok önemli olan bir olay diğeri için pek de önemli olmayabilir. Kişileri kendi inanç sistemimize göre değerlendirirsek sorunlarla karşılaşabiliriz. Yapmamız gereken kişilerin inanç ve değerlerine saygılı olmak ve ilişkilerimizde kendimizi onların yerine koyarak hareket etmektir</span>.</span></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kaynak =) ShiftDelete</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[10 Teknikle Yalancıyı Yakalayın]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4332</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 14:13:55 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4332</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: xx-small;"><div style="text-align: center;">1.Kişinin gülümsemesini inceleyin.Zorla yapılan gülümsemeler sadece ağızla yapılır Rahatmış gibi görünmesine rağmen gerilimi ya da gerçek anlamda mutlu olmadığını anlayabilirsiniz.Zoraki gülümsemelerin çoğunda dişler gözükmez, gerçek gülümsemelerin çoğundaysa azda olsa görülür.Gerçek gülümseme ağızla değil , yüzle yapılır.Gözler kısılır , dişler görülür , gamzeler ortaya çıkar.Çok az insan gerçek ve sahte gülümsemesini senkronize edebilir.<br />
<br />
<br />
2.El , kol ve bacaklara dikkat! Yalan esnasındaki gerilim sebebiyle hareketsiz, katı veya sun´i hareket içinde olabilirler.Eller kavuşuk , ellerle kafa taranıyor , kulak ve burunla oynanıyor gibi yapılmaktadır.El açık şekilde göğüs ve kalbe doğru hareket etmiyordur. <br />
<br />
<br />
3.Terliyor mu?Yalan söyleyenler yalanlarından fazla ter atarlar. <br />
<br />
<br />
4.Gerekli gereksiz çok fazla şey söylüyorlar mı ?Söylüyorlarsa çaresizlik içinde sizi kendilerine inandırmaya çalışıyorlardır. <br />
<br />
<br />
5.Gözbebeklerinin hareketlerine bakın.Yalan söyleyenler doğrudan göz kontağına geçmek istemezler.Çok göz kırpmya başlayabilirler.Sağ elini kullanan birine soru sorduğunuzda gözbebeği sağa kayarsa birşey hatırlamaya çalışıyordur , sola kayarsa pratik zekasını kullanıp uyduracak demektir.Sol elini kullananlar için tam tersi geçerlidir. <br />
<br />
<br />
6.Duygusal olarak inceleyin.Duygular geriden gelirler, normalden uzun süre kalırlar ve birden dururlar.Bu yüzden kişinin bazen söylediğiyle heyecanı birbirini tutmayabilir. <br />
<br />
<br />
7.Sorularınıza tepkisini yakından izleyin.Yalancılar kendilerini rahatsız hissettikleri için ya vücutlarını başka yöne çevirmeye veya kaçmaya çalışırla ya da sizinle aralarında bir nesne koymak isterler.Suçsuzlar saldırıya , suçlular anında savunmaya geçerler. <br />
<br />
<br />
8.Kelimeleri kasıtlı kullanıp kullanmadıklarını düşünün.Bazı söylemler ipuçları verir: * Sizin kelimelerinizi tekrarlayarak cevap verirler. * Hiçbirşeyi küçültmezler. * Doğrudan cevaplardan kaçınırlar , yuvarlak ve genel cevap verirler. * Çok fazla konuşarak sizi ikna etmeye çalışırlar. * monoton bir tonda konuşurlar. * Kötü cümleler kurarlar. * Konuyu amacından saptırmak için espri ve alaya kaçabilirler. <br />
<br />
<br />
9.Konuşamaya başlamadan önce kısa bir sessizlik anı meydana getirin.Kişinin ne kadar rahatsız olup olmadığını inceleyin. <br />
<br />
<br />
10.Konuyu birden değiştirin.Suçsuz insan konunun değiştirilmesinden rahatsız olup geri dönmek isteyecek , yalancıyla kurtulduğunu düşünecektir.</div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: xx-small;"><div style="text-align: center;">1.Kişinin gülümsemesini inceleyin.Zorla yapılan gülümsemeler sadece ağızla yapılır Rahatmış gibi görünmesine rağmen gerilimi ya da gerçek anlamda mutlu olmadığını anlayabilirsiniz.Zoraki gülümsemelerin çoğunda dişler gözükmez, gerçek gülümsemelerin çoğundaysa azda olsa görülür.Gerçek gülümseme ağızla değil , yüzle yapılır.Gözler kısılır , dişler görülür , gamzeler ortaya çıkar.Çok az insan gerçek ve sahte gülümsemesini senkronize edebilir.<br />
<br />
<br />
2.El , kol ve bacaklara dikkat! Yalan esnasındaki gerilim sebebiyle hareketsiz, katı veya sun´i hareket içinde olabilirler.Eller kavuşuk , ellerle kafa taranıyor , kulak ve burunla oynanıyor gibi yapılmaktadır.El açık şekilde göğüs ve kalbe doğru hareket etmiyordur. <br />
<br />
<br />
3.Terliyor mu?Yalan söyleyenler yalanlarından fazla ter atarlar. <br />
<br />
<br />
4.Gerekli gereksiz çok fazla şey söylüyorlar mı ?Söylüyorlarsa çaresizlik içinde sizi kendilerine inandırmaya çalışıyorlardır. <br />
<br />
<br />
5.Gözbebeklerinin hareketlerine bakın.Yalan söyleyenler doğrudan göz kontağına geçmek istemezler.Çok göz kırpmya başlayabilirler.Sağ elini kullanan birine soru sorduğunuzda gözbebeği sağa kayarsa birşey hatırlamaya çalışıyordur , sola kayarsa pratik zekasını kullanıp uyduracak demektir.Sol elini kullananlar için tam tersi geçerlidir. <br />
<br />
<br />
6.Duygusal olarak inceleyin.Duygular geriden gelirler, normalden uzun süre kalırlar ve birden dururlar.Bu yüzden kişinin bazen söylediğiyle heyecanı birbirini tutmayabilir. <br />
<br />
<br />
7.Sorularınıza tepkisini yakından izleyin.Yalancılar kendilerini rahatsız hissettikleri için ya vücutlarını başka yöne çevirmeye veya kaçmaya çalışırla ya da sizinle aralarında bir nesne koymak isterler.Suçsuzlar saldırıya , suçlular anında savunmaya geçerler. <br />
<br />
<br />
8.Kelimeleri kasıtlı kullanıp kullanmadıklarını düşünün.Bazı söylemler ipuçları verir: * Sizin kelimelerinizi tekrarlayarak cevap verirler. * Hiçbirşeyi küçültmezler. * Doğrudan cevaplardan kaçınırlar , yuvarlak ve genel cevap verirler. * Çok fazla konuşarak sizi ikna etmeye çalışırlar. * monoton bir tonda konuşurlar. * Kötü cümleler kurarlar. * Konuyu amacından saptırmak için espri ve alaya kaçabilirler. <br />
<br />
<br />
9.Konuşamaya başlamadan önce kısa bir sessizlik anı meydana getirin.Kişinin ne kadar rahatsız olup olmadığını inceleyin. <br />
<br />
<br />
10.Konuyu birden değiştirin.Suçsuz insan konunun değiştirilmesinden rahatsız olup geri dönmek isteyecek , yalancıyla kurtulduğunu düşünecektir.</div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GERÇEK KONUŞMALAR]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4331</link>
			<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 16:59:38 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4331</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #9400D3;">Müşteri : merhaba, ben Ayşe. Disketimi yuvasından çıkaramıyorum da...<br />
<br />
Teknik destek servisi: Çıkartma düğmesine bastınız, değil mi?<br />
<br />
Müşteri : Elbette. Sıkıştı herhalde.<br />
<br />
Tek.Des: Tamam hanımefendi, not alıyorum. Bir arkadaş gelir bakar.<br />
<br />
Müşteri : Bi dakka! Disketi henüz yuvasına koymamışım, masanın üzerinde duruyor. Afedersiniz.<br />
<br />
<br />
<br />
***</span><br />
<br />
<br />
Tek.Des: Nasıl bir bilgisayarınız var Ömer bey?<br />
<br />
Müşteri : Beyaz.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Ekranınızın solundaki 'Bilgisayarım' ikonunu tıklar mısınız?<br />
<br />
Müşteri : Sizin solunuz mu, benim solum mu?<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Günaydın. Size nasıl yardımcı olabilirim?<br />
<br />
Müşteri : Merhaba. Yazıcım çalışmıyor da...<br />
<br />
Tek.Des: Anladım. 'Başlat' tuşuna basar mısınız?<br />
<br />
Müşteri : Bak dostum! Ben Bill Gates değilim. Bana öyle teknik konuşma!<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Merhaba. Ben Ays u. Bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Her deneyişimde 'yazıcı bulunamıyor' diye bir ikaz yazısı çıkıyor. Yazıcıyı kaldırdım ekranın önüne koydum, hâlâ 'yazıcı bulunamıyor' diyor.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Yazıcımdan renkli çıktı alamıyorum. Bir şeyi eksik mi yapıyorum acaba?<br />
<br />
Tek.Des: Yazıcınız renkli mi?<br />
<br />
Müşteri : Aaah! Afedersiniz ya...<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Şimdi ekranınızın üzerinde ne var hanımefendi?<br />
<br />
Müşteri : Eşimin doğum günümde hediye ettiği ayıcık. Niye?<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Klavyem çalışmıyor.<br />
<br />
Tek.Des: Bilgisayara bağlı mı acaba?<br />
<br />
Müşteri : Bilgisayaın arkasına ulaşamıyorum.<br />
<br />
Tek.Des: Klavyenizi elinize alın ve on adım geri gidin.<br />
<br />
Müşteri : Tamam.<br />
<br />
Tek.Des: Klavye sizinle geldi mi?<br />
<br />
Müşteri : Evet.<br />
<br />
Tek.Des: Bu, klavyeniz bilgisayara bağlı değil demek oluyor.<br />
<br />
Müşteri : A-a! Masada bir klavye daha var... Hah! Bu çalışıyor.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Şifrenizi söylüyorum: küçük c, büyük a, küçük n, 7<br />
<br />
Müşteri : 7 büyük mü, küçük mü?<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Nete giremiyorum. (dial-up dönemi)<br />
<br />
Tek.Des: Parolanızı doğru girdiniz mi acaba?<br />
<br />
Müşteri : Tabi. Arkadaşımın girdiği parolanın aynısı girdim.<br />
<br />
Tek.Des: Arkadaşınızın girdiği parola neydi?<br />
<br />
Müşteri : Beş yıldız.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Hangi anti-virüs programını kullanıyorsunuz efendim?<br />
<br />
Müşteri : Windows<br />
<br />
Tek.Des: O anti-virüs programı değil efendim.<br />
<br />
Müşteri : Afedersiniz; internet explorer`dı.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Çok büyük bir problemim var. Arkadaş bilgisayarıma bir ekran koruyucu koydu. Ama mouse`ı oynatınca kayboluyor ya!<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Buyurun efendim?<br />
<br />
Müşteri : Eee! İlk defa mail gönderiyorum da...<br />
<br />
Tek.Des: Tamaam! Ben size yardım edeyim.<br />
<br />
Müşteri : Adresteki 'a'yı yazdım da, çevresine daireyi nasıl çizeceğim?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #9400D3;">Müşteri : merhaba, ben Ayşe. Disketimi yuvasından çıkaramıyorum da...<br />
<br />
Teknik destek servisi: Çıkartma düğmesine bastınız, değil mi?<br />
<br />
Müşteri : Elbette. Sıkıştı herhalde.<br />
<br />
Tek.Des: Tamam hanımefendi, not alıyorum. Bir arkadaş gelir bakar.<br />
<br />
Müşteri : Bi dakka! Disketi henüz yuvasına koymamışım, masanın üzerinde duruyor. Afedersiniz.<br />
<br />
<br />
<br />
***</span><br />
<br />
<br />
Tek.Des: Nasıl bir bilgisayarınız var Ömer bey?<br />
<br />
Müşteri : Beyaz.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Ekranınızın solundaki 'Bilgisayarım' ikonunu tıklar mısınız?<br />
<br />
Müşteri : Sizin solunuz mu, benim solum mu?<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Günaydın. Size nasıl yardımcı olabilirim?<br />
<br />
Müşteri : Merhaba. Yazıcım çalışmıyor da...<br />
<br />
Tek.Des: Anladım. 'Başlat' tuşuna basar mısınız?<br />
<br />
Müşteri : Bak dostum! Ben Bill Gates değilim. Bana öyle teknik konuşma!<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Merhaba. Ben Ays u. Bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Her deneyişimde 'yazıcı bulunamıyor' diye bir ikaz yazısı çıkıyor. Yazıcıyı kaldırdım ekranın önüne koydum, hâlâ 'yazıcı bulunamıyor' diyor.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Yazıcımdan renkli çıktı alamıyorum. Bir şeyi eksik mi yapıyorum acaba?<br />
<br />
Tek.Des: Yazıcınız renkli mi?<br />
<br />
Müşteri : Aaah! Afedersiniz ya...<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Şimdi ekranınızın üzerinde ne var hanımefendi?<br />
<br />
Müşteri : Eşimin doğum günümde hediye ettiği ayıcık. Niye?<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Klavyem çalışmıyor.<br />
<br />
Tek.Des: Bilgisayara bağlı mı acaba?<br />
<br />
Müşteri : Bilgisayaın arkasına ulaşamıyorum.<br />
<br />
Tek.Des: Klavyenizi elinize alın ve on adım geri gidin.<br />
<br />
Müşteri : Tamam.<br />
<br />
Tek.Des: Klavye sizinle geldi mi?<br />
<br />
Müşteri : Evet.<br />
<br />
Tek.Des: Bu, klavyeniz bilgisayara bağlı değil demek oluyor.<br />
<br />
Müşteri : A-a! Masada bir klavye daha var... Hah! Bu çalışıyor.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Şifrenizi söylüyorum: küçük c, büyük a, küçük n, 7<br />
<br />
Müşteri : 7 büyük mü, küçük mü?<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Nete giremiyorum. (dial-up dönemi)<br />
<br />
Tek.Des: Parolanızı doğru girdiniz mi acaba?<br />
<br />
Müşteri : Tabi. Arkadaşımın girdiği parolanın aynısı girdim.<br />
<br />
Tek.Des: Arkadaşınızın girdiği parola neydi?<br />
<br />
Müşteri : Beş yıldız.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Hangi anti-virüs programını kullanıyorsunuz efendim?<br />
<br />
Müşteri : Windows<br />
<br />
Tek.Des: O anti-virüs programı değil efendim.<br />
<br />
Müşteri : Afedersiniz; internet explorer`dı.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Müşteri : Çok büyük bir problemim var. Arkadaş bilgisayarıma bir ekran koruyucu koydu. Ama mouse`ı oynatınca kayboluyor ya!<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
Tek.Des: Buyurun efendim?<br />
<br />
Müşteri : Eee! İlk defa mail gönderiyorum da...<br />
<br />
Tek.Des: Tamaam! Ben size yardım edeyim.<br />
<br />
Müşteri : Adresteki 'a'yı yazdım da, çevresine daireyi nasıl çizeceğim?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[forum üyeliği..ya sabır :)]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4330</link>
			<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 16:57:38 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4330</guid>
			<description><![CDATA[[/color&#93;[color=#9400D3&#93;Forum bu işte abi..<br />
- Neresini dolduruyoz bu formun ?<br />
+Form degil bu abi. Forum. Gel bak üye yapayım seni.. Sen şu formu doldur tamam bak kullanıcı adını felan gir.<br />
-Bu forumu mu dolduracam ?<br />
+Yok abi forum degil bu form<br />
-Başlıcam şimdi haaa bi karar ver artık forum mu form mu ?<br />
--------------------<br />
+Forum bundan ibaret abi gel şimdi seni bi üye yapalım. Kullanıcı adın ne olsun ?<br />
-Ne demek o. Ahmet işte bilmiyon mu ?<br />
+Yok abi nickin yani.<br />
-Neyim ? Manyak mısın ne diyon sen. Dur ben sana nüfus cüzdanımı veriyim oradan bak.<br />
+Yok abi yanlış anladın yani takma adın<br />
-Heee öle desene cocuuum. Molla Ahmet derler bana bizim koyde<br />
------------------<br />
+ bak burası benim yöneticilik yaptığım sitenin forumu.<br />
- aaa + sen apartman yöneticisi mi oldun burası da apartmanın bodrumu öyle mi<br />
+ yok bodrum değil, forum. burada çeşitli konu başlıkları açılır ve üyelerimiz bunlara düşüncelerini yazarlar, eklentiler yaparlar, anketlere katılırlar vs.<br />
- aidat parası alıyo musunuz üyelerden<br />
+ diyorum ki sanal bi ortam. keyifli vakit geçirdiğimiz, yeni şeyler öğrendiğimiz, yeni haberler okuduğumuz bir yer.<br />
- postacı mı geliyor kapıya<br />
+ koyacam kafayı şimdi. ulan nerden tanıştım bu hıyarla-----------<br />
+ bak işte bizim forum bu.. bak burdan da üye oluyon işte tamam mı<br />
- tamam<br />
(2 hafta sonra)<br />
- Ne biçim forum bu 2 haftadır üyeyim kilomda bir değişiklik yok.. siz milleti kandırıyonuz mu<br />
+ ne diyon - sen ne zayıflaması<br />
- sus sus bu forum deil mi e ben ülker forum yiyince zayıflıyom bunda niye zayıflamıyom söyle<br />
+ tamam çık forumdan.. bende düşünüyom niye bu kız böyle agresif bu forumda meğer nedeni buymuş.<br />
- hem suçlu hem güçlü.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[/color][color=#9400D3]Forum bu işte abi..<br />
- Neresini dolduruyoz bu formun ?<br />
+Form degil bu abi. Forum. Gel bak üye yapayım seni.. Sen şu formu doldur tamam bak kullanıcı adını felan gir.<br />
-Bu forumu mu dolduracam ?<br />
+Yok abi forum degil bu form<br />
-Başlıcam şimdi haaa bi karar ver artık forum mu form mu ?<br />
--------------------<br />
+Forum bundan ibaret abi gel şimdi seni bi üye yapalım. Kullanıcı adın ne olsun ?<br />
-Ne demek o. Ahmet işte bilmiyon mu ?<br />
+Yok abi nickin yani.<br />
-Neyim ? Manyak mısın ne diyon sen. Dur ben sana nüfus cüzdanımı veriyim oradan bak.<br />
+Yok abi yanlış anladın yani takma adın<br />
-Heee öle desene cocuuum. Molla Ahmet derler bana bizim koyde<br />
------------------<br />
+ bak burası benim yöneticilik yaptığım sitenin forumu.<br />
- aaa + sen apartman yöneticisi mi oldun burası da apartmanın bodrumu öyle mi<br />
+ yok bodrum değil, forum. burada çeşitli konu başlıkları açılır ve üyelerimiz bunlara düşüncelerini yazarlar, eklentiler yaparlar, anketlere katılırlar vs.<br />
- aidat parası alıyo musunuz üyelerden<br />
+ diyorum ki sanal bi ortam. keyifli vakit geçirdiğimiz, yeni şeyler öğrendiğimiz, yeni haberler okuduğumuz bir yer.<br />
- postacı mı geliyor kapıya<br />
+ koyacam kafayı şimdi. ulan nerden tanıştım bu hıyarla-----------<br />
+ bak işte bizim forum bu.. bak burdan da üye oluyon işte tamam mı<br />
- tamam<br />
(2 hafta sonra)<br />
- Ne biçim forum bu 2 haftadır üyeyim kilomda bir değişiklik yok.. siz milleti kandırıyonuz mu<br />
+ ne diyon - sen ne zayıflaması<br />
- sus sus bu forum deil mi e ben ülker forum yiyince zayıflıyom bunda niye zayıflamıyom söyle<br />
+ tamam çık forumdan.. bende düşünüyom niye bu kız böyle agresif bu forumda meğer nedeni buymuş.<br />
- hem suçlu hem güçlü.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[yüzleşme]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4329</link>
			<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 15:15:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4329</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #C71585;">Eğer birgün yolunuz üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız.Sanki düşücekmiş gibi,sanki ayakları dolaşacakmış,bir yere takılacakmış gibi.Merdiven kollarını sıkı sıkıya tutuyorsa.Aceleyle yürüyorsa mesela.Kalkacak son vapura,son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını.Yere,toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa,yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını.Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.<br />
<br />
Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız,başını yerden kaldırmıyorsa.Gözlerine hüzün düşmüşse.Karanlık değmişse bakışlarına.Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde.Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela.Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.Her şey gözlerinde kayboluyorsa.Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa.Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse.<br />
<br />
Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız,kalabalığın ortasında bir sükut yürüyorsa.Tam konuşacakken dudakları titriyorsa,saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi.Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği.Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükutsa mesela.Bir Hint hikayesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa.<br />
<br />
Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız.Konuşurken saçlarını savurmuyorsa.Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını.Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde.Yakıştıramamışsa giydiklerini.Güzelliğinden utanıyorsa mesela.Yaz sıcağında boğazlı kazak giymişse.Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına.Yada modası geçmiş bir şapka takıyorsa.Ellerini sürekli başına götürüyorsa,saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri.Ürkekse,bir başınaysa...<br />
<br />
Bilin ki o kız,başörtülü bir kızdır.<br />
<br />
<br />
Bilin ki,bir kez daha kaybetmişizdir<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #C71585;">Eğer birgün yolunuz üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız.Sanki düşücekmiş gibi,sanki ayakları dolaşacakmış,bir yere takılacakmış gibi.Merdiven kollarını sıkı sıkıya tutuyorsa.Aceleyle yürüyorsa mesela.Kalkacak son vapura,son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını.Yere,toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa,yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını.Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.<br />
<br />
Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız,başını yerden kaldırmıyorsa.Gözlerine hüzün düşmüşse.Karanlık değmişse bakışlarına.Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde.Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela.Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.Her şey gözlerinde kayboluyorsa.Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa.Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse.<br />
<br />
Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız,kalabalığın ortasında bir sükut yürüyorsa.Tam konuşacakken dudakları titriyorsa,saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi.Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği.Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükutsa mesela.Bir Hint hikayesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa.<br />
<br />
Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...<br />
<br />
<br />
Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız.Konuşurken saçlarını savurmuyorsa.Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını.Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde.Yakıştıramamışsa giydiklerini.Güzelliğinden utanıyorsa mesela.Yaz sıcağında boğazlı kazak giymişse.Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına.Yada modası geçmiş bir şapka takıyorsa.Ellerini sürekli başına götürüyorsa,saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri.Ürkekse,bir başınaysa...<br />
<br />
Bilin ki o kız,başörtülü bir kızdır.<br />
<br />
<br />
Bilin ki,bir kez daha kaybetmişizdir<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her ders için çalışma taktikleri]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4328</link>
			<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 20:29:16 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4328</guid>
			<description><![CDATA[MATEMATİK DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Matematik şekil, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki bağıntıları, düşünce yoluyla inceleyen bir bilimdir. Matematik öğreniminde temel amaç insanlarda doğuştan var olan düşünebilme kabiliyetini geliştirmektir. Matematik, karşılaşacağımız olayları ve problemleri inceleyen, araştırma ve karşılaştırma yaparak her konuda mantıklı düşünmeyi ve doğruyu bulmamızı sağlayan bir bilim dalıdır. <br />
<br />
MATEMATİK DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Derslere mutlaka ön hazırlık yapmış olarak gelmek gerekir. Derslerde öğretmenin konu anlatımı ve verdiği örnekler dikkatle izlenmeli, anlaşılmayan ve eksik kalan noktalar hemen sorulmalıdır. Öğretmenin soru çözmede kullandığı kısa yollar birimler, formüller ezberlenmek yerine sebep-sonuç ilişkisi kurarak öğrenilmelidir. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Matematik dersindeki konular derste iyi öğrenilmiş olsa bile, düzenli test çözülmezse çok çabuk unutulur. Bu derste başarılı olabilmek için ön yargısız, sabırlı ve programlı olmak şarttır. Konu konu ve günü gününe çalışmak zorunludur. Bu çalışmalarda çözülemeyen soruların vakit kaybetmeden doğru çözümleri öğrenilmelidir. Mümkün olduğunca çalışmalar çok sayıda ve farklı tarzda sorular ile zenginleştirilmelidir. <br />
Matematik dersindeki başarısızlığın temeli, kişinin yapması gereken çalışmaları zamanın da ve yeteri kadar yapmamasıdır. Düzenli çalışılıp, gerekli altyapı oluşturulduğunda matematiğin eğlenceli yönü fark edilecektir. <br />
<br />
Geometri Sorularını Kolayca Çözün ! <br />
<br />
Geometri konularını; doğrular, üçgenler, dörtgenler, çemberler uzay geometri ve analitik olmak üzere altı ana başlık olarak düşünebiliriz. Geometri sorularını açı, uzunluk, alan ve çoğunlukla hacim bulma konuları içerir. <br />
<br />
Bir üçgen sorusu; üçgenin tüm konularını içerebilir. Üçgen konusuyla ilgili tüm soruları çözebilmek için, konun tamamı ve formülleri bilinmelidir. Üçgen konusu okullarda bir yıl boyunca okutulmaktadır. Üçgen sorularını çözebilen bir kişi, az bir çalışmayla diğer konuların sorularını da çözebilir. <br />
<br />
Geometri sorularını çözmeye yeni başlayacak kişiler. Öncelikle çözümlü soruları inceleyip çözmelidir. Bu şekilde bir konudan yeterince örnek soru çözüldükten sonra, çözümsüz sorularda çözülenebilir. <br />
<br />
Geometri soruları çoğunlukla şekilli sorular olduğundan, soruların çözümü de şekil üzerindedir. Şekil üzerinde geometri sorusunu çözebilmek için, soruda verilen tüm bilgiler şekle kayıt edilmelidir. Gerekli bilgiler şekilden alınarak sorular çözülebilinir. Geometri soru çözümlerinde farklı yollardan sorular çözülebilir. Bu yolları kolay görmenin en önemli şartı konuyla ilgili yeterince örnek soru çözmektir.<br />
<br />
Geometri Sorularını Kolay Çözmek İçin<br />
<br />
Kısaca şunlar yapılmalıdır. <br />
1) Soruyu içeren konu ve formüller bilinmelidir. <br />
2) Önceden yeterince örnek soru çözülmelidir. <br />
3) Sorunun çözümü için verilen tüm bilgiler şekle yerleştirilmelidir. <br />
4) Açı sorularında ikizkenar üçgen varsa, tepe açısı tespit edilip, taban açılarının aynı olduğu şekle yazılmalıdır. <br />
5) Bir şekilde 30o, 45o, 60o, 150o, 145o, 120o varsa uygun bir köşeden dik indirilerek sorular çözülebilir. <br />
6) İkizkenar üçgen, eşkenar üçgen, ikizkenar yamuk sorularında tepe açılarından dik indirilerek sorular kolay çözülebilir. <br />
7) İki kenarı paralel olan bir dörtgen sorusunda bir köşeden paralel olamayan kenara paralel çizilerek soru kolayca çözülebilir. <br />
Yeni öğrenilen her konu mutlaka akşam tekrar edilmeli, hafta içi ve hafta sonunda birer tekrar yapılırsa konu uzun zaman hafızamızda saklı kalır. <br />
9) Başarmak istediğiniz bir konuda samimi iseniz, onu mutlaka başarırısınız. <br />
<br />
COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Coğrafyanın araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır. <br />
<br />
COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Her derste olduğu gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir. <br />
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. <br />
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir. <br />
Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız. <br />
<br />
Coğrafyada temel prensip doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye'deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler.<br />
<br />
TÜRKÇE DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Türkçe dersi dil ve anlam bilgisi olmak üzere iki temel konudan oluşur. Öğrencinin dinleme, okuma ve yazma faaliyetleri ile Türk dilinin bütün özelliklerini öğrenme, kullanma ve bu yolla bilgi edinme, kavrama, analiz ve sentez yapabilme alışkanlığı kazanması bu dersi okumadaki en önemli gerekçelerden birkaç tanesidir. Türkçe dersi kişinin anlama ve yorumlama gücünü geliştirdiği için bu derste başarılı olmak, tüm derslerdeki, özellikle sözel derslerdeki başarıyı olumlu yönde etkilemektedir. Doğru cevabı bulmak soruyu doğru okumaya, doğru anlamaya ve doğru yorumlamaya bağlıdır. <br />
<br />
TÜRKÇE DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Türkçe dersi dinlenirken; öğretmenin uyarıları dikkate alınmalı, önemli yerler işaretlemeli, anlatılanların benzerlik ve zıtlıkları karşılaştırılarak mukayese edebilme bilinci geliştirilmelidir. Türkçe dersinde konular işlenirken yakından uzağa, basitten karmaşığa ve bilinenden bilinmeyene giden bir yöntem izlenir. Ayrıca Türkçe konuları birbirinden bağımsız değildir. Bu nedenle bütün konular derste ilgi ile takip edilmelidir. Derste öğretmenin verdiği örnekler, öğrenilen konuların ince ayrıntılarını kavratmaya yönelik olduğu için bu örneklere ait özellikler üzerinde durulmalıdır. Soru sayısı en fazla olan ders olduğu için bu derse karşı önyargılı davranılmayıp anlaşılmayan bölümler öğretmene sorulmalıdır. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir. <br />
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. <br />
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.<br />
<br />
Tarih Dersine Nasıl Çalışılır? <br />
Okumaktan sıkılmayan, geçmişi merak eden ve günümüzdeki gelişmelerle geçmişi özdeşleştirmekten hoşlanan öğrenciler, tarih konularını kolayca öğrenebilmektedirler. Tarih kolay öğrenildiği gibi, kolayca da unutulabilmektedir. Çünkü, yüzlerce bilgiyi (neden - sonuç - anlaşma maddesi gibi) akılda tutmak gerekiyor. <br />
<br />
Atalarımız "Okumadan âlim, yazmadan katip olunmaz." demişler. Tarih dersine çalışırken konuları anlayarak okumalı, bir yandan da küçük küçük notlar alınmalıdır. <br />
Dersi öğretmen anlatırken iyi dinlemeli, anlaşılmayan yerler sorulmalıdır. Not tutma da ihmal edilmemelidir. Daha sonra bu notlar gözden geçirilerek, konu tekrar edilmelidir. <br />
Bilgilerinizi kontrol etmek, sağlamlaştırmak ve konulara dair yorum gücünüzü artırmak için, bulabildiğiniz kadar soru çözmelisiniz. Bol soru çözme, soru çözme hızınızı artıracağı gibi, bilgi eksikliklerinizin görülmesini de sağlayacaktır. <br />
<br />
Konularla ilgili temel bilgiler çok iyi bilinmelidir. Önemli olayların nedenleri ve sonuçları, önemli olaylar arasındaki etkileşim günümüze kadar devam eden etkileri öğrenilmelidir. <br />
Tarih konularıyla ilgili temel kavramlar ve terimler çok iyi bilinmelidir: Merkezi otorite, siyasi birlik, feodalite, rönesans, manda ve himaye gibi. <br />
Temel bilgiler ve kavramlar arasında bağlantılar kurulmalıdır. Örneğin, Haçlı Seferlerinin sonuçlarıyla Avrupa'daki siyasal, sosyal, ekonomik ve bilimsel gelişmeler arasındaki etkileşimin bilinmesi gibi. <br />
<br />
Tarih olayları arasındaki benzerlikler, ortak noktalar bilinmelidir. Örneğin, ekonomik çıkarların devletler arasında savaşa neden olması. Milliyetçilik akımının etkisiyle bağımsızlıklarını kazanmak isteyen ulusların imparatorluklara isyan etmesi veya ham madde ve pazar rekabetinin sanayileşmiş ülkeler arasında anlaşmazlıklara neden olması gibi. Buna din unsuru, egemen olma duygusu, toprak kazanma isteği de örnek olarak gösterilebilir. <br />
Geçmiş yıllarda çıkan ÖSS ve ÖYS soruları çözülmelidir. <br />
Konular halledildikten sonra bolca test çözülmelidir.<br />
<br />
BİYOLOJİ DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Biyoloji, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Canlılara ait olan olayları pozitif bilim metotlarıyla açıklamaya çalışır. Biyoloji, yaşamsal olaylar arasında ilişki kurup hayatı kolaylaştırır. Sebep-sonuç ilişkileri kurarak yaşamı kavrama ve edinilen bilgilerden faydalanarak problemleri çözmeye çalışır. İşte tüm bunlar biyoloji öğrenmenin temel amaçlarıdır. <br />
Biyoloji öğretiminin sonucunda canlılar, sistemler, basit anlamda yaşam ve onu oluşturan unsurlar kavratılır ve bunlar pratik hayatta kullanılabilecek veriye dönüştürülür. Biyoloji dersi bilgi ağırlıklı olması sebebiyle anlatımın yanında grafik, şekil, tablo ve şema ile desteklenerek yorum yaptırılan, muhakeme ve karşılaştırma gerektiren, ezberle öğrenilemeyecek, çok önemli bir fen bilimleri dersidir. Bazı ünitelerin biyolojide temel olması nedeniyle ilerleyen ünitelere gelince temel konuların tekrar gözden geçirilmesi gerekir. <br />
<br />
BİYOLOJİ DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Her ders için geçerli olduğu gibi biyoloji dersinde de başarılı olmanın temelinde dersin derste öğrenilmesi koşulu vardır. Öğrenci etkin dinleme çerçevesinde karşılıklı diyalog ile konuları pekiştirmeli ve kafasına takılan soruları anında sorarak çözüm yolu bulmalıdır. "Bu derste konuyu anlamasam da olur. Anlatan biri elbette bulunur. " fikri zihninize yerleşmişse dersi takip etmede sorun yaşayabilirsiniz. Biyoloji dersinde mantıksal bilgi ön planda olduğu için konular dinlenirken önemli noktalar kaçırılmamalıdır. Canlı varlıklara karşı ilgili bir zihinsel hazırlık ve merak güdüsü de biyoloji öğrenmeyi kolaylaştırır. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Biyoloji, Latince terimlerin ağırlıklı olduğu bir derstir. Dershanede veya okulda öğretmenden dersi dinledikten sonra kelimelerin akılda tutulabilmesi için mutlaka tekrar edilmesi gerekir. Çünkü ilk kez duyulan kelimelerin unutulması daha kolaydır. Bir gün sonra işleyeceğiniz konuya ön hazırlık yaparak veya en az bir kez okuyarak gelirseniz daha kalıcı ve kolay bir öğrenme gerçekleştirmiş olursunuz. Biyoloji dersi çalışırken önemli noktaların altı çizilmeli gerekli notlar alınmalıdır. Böylelikle konuların önemli yerleri notlardan tekrar edilebilir. Ders çalışılırken sebep-sonuç ilişkisi dikkate alınarak ezberden kaçınılmalıdır. Ezber; muhakeme sorularını çözmekte sizi zora sokabilir. Öğrenilen konular periyodik zamanlarda soru çözülerek pekiştirilmeli, unutulma engellenmelidir. Her derste olduğu gibi biyoloji dersi de önem verilmesi gereken, çalışma ve emek isteyen bir derstir. Biyoloji atlasından, şekillerden, kitaptaki grafik ve tablolardan faydalanılması öğrencinin görme duyusunu da geliştireceğinden etkili bir öğrenme sağlanmış olacaktır. KİMYA DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Kimya dersi, maddelerin yapısını, özelliklerini, birbirleri ile olan etkileşimlerini inceler. Bu dersle, gözlemlerin formüle edilişi, analitik düşünme ve problem çözme yeteneği kazandırılmaya çalışılır. Kimya başlı başına bir bilim olmasına rağmen matematik, biyoloji ve fizik dersleri ile de bağlantılıdır. Bu sebeple ÖSS'de çıkan bazı kimya soruları biyoloji ve fizik konularını da kapsamaktadır. Eğer matematik dersinde başarılı iseniz kimya dersinde de başarılı olmanız kuvvetle muhtemeldir. Özellikle trigonometri, denklem kurma, grafikler ve türev gibi matematiğe ait konuların, bağıntı ve formüllerin iyi öğrenilmesi kimya dersine ait çalışmalarınızda işinizi kolaylaştırır. <br />
<br />
KİMYA DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Derste aktif olmanız gerekir. Bunun için derste işlenecek konuya ön hazırlık yaparak gelmeniz, hem aktif olmanızı, hem de konuya daha hızlı hakim olmanızı sağlar. Bu şekilde derste işlenen konuya dair eksiklerinizi fark ederek kısa sürede konunun bütününe hakim olabilirsiniz. <br />
Tüm derslerde olduğu gibi kimya dersinde de başarılı olmak için kimya dersine veya bazı kimya konularına karşı önyargıdan kaçınmak gerekir. Dersi iyi dinlemeli, ayrıntıya kaçmadan önemli gördüğünüz yerlerin altını çizmelisiniz. Anlamadığınız yerleri öğretmene sormaktan çekinmemelisiniz. Öğretmen tarafından sınıfta örnek olarak çözülen sorulara da dikkat etmelisiniz. <br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Dersi derste dinlediğiniz zaman yapmanız gereken görevin % 70'ni halletmişsiniz demektir. Bundan sonraki göreviniz ise öğrenmiş olduklarınızı pekiştirmek, unutmamak, ve tam manasıyla öğrenemediğiniz konuları da öğrenmeye çalışmaktır. Dershaneden aldığınız tüm kaynakları bireysel çalışmalarda kullanmalısınız. Farklı kaynaklardan da yararlanarak değişik soru tiplerine aşinalık kazanabilirsiniz. Konu ve soru kitaplarını bitirdikten sonra ÖSS denemeleri çözerek kendinizi geliştirebilirsiniz. En iyi öğrenme yollarından biri de deneme sınavlarının sonunda yapamadıklarınızı veya boş bıraktıklarınızı öğretmenlerinizle ve arkadaşlarınızla tartışarak öğrenmeye çalışmanızdır<br />
<br />
.FİZİK DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Fizik dersi, Fen grubu dersleri içerisinde yer alan, bireylerin sayısal kapasitelerini kullanmalarını gerektiren, yorum ağırlıklı bir derstir. <br />
Vektör kavramını, sayısal bazı işlemleri hatta yorum yeteneğini de içerdiğinden bir çok dersten faydalanır ve bir çok derse ışık tutar. <br />
Vektör, kuvvet, moment, ağırlık merkezi, basit makineler, kütle- öz kütle, sıvıların statiği, sıcaklık ve genleşme, hareket, enerji, elektrostatik, elektrik akımı ve optik ÖSS'de çıkan belli başlı fizik konularıdır. Yanlış bir önyargı sonucu öğrenciler tarafından branş dersleri içerisinde en zor olarak algılanan derslerden birisi fiziktir. Başarısızlığın temel nedeni de budur. Fizik dersini de diğer dersler gibi algılamak gerekir. <br />
Bazı basit temel esaslar yerine getirildikten sonra öğrenilmesi kolay ve zevkli bir derstir. <br />
<br />
FİZİK DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ <br />
<br />
ÖSS'deki 45 soruluk fen grubu dersleri içerisinde 19 soru ile en fazla soru çıkan ders olup bir sayısal öğrencisinin mutlaka öğrenmesi gereken bir derstir. ÖSS'de çıkan fizik sorularının zorluk derecesini üç gruba ayırabiliriz. %25'i kolay, %50'si normal, %25'si ise çeldirici özellik taşıyan ve yoruma ihtiyaç duyulan zor nitelikteki sorulardır. Fizik dersine programlı çalışan bir öğrenci soruların %75'ini rahatlıkla çözebilir. <br />
Fizik dersinde sıralama soruları, kıyaslama ve fark alma soruları, oran soruları, ilke soruları belli başlı soru tipleridir. <br />
Fizik soruları genellikle şekilli ve soru metni ile şekilde birbirinin tamamlayıcısı olduğundan her ikisi birlikte dikkate alınarak verilen ve istenilen değerler belirlenmelidir. <br />
İlkeli sorularda önce soru kökü okunmalı ve ilkeler bu amaca uygun olarak incelenmelidir.Sorulara ezberci mantıkla değil, düşünce ve yorumla yaklaşılmalıdır. Soru çözerken mümkünse şekil ve grafik çizerek olay somutlaştırılmalı ve zaman kaybı önlenmelidir. Özellikle altı çizili, en az, en çok, kesinlik ve benzeri ifade eden anahtar kelimelere dikkat edilmelidir. <br />
<br />
FİZİK DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Fizik dersini derste anlamak başarmak için ön koşuldur. Derste öğretmenin yaptığı açıklama ve verdiği örnekler çok dikkatli takip edilmeli, bütün ayrıntılar dikkate alınmalıdır. Sorular, çözümler, grafikler ve çizimler hatasız bir şekilde deftere geçirilmelidir. Öğretmen konuyu anlatırken veya örnek sorular çözerken anlaşılmayan bölümler vakit kaybedilmeden sorulmalı ve öğrenilmelidir. İşlenecek konuları daha rahat anlamak ve takip etmek için muhakkak derslere hazır gelinmelidir. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Fizik dersinde başarılı olabilmek için ders sonrası düzenli ve programlı tekrar zorunludur. Konu ile ilgili temel kavramlar iyi öğrenilmelidir. Anlaşılamayan kavram, tanım ve alt başlıklar, derslerde tutulmuş notlar günlük tekrarlarda gözden geçirilmeli, örnek sorularla öğrenme pekiştirilmelidir. <br />
Geçmiş yıllara ait sorular çözülmeli, MEB müfredatını esas alan fizik kitabı temel kaynak olmak şartı ile eldeki yardımcı ders kitapları, ders notları soru bankları gibi dokümanların hepsinden faydalanmak gerekir. <br />
<br />
DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ: <br />
<br />
A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Sözel puanın önemli olduğu öğrenciler için çok fazla dikkate alınmayan bir derstir. Fakat günlük hayat tecrübesi ile çözülebilecek, basit matematik işlemleri ile yapılabilecek soruların olması, zaman kaldığında bu dersle ilgili soruların incelenmesi faydalı olacaktır. <br />
<br />
B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Sayısal gruptaki belirleyici derslerin başında yer alır. Yüksek puan alabilmek için, fizikte başarı şarttır. Bu grup içinde yer alan öğrencilerin konu ayırımı yapmadan düzenli fizik çalışmaları gerekir. <br />
<br />
C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Fizik dersi eşit ağırlıklı öğrencilerin okul müfredatlarında yer almamakla birlikte, çözüldüğünde eşit ağırlıklı puanı yükselten bir etkisi vardır. İşlem ağırlıklı olmayan yorum yapılabilecek soruların varlığı bu gruptaki öğrenciler için faydalı olabilir. <br />
<br />
D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Bu derse ait sorular dil puanı hesaplanırken dikkate alınmayacaktır. Dil puanı ile bir yüksek öğretim programına girmek isteyen öğrencilerin fizik dersine çalışmaları diğer puan türlerinde tercih yapmalarına bağlıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[MATEMATİK DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Matematik şekil, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki bağıntıları, düşünce yoluyla inceleyen bir bilimdir. Matematik öğreniminde temel amaç insanlarda doğuştan var olan düşünebilme kabiliyetini geliştirmektir. Matematik, karşılaşacağımız olayları ve problemleri inceleyen, araştırma ve karşılaştırma yaparak her konuda mantıklı düşünmeyi ve doğruyu bulmamızı sağlayan bir bilim dalıdır. <br />
<br />
MATEMATİK DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Derslere mutlaka ön hazırlık yapmış olarak gelmek gerekir. Derslerde öğretmenin konu anlatımı ve verdiği örnekler dikkatle izlenmeli, anlaşılmayan ve eksik kalan noktalar hemen sorulmalıdır. Öğretmenin soru çözmede kullandığı kısa yollar birimler, formüller ezberlenmek yerine sebep-sonuç ilişkisi kurarak öğrenilmelidir. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Matematik dersindeki konular derste iyi öğrenilmiş olsa bile, düzenli test çözülmezse çok çabuk unutulur. Bu derste başarılı olabilmek için ön yargısız, sabırlı ve programlı olmak şarttır. Konu konu ve günü gününe çalışmak zorunludur. Bu çalışmalarda çözülemeyen soruların vakit kaybetmeden doğru çözümleri öğrenilmelidir. Mümkün olduğunca çalışmalar çok sayıda ve farklı tarzda sorular ile zenginleştirilmelidir. <br />
Matematik dersindeki başarısızlığın temeli, kişinin yapması gereken çalışmaları zamanın da ve yeteri kadar yapmamasıdır. Düzenli çalışılıp, gerekli altyapı oluşturulduğunda matematiğin eğlenceli yönü fark edilecektir. <br />
<br />
Geometri Sorularını Kolayca Çözün ! <br />
<br />
Geometri konularını; doğrular, üçgenler, dörtgenler, çemberler uzay geometri ve analitik olmak üzere altı ana başlık olarak düşünebiliriz. Geometri sorularını açı, uzunluk, alan ve çoğunlukla hacim bulma konuları içerir. <br />
<br />
Bir üçgen sorusu; üçgenin tüm konularını içerebilir. Üçgen konusuyla ilgili tüm soruları çözebilmek için, konun tamamı ve formülleri bilinmelidir. Üçgen konusu okullarda bir yıl boyunca okutulmaktadır. Üçgen sorularını çözebilen bir kişi, az bir çalışmayla diğer konuların sorularını da çözebilir. <br />
<br />
Geometri sorularını çözmeye yeni başlayacak kişiler. Öncelikle çözümlü soruları inceleyip çözmelidir. Bu şekilde bir konudan yeterince örnek soru çözüldükten sonra, çözümsüz sorularda çözülenebilir. <br />
<br />
Geometri soruları çoğunlukla şekilli sorular olduğundan, soruların çözümü de şekil üzerindedir. Şekil üzerinde geometri sorusunu çözebilmek için, soruda verilen tüm bilgiler şekle kayıt edilmelidir. Gerekli bilgiler şekilden alınarak sorular çözülebilinir. Geometri soru çözümlerinde farklı yollardan sorular çözülebilir. Bu yolları kolay görmenin en önemli şartı konuyla ilgili yeterince örnek soru çözmektir.<br />
<br />
Geometri Sorularını Kolay Çözmek İçin<br />
<br />
Kısaca şunlar yapılmalıdır. <br />
1) Soruyu içeren konu ve formüller bilinmelidir. <br />
2) Önceden yeterince örnek soru çözülmelidir. <br />
3) Sorunun çözümü için verilen tüm bilgiler şekle yerleştirilmelidir. <br />
4) Açı sorularında ikizkenar üçgen varsa, tepe açısı tespit edilip, taban açılarının aynı olduğu şekle yazılmalıdır. <br />
5) Bir şekilde 30o, 45o, 60o, 150o, 145o, 120o varsa uygun bir köşeden dik indirilerek sorular çözülebilir. <br />
6) İkizkenar üçgen, eşkenar üçgen, ikizkenar yamuk sorularında tepe açılarından dik indirilerek sorular kolay çözülebilir. <br />
7) İki kenarı paralel olan bir dörtgen sorusunda bir köşeden paralel olamayan kenara paralel çizilerek soru kolayca çözülebilir. <br />
Yeni öğrenilen her konu mutlaka akşam tekrar edilmeli, hafta içi ve hafta sonunda birer tekrar yapılırsa konu uzun zaman hafızamızda saklı kalır. <br />
9) Başarmak istediğiniz bir konuda samimi iseniz, onu mutlaka başarırısınız. <br />
<br />
COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Coğrafyanın araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır. <br />
<br />
COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Her derste olduğu gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir. <br />
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. <br />
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir. <br />
Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız. <br />
<br />
Coğrafyada temel prensip doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye'deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler.<br />
<br />
TÜRKÇE DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Türkçe dersi dil ve anlam bilgisi olmak üzere iki temel konudan oluşur. Öğrencinin dinleme, okuma ve yazma faaliyetleri ile Türk dilinin bütün özelliklerini öğrenme, kullanma ve bu yolla bilgi edinme, kavrama, analiz ve sentez yapabilme alışkanlığı kazanması bu dersi okumadaki en önemli gerekçelerden birkaç tanesidir. Türkçe dersi kişinin anlama ve yorumlama gücünü geliştirdiği için bu derste başarılı olmak, tüm derslerdeki, özellikle sözel derslerdeki başarıyı olumlu yönde etkilemektedir. Doğru cevabı bulmak soruyu doğru okumaya, doğru anlamaya ve doğru yorumlamaya bağlıdır. <br />
<br />
TÜRKÇE DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Türkçe dersi dinlenirken; öğretmenin uyarıları dikkate alınmalı, önemli yerler işaretlemeli, anlatılanların benzerlik ve zıtlıkları karşılaştırılarak mukayese edebilme bilinci geliştirilmelidir. Türkçe dersinde konular işlenirken yakından uzağa, basitten karmaşığa ve bilinenden bilinmeyene giden bir yöntem izlenir. Ayrıca Türkçe konuları birbirinden bağımsız değildir. Bu nedenle bütün konular derste ilgi ile takip edilmelidir. Derste öğretmenin verdiği örnekler, öğrenilen konuların ince ayrıntılarını kavratmaya yönelik olduğu için bu örneklere ait özellikler üzerinde durulmalıdır. Soru sayısı en fazla olan ders olduğu için bu derse karşı önyargılı davranılmayıp anlaşılmayan bölümler öğretmene sorulmalıdır. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir. <br />
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. <br />
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.<br />
<br />
Tarih Dersine Nasıl Çalışılır? <br />
Okumaktan sıkılmayan, geçmişi merak eden ve günümüzdeki gelişmelerle geçmişi özdeşleştirmekten hoşlanan öğrenciler, tarih konularını kolayca öğrenebilmektedirler. Tarih kolay öğrenildiği gibi, kolayca da unutulabilmektedir. Çünkü, yüzlerce bilgiyi (neden - sonuç - anlaşma maddesi gibi) akılda tutmak gerekiyor. <br />
<br />
Atalarımız "Okumadan âlim, yazmadan katip olunmaz." demişler. Tarih dersine çalışırken konuları anlayarak okumalı, bir yandan da küçük küçük notlar alınmalıdır. <br />
Dersi öğretmen anlatırken iyi dinlemeli, anlaşılmayan yerler sorulmalıdır. Not tutma da ihmal edilmemelidir. Daha sonra bu notlar gözden geçirilerek, konu tekrar edilmelidir. <br />
Bilgilerinizi kontrol etmek, sağlamlaştırmak ve konulara dair yorum gücünüzü artırmak için, bulabildiğiniz kadar soru çözmelisiniz. Bol soru çözme, soru çözme hızınızı artıracağı gibi, bilgi eksikliklerinizin görülmesini de sağlayacaktır. <br />
<br />
Konularla ilgili temel bilgiler çok iyi bilinmelidir. Önemli olayların nedenleri ve sonuçları, önemli olaylar arasındaki etkileşim günümüze kadar devam eden etkileri öğrenilmelidir. <br />
Tarih konularıyla ilgili temel kavramlar ve terimler çok iyi bilinmelidir: Merkezi otorite, siyasi birlik, feodalite, rönesans, manda ve himaye gibi. <br />
Temel bilgiler ve kavramlar arasında bağlantılar kurulmalıdır. Örneğin, Haçlı Seferlerinin sonuçlarıyla Avrupa'daki siyasal, sosyal, ekonomik ve bilimsel gelişmeler arasındaki etkileşimin bilinmesi gibi. <br />
<br />
Tarih olayları arasındaki benzerlikler, ortak noktalar bilinmelidir. Örneğin, ekonomik çıkarların devletler arasında savaşa neden olması. Milliyetçilik akımının etkisiyle bağımsızlıklarını kazanmak isteyen ulusların imparatorluklara isyan etmesi veya ham madde ve pazar rekabetinin sanayileşmiş ülkeler arasında anlaşmazlıklara neden olması gibi. Buna din unsuru, egemen olma duygusu, toprak kazanma isteği de örnek olarak gösterilebilir. <br />
Geçmiş yıllarda çıkan ÖSS ve ÖYS soruları çözülmelidir. <br />
Konular halledildikten sonra bolca test çözülmelidir.<br />
<br />
BİYOLOJİ DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Biyoloji, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Canlılara ait olan olayları pozitif bilim metotlarıyla açıklamaya çalışır. Biyoloji, yaşamsal olaylar arasında ilişki kurup hayatı kolaylaştırır. Sebep-sonuç ilişkileri kurarak yaşamı kavrama ve edinilen bilgilerden faydalanarak problemleri çözmeye çalışır. İşte tüm bunlar biyoloji öğrenmenin temel amaçlarıdır. <br />
Biyoloji öğretiminin sonucunda canlılar, sistemler, basit anlamda yaşam ve onu oluşturan unsurlar kavratılır ve bunlar pratik hayatta kullanılabilecek veriye dönüştürülür. Biyoloji dersi bilgi ağırlıklı olması sebebiyle anlatımın yanında grafik, şekil, tablo ve şema ile desteklenerek yorum yaptırılan, muhakeme ve karşılaştırma gerektiren, ezberle öğrenilemeyecek, çok önemli bir fen bilimleri dersidir. Bazı ünitelerin biyolojide temel olması nedeniyle ilerleyen ünitelere gelince temel konuların tekrar gözden geçirilmesi gerekir. <br />
<br />
BİYOLOJİ DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Her ders için geçerli olduğu gibi biyoloji dersinde de başarılı olmanın temelinde dersin derste öğrenilmesi koşulu vardır. Öğrenci etkin dinleme çerçevesinde karşılıklı diyalog ile konuları pekiştirmeli ve kafasına takılan soruları anında sorarak çözüm yolu bulmalıdır. "Bu derste konuyu anlamasam da olur. Anlatan biri elbette bulunur. " fikri zihninize yerleşmişse dersi takip etmede sorun yaşayabilirsiniz. Biyoloji dersinde mantıksal bilgi ön planda olduğu için konular dinlenirken önemli noktalar kaçırılmamalıdır. Canlı varlıklara karşı ilgili bir zihinsel hazırlık ve merak güdüsü de biyoloji öğrenmeyi kolaylaştırır. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Biyoloji, Latince terimlerin ağırlıklı olduğu bir derstir. Dershanede veya okulda öğretmenden dersi dinledikten sonra kelimelerin akılda tutulabilmesi için mutlaka tekrar edilmesi gerekir. Çünkü ilk kez duyulan kelimelerin unutulması daha kolaydır. Bir gün sonra işleyeceğiniz konuya ön hazırlık yaparak veya en az bir kez okuyarak gelirseniz daha kalıcı ve kolay bir öğrenme gerçekleştirmiş olursunuz. Biyoloji dersi çalışırken önemli noktaların altı çizilmeli gerekli notlar alınmalıdır. Böylelikle konuların önemli yerleri notlardan tekrar edilebilir. Ders çalışılırken sebep-sonuç ilişkisi dikkate alınarak ezberden kaçınılmalıdır. Ezber; muhakeme sorularını çözmekte sizi zora sokabilir. Öğrenilen konular periyodik zamanlarda soru çözülerek pekiştirilmeli, unutulma engellenmelidir. Her derste olduğu gibi biyoloji dersi de önem verilmesi gereken, çalışma ve emek isteyen bir derstir. Biyoloji atlasından, şekillerden, kitaptaki grafik ve tablolardan faydalanılması öğrencinin görme duyusunu da geliştireceğinden etkili bir öğrenme sağlanmış olacaktır. KİMYA DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Kimya dersi, maddelerin yapısını, özelliklerini, birbirleri ile olan etkileşimlerini inceler. Bu dersle, gözlemlerin formüle edilişi, analitik düşünme ve problem çözme yeteneği kazandırılmaya çalışılır. Kimya başlı başına bir bilim olmasına rağmen matematik, biyoloji ve fizik dersleri ile de bağlantılıdır. Bu sebeple ÖSS'de çıkan bazı kimya soruları biyoloji ve fizik konularını da kapsamaktadır. Eğer matematik dersinde başarılı iseniz kimya dersinde de başarılı olmanız kuvvetle muhtemeldir. Özellikle trigonometri, denklem kurma, grafikler ve türev gibi matematiğe ait konuların, bağıntı ve formüllerin iyi öğrenilmesi kimya dersine ait çalışmalarınızda işinizi kolaylaştırır. <br />
<br />
KİMYA DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Derste aktif olmanız gerekir. Bunun için derste işlenecek konuya ön hazırlık yaparak gelmeniz, hem aktif olmanızı, hem de konuya daha hızlı hakim olmanızı sağlar. Bu şekilde derste işlenen konuya dair eksiklerinizi fark ederek kısa sürede konunun bütününe hakim olabilirsiniz. <br />
Tüm derslerde olduğu gibi kimya dersinde de başarılı olmak için kimya dersine veya bazı kimya konularına karşı önyargıdan kaçınmak gerekir. Dersi iyi dinlemeli, ayrıntıya kaçmadan önemli gördüğünüz yerlerin altını çizmelisiniz. Anlamadığınız yerleri öğretmene sormaktan çekinmemelisiniz. Öğretmen tarafından sınıfta örnek olarak çözülen sorulara da dikkat etmelisiniz. <br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Dersi derste dinlediğiniz zaman yapmanız gereken görevin % 70'ni halletmişsiniz demektir. Bundan sonraki göreviniz ise öğrenmiş olduklarınızı pekiştirmek, unutmamak, ve tam manasıyla öğrenemediğiniz konuları da öğrenmeye çalışmaktır. Dershaneden aldığınız tüm kaynakları bireysel çalışmalarda kullanmalısınız. Farklı kaynaklardan da yararlanarak değişik soru tiplerine aşinalık kazanabilirsiniz. Konu ve soru kitaplarını bitirdikten sonra ÖSS denemeleri çözerek kendinizi geliştirebilirsiniz. En iyi öğrenme yollarından biri de deneme sınavlarının sonunda yapamadıklarınızı veya boş bıraktıklarınızı öğretmenlerinizle ve arkadaşlarınızla tartışarak öğrenmeye çalışmanızdır<br />
<br />
.FİZİK DERSİNİN İÇERİĞİ <br />
<br />
Fizik dersi, Fen grubu dersleri içerisinde yer alan, bireylerin sayısal kapasitelerini kullanmalarını gerektiren, yorum ağırlıklı bir derstir. <br />
Vektör kavramını, sayısal bazı işlemleri hatta yorum yeteneğini de içerdiğinden bir çok dersten faydalanır ve bir çok derse ışık tutar. <br />
Vektör, kuvvet, moment, ağırlık merkezi, basit makineler, kütle- öz kütle, sıvıların statiği, sıcaklık ve genleşme, hareket, enerji, elektrostatik, elektrik akımı ve optik ÖSS'de çıkan belli başlı fizik konularıdır. Yanlış bir önyargı sonucu öğrenciler tarafından branş dersleri içerisinde en zor olarak algılanan derslerden birisi fiziktir. Başarısızlığın temel nedeni de budur. Fizik dersini de diğer dersler gibi algılamak gerekir. <br />
Bazı basit temel esaslar yerine getirildikten sonra öğrenilmesi kolay ve zevkli bir derstir. <br />
<br />
FİZİK DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ <br />
<br />
ÖSS'deki 45 soruluk fen grubu dersleri içerisinde 19 soru ile en fazla soru çıkan ders olup bir sayısal öğrencisinin mutlaka öğrenmesi gereken bir derstir. ÖSS'de çıkan fizik sorularının zorluk derecesini üç gruba ayırabiliriz. %25'i kolay, %50'si normal, %25'si ise çeldirici özellik taşıyan ve yoruma ihtiyaç duyulan zor nitelikteki sorulardır. Fizik dersine programlı çalışan bir öğrenci soruların %75'ini rahatlıkla çözebilir. <br />
Fizik dersinde sıralama soruları, kıyaslama ve fark alma soruları, oran soruları, ilke soruları belli başlı soru tipleridir. <br />
Fizik soruları genellikle şekilli ve soru metni ile şekilde birbirinin tamamlayıcısı olduğundan her ikisi birlikte dikkate alınarak verilen ve istenilen değerler belirlenmelidir. <br />
İlkeli sorularda önce soru kökü okunmalı ve ilkeler bu amaca uygun olarak incelenmelidir.Sorulara ezberci mantıkla değil, düşünce ve yorumla yaklaşılmalıdır. Soru çözerken mümkünse şekil ve grafik çizerek olay somutlaştırılmalı ve zaman kaybı önlenmelidir. Özellikle altı çizili, en az, en çok, kesinlik ve benzeri ifade eden anahtar kelimelere dikkat edilmelidir. <br />
<br />
FİZİK DERSİNE ÇALIŞMA <br />
<br />
A) Derste <br />
Fizik dersini derste anlamak başarmak için ön koşuldur. Derste öğretmenin yaptığı açıklama ve verdiği örnekler çok dikkatli takip edilmeli, bütün ayrıntılar dikkate alınmalıdır. Sorular, çözümler, grafikler ve çizimler hatasız bir şekilde deftere geçirilmelidir. Öğretmen konuyu anlatırken veya örnek sorular çözerken anlaşılmayan bölümler vakit kaybedilmeden sorulmalı ve öğrenilmelidir. İşlenecek konuları daha rahat anlamak ve takip etmek için muhakkak derslere hazır gelinmelidir. <br />
<br />
B) Bireysel Çalışmalarda <br />
Fizik dersinde başarılı olabilmek için ders sonrası düzenli ve programlı tekrar zorunludur. Konu ile ilgili temel kavramlar iyi öğrenilmelidir. Anlaşılamayan kavram, tanım ve alt başlıklar, derslerde tutulmuş notlar günlük tekrarlarda gözden geçirilmeli, örnek sorularla öğrenme pekiştirilmelidir. <br />
Geçmiş yıllara ait sorular çözülmeli, MEB müfredatını esas alan fizik kitabı temel kaynak olmak şartı ile eldeki yardımcı ders kitapları, ders notları soru bankları gibi dokümanların hepsinden faydalanmak gerekir. <br />
<br />
DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ: <br />
<br />
A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Sözel puanın önemli olduğu öğrenciler için çok fazla dikkate alınmayan bir derstir. Fakat günlük hayat tecrübesi ile çözülebilecek, basit matematik işlemleri ile yapılabilecek soruların olması, zaman kaldığında bu dersle ilgili soruların incelenmesi faydalı olacaktır. <br />
<br />
B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Sayısal gruptaki belirleyici derslerin başında yer alır. Yüksek puan alabilmek için, fizikte başarı şarttır. Bu grup içinde yer alan öğrencilerin konu ayırımı yapmadan düzenli fizik çalışmaları gerekir. <br />
<br />
C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Fizik dersi eşit ağırlıklı öğrencilerin okul müfredatlarında yer almamakla birlikte, çözüldüğünde eşit ağırlıklı puanı yükselten bir etkisi vardır. İşlem ağırlıklı olmayan yorum yapılabilecek soruların varlığı bu gruptaki öğrenciler için faydalı olabilir. <br />
<br />
D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin: <br />
Bu derse ait sorular dil puanı hesaplanırken dikkate alınmayacaktır. Dil puanı ile bir yüksek öğretim programına girmek isteyen öğrencilerin fizik dersine çalışmaları diğer puan türlerinde tercih yapmalarına bağlıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KAİNATI NURLA DOLDURAN RASULÜLLAH'A (SAV) BİNLERCE SALAT GÜLLERCE SELAM OLSUN...]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4327</link>
			<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 16:36:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4327</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #4B0082;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Yüce Yaratıcı&#8217;nın Kuran-ı Kerim&#8217;de &#8220;yüce bir ahlak üzere&#8221; olduğunu belirttiği ve tüm insanlara rahmet elçisi olarak gönderdiği, peygamberlik zincirinin son halkası olan Sevgili Peygamberimiz (sav)&#8217;in hicri takvime göre doğumu vesilesiyle kutlayageldiğimiz Mevlid Kandili&#8217;ni 25 Şubat Perşembe gününü Cuma&#8217;ya bağlayan gece idrak edeceğiz.<br />
<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de &#8220;Andolsun ki Rasûlullah&#8217;da sizin için, Allah ( C.C)&#8217;a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah ( C.C)&#8217;ı çokça zikredenler için mükemmel bir örnek vardır.&#8221; (Ahzâb, 33/21) buyrularak Sevgili Peygamberimizin hayatı bizlere yaşanabilir &#8216;en güzel örnek&#8217; olarak takdim edilmiştir. Hz. Peygamberi örnek almak, ancak O&#8217;nun insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı daveti hayatımıza yansıtmakla ve güzel ahlakını bir bilinç ve hayat tarzı olarak davranışlarımızın mihveri yapmakla mümkündür.<br />
<br />
&#8220;Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her türlü kötülükten arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.&#8221; (Bakara, 2/151) ayet-i kerimesinin açıkça dile getirdiği gibi, ilahi hitabı bizlerle buluşturan Rahmet Elçisi (sav), aynı zamanda o kelamı bize açıklamış ve onun hayat veren mesajını bizzat yaşayarak bizlere aktarmıştır. Kur&#8217;an ve bütün ahlaki erdemleri şahsında toplayan Hz. Peygamber, tüm insanlığa bir kurtuluş ve diriliş çağrısı yapmıştır. İşte Mevlid Kandili ve diğer mübarek gün ve geceler, bu çağrıyı gönlümüzde, zihnimizde ve hayatımızda diri ve canlı tutmak adına fırsat günleridir. <br />
<br />
Dünyanın sanal ve geçici meşgalelerinin ve sonu gelmez heveslerinin bütün hayatımızı ve geleceğimizi ipotek altına aldığı modern dönemde, Rabbimizin rahmet yüklü mesajı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberimiz (sav)&#8217;in Sünnetini daha iyi anlamaya, bunun için de gönlümüzü Kur&#8217;an&#8217;a açmaya ve Sevgili Peygamberimiz(sav)&#8217;in örnek hayatını ve ahlakını rehber edinmeye ne kadar çok ihtiyacımız var. Çünkü Kur&#8217;an ve Sünnet, bizi sıradan bir canlı olmaktan kurtarıp aslımıza döndüren bir çağrı olarak, bize kendimizi, Rabbimizi ve varoluşun sırrını tanıtan bir hakikat bilgisi olarak 14 asırdır bizleri korumuş, dünya hayatının engebeli yolculuğunda dimdik ayakta durmamızı ve dosdoğru yol üzere yürümemizi sağlamıştır. Öyleyse Mevlid Kandili&#8217;nde Kur&#8217;an&#8217;la ve Peygamberimiz(sav)&#8217;in Sünneti ile buluşalım, onları evimize misafir edelim, Peygamber Efendimizi daha yakından tanıyalım, çocuklarımızı O&#8217;nun sevgisi ile yetiştirelim, Kur&#8217;an-ı okuma ve anlamayı ibadet, yaşamayı hayatımızın gayesi edinelim. <br />
<br />
Bu duygu ve temennilerle, Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirmesinin yıldönümü olan Mevlid kandilinin bütün insanlığa rahmet ve huzur getirmesini, O&#8217;nu ve insanlığa getirdiği en büyük hediye olan Kur&#8217;an&#8217;ı yakından tanımamıza ve çağrısı etrafında birleşmemize vesile olmasını Yüce Mevlâ&#8217;dan niyaz eder, bütün İslam âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederim.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #4B0082;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Yüce Yaratıcı&#8217;nın Kuran-ı Kerim&#8217;de &#8220;yüce bir ahlak üzere&#8221; olduğunu belirttiği ve tüm insanlara rahmet elçisi olarak gönderdiği, peygamberlik zincirinin son halkası olan Sevgili Peygamberimiz (sav)&#8217;in hicri takvime göre doğumu vesilesiyle kutlayageldiğimiz Mevlid Kandili&#8217;ni 25 Şubat Perşembe gününü Cuma&#8217;ya bağlayan gece idrak edeceğiz.<br />
<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de &#8220;Andolsun ki Rasûlullah&#8217;da sizin için, Allah ( C.C)&#8217;a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah ( C.C)&#8217;ı çokça zikredenler için mükemmel bir örnek vardır.&#8221; (Ahzâb, 33/21) buyrularak Sevgili Peygamberimizin hayatı bizlere yaşanabilir &#8216;en güzel örnek&#8217; olarak takdim edilmiştir. Hz. Peygamberi örnek almak, ancak O&#8217;nun insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı daveti hayatımıza yansıtmakla ve güzel ahlakını bir bilinç ve hayat tarzı olarak davranışlarımızın mihveri yapmakla mümkündür.<br />
<br />
&#8220;Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her türlü kötülükten arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.&#8221; (Bakara, 2/151) ayet-i kerimesinin açıkça dile getirdiği gibi, ilahi hitabı bizlerle buluşturan Rahmet Elçisi (sav), aynı zamanda o kelamı bize açıklamış ve onun hayat veren mesajını bizzat yaşayarak bizlere aktarmıştır. Kur&#8217;an ve bütün ahlaki erdemleri şahsında toplayan Hz. Peygamber, tüm insanlığa bir kurtuluş ve diriliş çağrısı yapmıştır. İşte Mevlid Kandili ve diğer mübarek gün ve geceler, bu çağrıyı gönlümüzde, zihnimizde ve hayatımızda diri ve canlı tutmak adına fırsat günleridir. <br />
<br />
Dünyanın sanal ve geçici meşgalelerinin ve sonu gelmez heveslerinin bütün hayatımızı ve geleceğimizi ipotek altına aldığı modern dönemde, Rabbimizin rahmet yüklü mesajı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberimiz (sav)&#8217;in Sünnetini daha iyi anlamaya, bunun için de gönlümüzü Kur&#8217;an&#8217;a açmaya ve Sevgili Peygamberimiz(sav)&#8217;in örnek hayatını ve ahlakını rehber edinmeye ne kadar çok ihtiyacımız var. Çünkü Kur&#8217;an ve Sünnet, bizi sıradan bir canlı olmaktan kurtarıp aslımıza döndüren bir çağrı olarak, bize kendimizi, Rabbimizi ve varoluşun sırrını tanıtan bir hakikat bilgisi olarak 14 asırdır bizleri korumuş, dünya hayatının engebeli yolculuğunda dimdik ayakta durmamızı ve dosdoğru yol üzere yürümemizi sağlamıştır. Öyleyse Mevlid Kandili&#8217;nde Kur&#8217;an&#8217;la ve Peygamberimiz(sav)&#8217;in Sünneti ile buluşalım, onları evimize misafir edelim, Peygamber Efendimizi daha yakından tanıyalım, çocuklarımızı O&#8217;nun sevgisi ile yetiştirelim, Kur&#8217;an-ı okuma ve anlamayı ibadet, yaşamayı hayatımızın gayesi edinelim. <br />
<br />
Bu duygu ve temennilerle, Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirmesinin yıldönümü olan Mevlid kandilinin bütün insanlığa rahmet ve huzur getirmesini, O&#8217;nu ve insanlığa getirdiği en büyük hediye olan Kur&#8217;an&#8217;ı yakından tanımamıza ve çağrısı etrafında birleşmemize vesile olmasını Yüce Mevlâ&#8217;dan niyaz eder, bütün İslam âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederim.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KURAN HARFLERİ]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4326</link>
			<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 15:27:06 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4326</guid>
			<description><![CDATA[<font color="red">Ziyaretciler mesaj icerisindeki linkleri goremezler. Linkleri gorebilmek icin lutfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tiklayarak kayit olunuz.</font>  güzel bir site. Sloganı kuran harflerini korumak.  Osmanlıca ve Arapça dersler veriyor. Bence faydalı bir site. Faydalanmak isteyenler bakabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<font color="red">Ziyaretciler mesaj icerisindeki linkleri goremezler. Linkleri gorebilmek icin lutfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tiklayarak kayit olunuz.</font>  güzel bir site. Sloganı kuran harflerini korumak.  Osmanlıca ve Arapça dersler veriyor. Bence faydalı bir site. Faydalanmak isteyenler bakabilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah&#8217;ım!]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4325</link>
			<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 15:35:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4325</guid>
			<description><![CDATA[Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. <br />
<br />
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi; <br />
<br />
&#8220;Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi. <br />
<br />
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! <br />
<br />
Kekeleyerek: &#8220;Nasıl? Anlayamadım?&#8221; diyebildi yaşlı kadın. <br />
<br />
&#8220;Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: <br />
<br />
&#8220;Yeter! Lütfen dur artık!&#8221; diye bağırmak zorunda kaldım. <br />
<br />
Ama usta sadece gülümsedi ve; &#8220;Daha değil!&#8221; diye cevapladı beni. <br />
<br />
&#8220;Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım: <br />
<br />
&#8220;Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!&#8221; <br />
<br />
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu: <br />
<br />
&#8220;Henüz değil!&#8221; <br />
<br />
&#8220;Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek&#8221; <br />
<br />
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum: <br />
<br />
&#8220;Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!&#8221; <br />
<br />
&#8220;Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve &#8220;Daha değil!&#8221; diyordu. <br />
<br />
&#8220;Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi. <br />
<br />
&#8220;Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum. <br />
<br />
&#8220;Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!&#8221; dedim. Onun cevabı ise aynıydı: &#8220;Henüz değil!&#8221; <br />
<br />
&#8220;Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. &#8220;Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!&#8221; diye bağırdım. <br />
<br />
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. &#8220;Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!&#8221; diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine &#8220;Daha değil!&#8221; diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm. <br />
<br />
&#8220;Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi: <br />
<br />
&#8220;Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?&#8221; <br />
<br />
Ona &#8220;Evet&#8221; dedim. <br />
<br />
Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve &#8220;Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.&#8221; <br />
<br />
&#8220;Evet bu sensin!&#8221; dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin. <br />
<br />
Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin. <br />
<br />
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın. <br />
<br />
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın. <br />
<br />
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı. <br />
<br />
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu. <br />
<br />
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.&#8221; <br />
<br />
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim: <br />
<br />
&#8220;Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet! <br />
<br />
Bana zarar vereceğini düşündüm. <br />
<br />
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim. <br />
<br />
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum. <br />
<br />
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim&#8230; <br />
<br />
Teşekkür ederim.&#8221; <br />
<br />
* * * * * * <br />
<br />
Usta fincanı, Yaratıcı insanı şekillendirir. <br />
<br />
Yeter ki acı da ki hikmeti görelim. <br />
<br />
Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. <br />
<br />
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi; <br />
<br />
&#8220;Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi. <br />
<br />
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! <br />
<br />
Kekeleyerek: &#8220;Nasıl? Anlayamadım?&#8221; diyebildi yaşlı kadın. <br />
<br />
&#8220;Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp: <br />
<br />
&#8220;Yeter! Lütfen dur artık!&#8221; diye bağırmak zorunda kaldım. <br />
<br />
Ama usta sadece gülümsedi ve; &#8220;Daha değil!&#8221; diye cevapladı beni. <br />
<br />
&#8220;Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım: <br />
<br />
&#8220;Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!&#8221; <br />
<br />
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu: <br />
<br />
&#8220;Henüz değil!&#8221; <br />
<br />
&#8220;Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek&#8221; <br />
<br />
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum: <br />
<br />
&#8220;Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!&#8221; <br />
<br />
&#8220;Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve &#8220;Daha değil!&#8221; diyordu. <br />
<br />
&#8220;Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi. <br />
<br />
&#8220;Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum. <br />
<br />
&#8220;Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!&#8221; dedim. Onun cevabı ise aynıydı: &#8220;Henüz değil!&#8221; <br />
<br />
&#8220;Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. &#8220;Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!&#8221; diye bağırdım. <br />
<br />
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. &#8220;Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!&#8221; diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine &#8220;Daha değil!&#8221; diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm. <br />
<br />
&#8220;Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi: <br />
<br />
&#8220;Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?&#8221; <br />
<br />
Ona &#8220;Evet&#8221; dedim. <br />
<br />
Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve &#8220;Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.&#8221; <br />
<br />
&#8220;Evet bu sensin!&#8221; dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin. <br />
<br />
Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin. <br />
<br />
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın. <br />
<br />
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın. <br />
<br />
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı. <br />
<br />
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu. <br />
<br />
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.&#8221; <br />
<br />
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim: <br />
<br />
&#8220;Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet! <br />
<br />
Bana zarar vereceğini düşündüm. <br />
<br />
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim. <br />
<br />
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum. <br />
<br />
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim&#8230; <br />
<br />
Teşekkür ederim.&#8221; <br />
<br />
* * * * * * <br />
<br />
Usta fincanı, Yaratıcı insanı şekillendirir. <br />
<br />
Yeter ki acı da ki hikmeti görelim. <br />
<br />
Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek&#8230;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Serzeniş...]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4324</link>
			<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 15:25:59 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4324</guid>
			<description><![CDATA[Ne çok kırdık birbirimizi. Ne çok anlamadık, tanımaya bile çalışmadık. Köklerimiz ve ruhumuz aslında farksızken birbirinden, neydi paylaşamadığımız?<br />
Bunca gürültü patırtıda kaybettik şartsız tebessümü. Selâmın özünü kavrayamadık.<br />
<br />
Anlatamadık birbirimize yüreğimizin dilini.<br />
<br />
Kendi kabuğumuza çekildik, vesveselerin sönük aydınlığında yorduk sevdalarımızı.<br />
<br />
Acı çektik biteviye, hem de boş yere.<br />
<br />
Kusurlarımızı unutmak için gıybet ateşlerine daldık.<br />
<br />
Uçlara talip olduk, hırslarımıza yenik düştük, dahasını istedik. Doyumsuzluklarda doyacağımızı, seraplarla kanacağımızı sandık.<br />
<br />
Sloganlaştırdık sevdalarımızı bile. Her birimiz farklı dünyalardayken aynı kalıplara sıkıştırdık duygularımızı.<br />
<br />
"On santimetrelik komşu duvarlara" sığdırdık dağlar kadar mesafeyi. Aynı çatının altında yabancılaştık yüzlerimize.<br />
<br />
Çocuklara hikâyelerini vermedik. Bırakıverdik patırtılı ve acımasız çizgi filmlerin kollarına. Öldürmenin kolaylığını ve "ben" merkezli ferdiyetçiliği aşıladık.<br />
<br />
Hormonlarla çoğalttık sebzeyi ve meyveyi. Çok renkli ama kof, bereketsiz mahsullerle doldurduk sofralarımızı. Tek başına oturulan ziyafetlerden neden aç kalktığımızı anlayamadık.<br />
<br />
Yorulduk tatillerde, hüzünlendik bayramlarda, garipleştik yaşlılıkta, yalnızlaştık kalabalıklarda.<br />
<br />
Birkaç yüz kelimeyle konuştuk nasıl anlatabildiysek. Bari becerebilseydik susmayı.<br />
<br />
Mücadeleye verdiğimiz enerjiyi tanışmaya sarf etmedik. Keşfedeceğimiz değerler bizi çokça şaşırtabilirdi oysa. Biraz cesur olabilseydik, -en azından birbirimizin gözleri içine bakacak kadar- abartılı korkularımızın yersizliğini de görebilirdik.<br />
<br />
Şafakta gün doğumlarını izlemedik. Bereketi taşıyan taze sabahların sırrını kaybettik uykunun esaretli kollarında.<br />
<br />
Dikkatimizi çekmedi boyayla kapatmaya çalıştığımız beyaz tellerden çok siyah saçların varlığı.<br />
<br />
Havaî fişeklere sevindiğimiz kadar şaşırmadık yıldızların kaymasına. Tepemize inecekken yüzlerce kaya, neden yanıp da kül oluverdiklerini düşünmedik.<br />
<br />
Sevmenin ve sevilmenin gölgesini tadabilmek için bir ömür vermeyi göze alabildik, ama fark edemedik şah damarımızdan daha yakında duran gerçek aşkı.<br />
<br />
Kaçan onca fırsat, giden onca gün. Bari kendimize olsun itiraf edebilseydik. Biraz olsun bulaşmadık mı en azından birkaçına? Biraz olsun saflığımızı yitirmedik mi? Böyle mi olmalıydık bizler; kilimlerde bile ilmek ilmek sevgi dokuyan erenlerin torunları. Sabır ve duânın ümitleri suladığı iklimin insanları. Gülistanlarına yetmişiki milleti çağıran evliyaların mirasçıları.<br />
<br />
Gün görmüş koca bir ömrün dile gelip dediği gibi,<br />
<br />
Sahi; "biraz olsun yaşarken ölmedik mi?"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ne çok kırdık birbirimizi. Ne çok anlamadık, tanımaya bile çalışmadık. Köklerimiz ve ruhumuz aslında farksızken birbirinden, neydi paylaşamadığımız?<br />
Bunca gürültü patırtıda kaybettik şartsız tebessümü. Selâmın özünü kavrayamadık.<br />
<br />
Anlatamadık birbirimize yüreğimizin dilini.<br />
<br />
Kendi kabuğumuza çekildik, vesveselerin sönük aydınlığında yorduk sevdalarımızı.<br />
<br />
Acı çektik biteviye, hem de boş yere.<br />
<br />
Kusurlarımızı unutmak için gıybet ateşlerine daldık.<br />
<br />
Uçlara talip olduk, hırslarımıza yenik düştük, dahasını istedik. Doyumsuzluklarda doyacağımızı, seraplarla kanacağımızı sandık.<br />
<br />
Sloganlaştırdık sevdalarımızı bile. Her birimiz farklı dünyalardayken aynı kalıplara sıkıştırdık duygularımızı.<br />
<br />
"On santimetrelik komşu duvarlara" sığdırdık dağlar kadar mesafeyi. Aynı çatının altında yabancılaştık yüzlerimize.<br />
<br />
Çocuklara hikâyelerini vermedik. Bırakıverdik patırtılı ve acımasız çizgi filmlerin kollarına. Öldürmenin kolaylığını ve "ben" merkezli ferdiyetçiliği aşıladık.<br />
<br />
Hormonlarla çoğalttık sebzeyi ve meyveyi. Çok renkli ama kof, bereketsiz mahsullerle doldurduk sofralarımızı. Tek başına oturulan ziyafetlerden neden aç kalktığımızı anlayamadık.<br />
<br />
Yorulduk tatillerde, hüzünlendik bayramlarda, garipleştik yaşlılıkta, yalnızlaştık kalabalıklarda.<br />
<br />
Birkaç yüz kelimeyle konuştuk nasıl anlatabildiysek. Bari becerebilseydik susmayı.<br />
<br />
Mücadeleye verdiğimiz enerjiyi tanışmaya sarf etmedik. Keşfedeceğimiz değerler bizi çokça şaşırtabilirdi oysa. Biraz cesur olabilseydik, -en azından birbirimizin gözleri içine bakacak kadar- abartılı korkularımızın yersizliğini de görebilirdik.<br />
<br />
Şafakta gün doğumlarını izlemedik. Bereketi taşıyan taze sabahların sırrını kaybettik uykunun esaretli kollarında.<br />
<br />
Dikkatimizi çekmedi boyayla kapatmaya çalıştığımız beyaz tellerden çok siyah saçların varlığı.<br />
<br />
Havaî fişeklere sevindiğimiz kadar şaşırmadık yıldızların kaymasına. Tepemize inecekken yüzlerce kaya, neden yanıp da kül oluverdiklerini düşünmedik.<br />
<br />
Sevmenin ve sevilmenin gölgesini tadabilmek için bir ömür vermeyi göze alabildik, ama fark edemedik şah damarımızdan daha yakında duran gerçek aşkı.<br />
<br />
Kaçan onca fırsat, giden onca gün. Bari kendimize olsun itiraf edebilseydik. Biraz olsun bulaşmadık mı en azından birkaçına? Biraz olsun saflığımızı yitirmedik mi? Böyle mi olmalıydık bizler; kilimlerde bile ilmek ilmek sevgi dokuyan erenlerin torunları. Sabır ve duânın ümitleri suladığı iklimin insanları. Gülistanlarına yetmişiki milleti çağıran evliyaların mirasçıları.<br />
<br />
Gün görmüş koca bir ömrün dile gelip dediği gibi,<br />
<br />
Sahi; "biraz olsun yaşarken ölmedik mi?"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[artık sözler sükut etsin...vuslat anı]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4323</link>
			<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 15:07:47 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4323</guid>
			<description><![CDATA[Haydi artık sözler sükut etsin..vuslat anı..<br />
Hadi hazır mısınız.?<br />
<br />
Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.<br />
kapatın gözlerinizi..<br />
<br />
aydınlığınız gönlünüzdeki O na olan sevginiz olsun..<br />
göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza.<br />
yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..<br />
<br />
Işte dost nedir bilmek mi istersiniz..<br />
menfaatsiz..<br />
korkunuz olmayacak..<br />
acaba demiyeceksiniz..<br />
acaba ben onu sevsem o da beni sever mi korkunuz olmayacak yüreğinizde<br />
çünkü O vaat ediyor..<br />
severseniz severim..<br />
<br />
ne güzel değil mi sevginize karşılık bulmak..<br />
sevginizin karşılıksız kalmayacağını bilmek..<br />
<br />
şu dünyada yüreğinizi yakan onca dosta.. onca sevgiliye bir çare bir derman..<br />
yürek yakmayan.. yüreğe serinlik veren bir dost..<br />
vedud olan bir dost..<br />
rahman olan bir dost..<br />
rahim olan bir dost..<br />
gafur olan bir dost..<br />
sözünde sadık olan bir dost..<br />
surete değil sirete bakan bir dost..<br />
<br />
Dost.. dost.. dost.. diye inleyene<br />
Gel.. gel.. gel.. diye nida eden bir dost..<br />
<br />
Ben seni sevdim diyene<br />
gel kulumsun diyen bir dost..<br />
<br />
suretimle.. maddemle değil.. yüreğimle acziyetimle geldim diyene<br />
rahmetinle.. şefkatimle.. inayetimle karşılandın diyen bir dost..<br />
<br />
Haydi<br />
yandıysa yüreğiniz..<br />
yediğiniz darbeler yıldırdıysa sizi..<br />
sevginiz hep sevgisiz kaldıysa..<br />
yüreğinize değer verilmediyse..<br />
artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya diyorsanız<br />
<br />
serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.<br />
kapatın gözlerinizi..<br />
aydınlığınız gönlünüzdeki O göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza.<br />
yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..<br />
<br />
O dost ise yürekte serinlik var<br />
O dost ise yürekte huzur var<br />
O dost ise yürekte coşku var<br />
O dost ise yürekte yürek var<br />
<br />
Ve O.. eğer O sevgili ise aşık olunan ise..<br />
İşte o zaman yürekte olana tarif yok..<br />
İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok..<br />
İşte o zaman yürekte olanı söyleyecek dil yok..<br />
İşte o zaman O var..<br />
ve O var ise..<br />
<br />
Haydi artık sözler sükut etsin..<br />
bırakın yürekleriniz konuşsun..<br />
<br />
Seccadeniz sevgiliyle buluşmanız olsun..<br />
göz yaşlarınız sevgiliye hediyeniz olsun..<br />
yüreğiniz sevgiliyle konuşan diliniz olsun..<br />
<br />
sevgilinin size nasıl tecelli ettiğiniz işte o zaman.. işte o zaman anlaıcaksınız..<br />
<br />
ve işte o zaman anlayacaksınız<br />
O dost ise her şey dost<br />
O sevgili ise her şey sevgili]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Haydi artık sözler sükut etsin..vuslat anı..<br />
Hadi hazır mısınız.?<br />
<br />
Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.<br />
kapatın gözlerinizi..<br />
<br />
aydınlığınız gönlünüzdeki O na olan sevginiz olsun..<br />
göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza.<br />
yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..<br />
<br />
Işte dost nedir bilmek mi istersiniz..<br />
menfaatsiz..<br />
korkunuz olmayacak..<br />
acaba demiyeceksiniz..<br />
acaba ben onu sevsem o da beni sever mi korkunuz olmayacak yüreğinizde<br />
çünkü O vaat ediyor..<br />
severseniz severim..<br />
<br />
ne güzel değil mi sevginize karşılık bulmak..<br />
sevginizin karşılıksız kalmayacağını bilmek..<br />
<br />
şu dünyada yüreğinizi yakan onca dosta.. onca sevgiliye bir çare bir derman..<br />
yürek yakmayan.. yüreğe serinlik veren bir dost..<br />
vedud olan bir dost..<br />
rahman olan bir dost..<br />
rahim olan bir dost..<br />
gafur olan bir dost..<br />
sözünde sadık olan bir dost..<br />
surete değil sirete bakan bir dost..<br />
<br />
Dost.. dost.. dost.. diye inleyene<br />
Gel.. gel.. gel.. diye nida eden bir dost..<br />
<br />
Ben seni sevdim diyene<br />
gel kulumsun diyen bir dost..<br />
<br />
suretimle.. maddemle değil.. yüreğimle acziyetimle geldim diyene<br />
rahmetinle.. şefkatimle.. inayetimle karşılandın diyen bir dost..<br />
<br />
Haydi<br />
yandıysa yüreğiniz..<br />
yediğiniz darbeler yıldırdıysa sizi..<br />
sevginiz hep sevgisiz kaldıysa..<br />
yüreğinize değer verilmediyse..<br />
artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya diyorsanız<br />
<br />
serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.<br />
kapatın gözlerinizi..<br />
aydınlığınız gönlünüzdeki O göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza.<br />
yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..<br />
<br />
O dost ise yürekte serinlik var<br />
O dost ise yürekte huzur var<br />
O dost ise yürekte coşku var<br />
O dost ise yürekte yürek var<br />
<br />
Ve O.. eğer O sevgili ise aşık olunan ise..<br />
İşte o zaman yürekte olana tarif yok..<br />
İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok..<br />
İşte o zaman yürekte olanı söyleyecek dil yok..<br />
İşte o zaman O var..<br />
ve O var ise..<br />
<br />
Haydi artık sözler sükut etsin..<br />
bırakın yürekleriniz konuşsun..<br />
<br />
Seccadeniz sevgiliyle buluşmanız olsun..<br />
göz yaşlarınız sevgiliye hediyeniz olsun..<br />
yüreğiniz sevgiliyle konuşan diliniz olsun..<br />
<br />
sevgilinin size nasıl tecelli ettiğiniz işte o zaman.. işte o zaman anlaıcaksınız..<br />
<br />
ve işte o zaman anlayacaksınız<br />
O dost ise her şey dost<br />
O sevgili ise her şey sevgili]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[mesele]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4322</link>
			<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 09:31:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4322</guid>
			<description><![CDATA[[/color&#93;&#93;Sarp dağları aşarak gelebilmek mesele.<br />
Gönülden maziyi silebilmek mesele.<br />
İnsan ilim öğrenir,herşeyi bildim sanır,asıl hüner kendini bilebilmek mesele.<br />
Sevgi için belki çok şeye katlanır insan,Ferhat gibi dağları aşabilmek mesele.<br />
Nefsine hoş gelene gönül verir seversin,nefsine zor geleni sevebilmek mesele.<br />
Ölmek elbe...t mukadder insan için,velakin asıl ölmeden ölebilmek mesele.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[/color]]Sarp dağları aşarak gelebilmek mesele.<br />
Gönülden maziyi silebilmek mesele.<br />
İnsan ilim öğrenir,herşeyi bildim sanır,asıl hüner kendini bilebilmek mesele.<br />
Sevgi için belki çok şeye katlanır insan,Ferhat gibi dağları aşabilmek mesele.<br />
Nefsine hoş gelene gönül verir seversin,nefsine zor geleni sevebilmek mesele.<br />
Ölmek elbe...t mukadder insan için,velakin asıl ölmeden ölebilmek mesele.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aşkın bir adı da yorulmamaktır...]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4321</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 17:09:16 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4321</guid>
			<description><![CDATA[Ve yenildik fırtınalara, af buyur Yâr! Zulmün azgın akıntısına karşı yüzerken yoruldu kollarımız. Hayat tüm tavizsizliğiyle yüklenirken üzerimize zayıf düştü bedenlerimiz. Bin kapılı imtihan sarayının sevgi kapısında titredi ellerimiz, ayaklarımız... Ve aşka sadakati beceremedi yüreklerimiz. <br />
<br />
İçine atıldığımız ateşe dost olmaktı, acıya ve çileye sevdalanmaktı, meydanlara bıraktığımız karanfillere sadakatti aşk...! <br />
Çölde susuz kalıp yağmuru beklemekti, zemheri kışını ortasında baharı özlemekti, bir dua kuşunun kanadına dışlanmışlığın tüm acısına rağmen ümide ve vuslata dair dualar yükleyip katına uçurmaktı aşk...! Ve yorulmak ihanettir aşka! Çünkü; <br />
<br />
&#8220;Aşkın bir adı da yorulmamaktır.&#8221; <br />
<br />
Oysa bela tünelinde zayıf düştü yüreklerimiz. İçimizde yükselirken gam dağları hayatımızın en acı itirafı dökülüyor dilimizden; &#8220;Aşk&#8217;a ihanet ettik!.&#8221; Bu; hüzün kalesine çıkıp &#8220;Sevgili&#8217;nin huzurunda iki büklüm, edilen zehirden bir itiraf. Bu, çile dergahında geçirilen kırk yılı bir tek yanlışla yıkma acısı. Bu, bir ömür kavuran, yakıcı bir kor taşımak yürekte. <br />
<br />
İhanetin bedeli, yüreğinden sürgün edilmek midir Yâr? İhanetin bedeli, yüreğimizin gam dağlarında kırk yıl çile doldurmak mıdır? <br />
<br />
Yoksa &#8220;Sen&#8221;siz kalıp, çöllere düşerek Mecnun gibi &#8220;Sen&#8221;i aramak mıdır? Bir ömür yollara düşüp, bütün yeryüzünü deli divane dolaşsak da &#8220;sen&#8221;den gayrı gidilecek kapımız yok Yâr! Eşiğine dayanmaktan gayrı yok çaremiz! Kabul buyur eşiğine yar! <br />
<br />
O demir parmaklıkları geçerken, dilimizde &#8220;Vel Asr&#8221;, içimizde aşka ihanetin yakıcı farkındalığı ve &#8220;Sevgili&#8221;nin gücenmişliğinden utanç vardı. <br />
<br />
Artık aşkın ateşi de küskün bize. İçin için sızlatan bir köze döndü yüreğimizde... Ve artık yalnız o köz için yaşamak gerek... Ve artık Hz. Adem&#8217;in, Havva&#8217;nın ve Hz. Yunus&#8217;un dayandığı gibi &#8220;güneşin battığı yerden doğacığı güne kadar açık tutulacak olan, genişliği hızla giden bir süvarinin kırk yılda alacağı yol kadar olan&#8221; o &#8220;tevbe kapısı&#8221;na dayanmak gerek... <br />
<br />
Her sabah &#8220;ya bugün güneş batıdan doğmuşsa&#8221; diye fırlamak yataktan ve koşmak pencereye, derinden bir &#8220;Elhamdülillah&#8221; çekmek, &#8220;tevbe kapısı bugün de açık&#8221; demek ve bir ömrü o kapının önünde avuçlarımıza düşecek bir rahmet damlası için bekleyerek geçmek gerek. <br />
Zayıflığımızdan dolayı, yüreğinden sürgün edildiğimiz &#8220;Sevgili&#8221;nin &#8220;aff&#8221; için, yüreğimizin gam dağlarında her seher vakti Hz. Adem&#8217;ce, Havva&#8217;ca ve Hz. Yunus&#8217;ca duaya durmak, &#8220;O&#8221;nsuz kalıp düştüğümüz çölün sıcağında mecnun gibi &#8220;O&#8221;nu aramak, o çölden azad edileceğimiz günün, vuslatın özlemiyle bir kez daha yanarak yaşamak gerek...! <br />
<br />
Senin rahmetin bir okyanus, bizim avuçlarımız yanıyor Yâr! Rahmet deryandan bir damla düşür avuçlarımıza. Her limanda bekler pişmanlığımız &#8220;aff&#8221; gemilerini. Bir mumun duvara yansıyan ışığında gizlenir yalnızlığımız. <br />
<br />
Her gece med-cezir geçirir içimizin ateşi. Med halinde yanar yürekler, cezir halinde ince bir sızı kalır, yakar durur içimiz. <br />
<br />
Kays&#8217;ı mecnun eden alemdeki değil içindeki &#8220;Leyla&#8221; çölüydü. Biz de içimizin çöllerine düştük Yar! &#8220;Bir kez orman yanmasın, neye yarar kül ve köz&#8221; diyordu şair; yine de her serapta koşarız o tepeden bu tepeye Yâr! Aff yağmurun yağsın diye dargın gezeriz içimizin güneşlerine. <br />
<br />
Belki düşer diye rahmet damlaların, her seherde duaya dururuz, perişan! Çünkü; &#8220;Dünya sadece aşkın ve duanın üstünde duruyor. Şu şunun, bu bunun ve nihayet herşey duanın üstünde.&#8221; <br />
<br />
Gök duvarının önünde, mahzun bekleyen dualarımızı da kabul buyur Yâr!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ve yenildik fırtınalara, af buyur Yâr! Zulmün azgın akıntısına karşı yüzerken yoruldu kollarımız. Hayat tüm tavizsizliğiyle yüklenirken üzerimize zayıf düştü bedenlerimiz. Bin kapılı imtihan sarayının sevgi kapısında titredi ellerimiz, ayaklarımız... Ve aşka sadakati beceremedi yüreklerimiz. <br />
<br />
İçine atıldığımız ateşe dost olmaktı, acıya ve çileye sevdalanmaktı, meydanlara bıraktığımız karanfillere sadakatti aşk...! <br />
Çölde susuz kalıp yağmuru beklemekti, zemheri kışını ortasında baharı özlemekti, bir dua kuşunun kanadına dışlanmışlığın tüm acısına rağmen ümide ve vuslata dair dualar yükleyip katına uçurmaktı aşk...! Ve yorulmak ihanettir aşka! Çünkü; <br />
<br />
&#8220;Aşkın bir adı da yorulmamaktır.&#8221; <br />
<br />
Oysa bela tünelinde zayıf düştü yüreklerimiz. İçimizde yükselirken gam dağları hayatımızın en acı itirafı dökülüyor dilimizden; &#8220;Aşk&#8217;a ihanet ettik!.&#8221; Bu; hüzün kalesine çıkıp &#8220;Sevgili&#8217;nin huzurunda iki büklüm, edilen zehirden bir itiraf. Bu, çile dergahında geçirilen kırk yılı bir tek yanlışla yıkma acısı. Bu, bir ömür kavuran, yakıcı bir kor taşımak yürekte. <br />
<br />
İhanetin bedeli, yüreğinden sürgün edilmek midir Yâr? İhanetin bedeli, yüreğimizin gam dağlarında kırk yıl çile doldurmak mıdır? <br />
<br />
Yoksa &#8220;Sen&#8221;siz kalıp, çöllere düşerek Mecnun gibi &#8220;Sen&#8221;i aramak mıdır? Bir ömür yollara düşüp, bütün yeryüzünü deli divane dolaşsak da &#8220;sen&#8221;den gayrı gidilecek kapımız yok Yâr! Eşiğine dayanmaktan gayrı yok çaremiz! Kabul buyur eşiğine yar! <br />
<br />
O demir parmaklıkları geçerken, dilimizde &#8220;Vel Asr&#8221;, içimizde aşka ihanetin yakıcı farkındalığı ve &#8220;Sevgili&#8221;nin gücenmişliğinden utanç vardı. <br />
<br />
Artık aşkın ateşi de küskün bize. İçin için sızlatan bir köze döndü yüreğimizde... Ve artık yalnız o köz için yaşamak gerek... Ve artık Hz. Adem&#8217;in, Havva&#8217;nın ve Hz. Yunus&#8217;un dayandığı gibi &#8220;güneşin battığı yerden doğacığı güne kadar açık tutulacak olan, genişliği hızla giden bir süvarinin kırk yılda alacağı yol kadar olan&#8221; o &#8220;tevbe kapısı&#8221;na dayanmak gerek... <br />
<br />
Her sabah &#8220;ya bugün güneş batıdan doğmuşsa&#8221; diye fırlamak yataktan ve koşmak pencereye, derinden bir &#8220;Elhamdülillah&#8221; çekmek, &#8220;tevbe kapısı bugün de açık&#8221; demek ve bir ömrü o kapının önünde avuçlarımıza düşecek bir rahmet damlası için bekleyerek geçmek gerek. <br />
Zayıflığımızdan dolayı, yüreğinden sürgün edildiğimiz &#8220;Sevgili&#8221;nin &#8220;aff&#8221; için, yüreğimizin gam dağlarında her seher vakti Hz. Adem&#8217;ce, Havva&#8217;ca ve Hz. Yunus&#8217;ca duaya durmak, &#8220;O&#8221;nsuz kalıp düştüğümüz çölün sıcağında mecnun gibi &#8220;O&#8221;nu aramak, o çölden azad edileceğimiz günün, vuslatın özlemiyle bir kez daha yanarak yaşamak gerek...! <br />
<br />
Senin rahmetin bir okyanus, bizim avuçlarımız yanıyor Yâr! Rahmet deryandan bir damla düşür avuçlarımıza. Her limanda bekler pişmanlığımız &#8220;aff&#8221; gemilerini. Bir mumun duvara yansıyan ışığında gizlenir yalnızlığımız. <br />
<br />
Her gece med-cezir geçirir içimizin ateşi. Med halinde yanar yürekler, cezir halinde ince bir sızı kalır, yakar durur içimiz. <br />
<br />
Kays&#8217;ı mecnun eden alemdeki değil içindeki &#8220;Leyla&#8221; çölüydü. Biz de içimizin çöllerine düştük Yar! &#8220;Bir kez orman yanmasın, neye yarar kül ve köz&#8221; diyordu şair; yine de her serapta koşarız o tepeden bu tepeye Yâr! Aff yağmurun yağsın diye dargın gezeriz içimizin güneşlerine. <br />
<br />
Belki düşer diye rahmet damlaların, her seherde duaya dururuz, perişan! Çünkü; &#8220;Dünya sadece aşkın ve duanın üstünde duruyor. Şu şunun, bu bunun ve nihayet herşey duanın üstünde.&#8221; <br />
<br />
Gök duvarının önünde, mahzun bekleyen dualarımızı da kabul buyur Yâr!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ey Nebi!..]]></title>
			<link>http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4320</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 14:13:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.firtinagenclik.com/forum/showthread.php?tid=4320</guid>
			<description><![CDATA[Ey Nebi!..Yorgun düştük.. Onurumuz kırıldı..<br />
<br />
Bilirim, Sen Ahirzaman Peygamberi'sin ve bilirim her an bir adım daha yaklaşmaktayız o müthiş güne.<br />
İmanı elde tutmanın, ateşi elde tutmak gibi olduğu bir zamanı yaşıyoruz.<br />
Sabah mü'min uyananlar, akşama dinlerinden uzaklaşabiliyor. Dilleri ile hakkı müdafa edenler, kendi çıkarlarına gelip dayandığında, söylediklerinin tam tersini yapıyorlar.<br />
Sen'den ayrı geçen günler, çok şey alıp götürdü.<br />
Doğuşunla şenlenen hayatımız, şimdi Sen'siz çok zor ve acımasız.<br />
"Ebu Cehil öldü diyorlar. Ölmedi. Kıtalar dolaşıyor" Ey Nebi!"<br />
İnsanlar yorgun ve umutsuz. Kendi cellatlarını alkışlıyor insanlar.. "Kahramanlar hain, hainler kahraman" ilan ediliyor. "Bir kişiye bin pul, bin kişiye bir." Adalet dedikleri bu. Cehalet köşe başlarını tutmuş.. Ahlaksızlık da öyle. Mafya adalet dağıtıyor. Yargıçlar ise; vicdanları ile cüzdanları arasına sıkışmış.<br />
Tank ve uçak sesleri ile ölüm, kol geziyor İslâm dünyasında. Kutsal mekanlarımızda kirli ayaklar dolaşıyor..<br />
Ey Nebi!<br />
Yorgun düştük.. Onurumuz kırıldı..<br />
Tarihin sonunu getirecekler, bir medeniyetler arası savaştan söz ediyorlar.<br />
Onların dinine girmedikçe, onlar bizden razı olmayacaklar..<br />
Bize düşmanlıkları, şeytanın Sana düşmanlığının, öfkesinin bir yansıması..<br />
Sen'in adınla uyuturuz çocuklarımızı, Sen'in adına uyanıyor ve Sana selam gönderiyoruz.<br />
Biliyoruz ki, Sen Âlemlere Rahmet olarak gönderildin. Gerçek hüküm sahibi olan 'tır. Sen, O'nun elçisisin.. O, her şeyi görmekte, işitmekte ve bilmektedir.<br />
Bu başımıza gelenler bir imtihandır.<br />
Allah ( C.C)'ın bizleri; mallarımızla, canlarımızla, sevdiklerimizle, kimi zaman azaltarak, kimi zaman çoğaltarak imtihan edeceğini/ettiğini biliyoruz.<br />
Biliriz; istediklerimiz, hakettiklerimiz değil. Onun için de tevbe eder, O'nun mağfiretine sığınırız. Aslına bakarsanız, layık olduğumuzdan daha iyi durumdayız..<br />
Biliriz , cahil ve zalim bir kavime hidayet nasip etmez. Ama yine de cahillikten ve zulümden vazgeçmeyiz.. Sevgi fakiriyiz. Merhametimiz yok. Korkuyoruz.. Asıl Allah ( C.C)'tan korkmamız gerek ama, başkalarından korkuyoruz.. Hem bağışlanma ve hem de yardım diliyoruz dilemesine de, biz kendi halimizi değiştirmemekte ısrar ediyoruz. Allah ( C.C)'ın yapma dediklerini yapıyor, yap dedikleri konusunda ise ihmalkâr davranıyoruz.<br />
Ey Resûl! Bize bunlardan dolayı değil, dilimizle de olsa Seni sevdiğimiz, kendimizi Sana nisbet ettiğimiz için suçlanıyoruz.<br />
En büyük "günahımız" (?!) bu. Bu anlamda suçumuz öylesine büyük, öylesine büyük ki, bütün cezalar ona nisbetle küçük.<br />
Ey Resûl, işte bunun için Sana yakarıyoruz.<br />
Allah ( C.C)'ım bizi onların eline, bizi onların eline bırakma!<br />
Bize hakkı hak, batılı batıl göster ve hakta toplanmayı nasib et.<br />
Ey Resûl; geldin, dünyamızı aydınlattın.. Allah ( C.C)'tan bir mektup, bir uyarı getirdin, bir nur getirdin bize.. Yaşamayı öğrettin..<br />
Doğumun bir rahmetti.<br />
Yeniden hayatımıza, aklımıza yüreğimize doğ Ey Nebi.<br />
İlham et de, yaşayan bir Kur'an, Resûlun ahlakı ile ahlaklanmış örnek ve önder bir insan olalım.. Sen bize, biz hayata doğalım yeniden.<br />
Çocuklarımız Sen'in adınla çağrılır sokaklarda, çocuklarımızın dualarında Sen varsın. Dudaklarımız, Seni çağırır gece gündüz.<br />
Medet Ey Resûl! Medet.<br />
Ey Rabbimiz, gönlümüzü genişlet. Anlayışımızı artır, sözümüzü tesirli kıl. Bizi razı olduklarından eyle. Bizi, din günü Resûl'un sancağı altında toplananlardan ve O'nun şefaatine uğrayanlardan eyle.<br />
Şahid ol Yâ Rab! Biz Müslümanlardanız.. Bizi İslâm'la şereflendirdiğin için Sana şükürler olsun. Bizi Hz. Muhammed (sav)'e ümmet eylediğin için.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ey Nebi!..Yorgun düştük.. Onurumuz kırıldı..<br />
<br />
Bilirim, Sen Ahirzaman Peygamberi'sin ve bilirim her an bir adım daha yaklaşmaktayız o müthiş güne.<br />
İmanı elde tutmanın, ateşi elde tutmak gibi olduğu bir zamanı yaşıyoruz.<br />
Sabah mü'min uyananlar, akşama dinlerinden uzaklaşabiliyor. Dilleri ile hakkı müdafa edenler, kendi çıkarlarına gelip dayandığında, söylediklerinin tam tersini yapıyorlar.<br />
Sen'den ayrı geçen günler, çok şey alıp götürdü.<br />
Doğuşunla şenlenen hayatımız, şimdi Sen'siz çok zor ve acımasız.<br />
"Ebu Cehil öldü diyorlar. Ölmedi. Kıtalar dolaşıyor" Ey Nebi!"<br />
İnsanlar yorgun ve umutsuz. Kendi cellatlarını alkışlıyor insanlar.. "Kahramanlar hain, hainler kahraman" ilan ediliyor. "Bir kişiye bin pul, bin kişiye bir." Adalet dedikleri bu. Cehalet köşe başlarını tutmuş.. Ahlaksızlık da öyle. Mafya adalet dağıtıyor. Yargıçlar ise; vicdanları ile cüzdanları arasına sıkışmış.<br />
Tank ve uçak sesleri ile ölüm, kol geziyor İslâm dünyasında. Kutsal mekanlarımızda kirli ayaklar dolaşıyor..<br />
Ey Nebi!<br />
Yorgun düştük.. Onurumuz kırıldı..<br />
Tarihin sonunu getirecekler, bir medeniyetler arası savaştan söz ediyorlar.<br />
Onların dinine girmedikçe, onlar bizden razı olmayacaklar..<br />
Bize düşmanlıkları, şeytanın Sana düşmanlığının, öfkesinin bir yansıması..<br />
Sen'in adınla uyuturuz çocuklarımızı, Sen'in adına uyanıyor ve Sana selam gönderiyoruz.<br />
Biliyoruz ki, Sen Âlemlere Rahmet olarak gönderildin. Gerçek hüküm sahibi olan 'tır. Sen, O'nun elçisisin.. O, her şeyi görmekte, işitmekte ve bilmektedir.<br />
Bu başımıza gelenler bir imtihandır.<br />
Allah ( C.C)'ın bizleri; mallarımızla, canlarımızla, sevdiklerimizle, kimi zaman azaltarak, kimi zaman çoğaltarak imtihan edeceğini/ettiğini biliyoruz.<br />
Biliriz; istediklerimiz, hakettiklerimiz değil. Onun için de tevbe eder, O'nun mağfiretine sığınırız. Aslına bakarsanız, layık olduğumuzdan daha iyi durumdayız..<br />
Biliriz , cahil ve zalim bir kavime hidayet nasip etmez. Ama yine de cahillikten ve zulümden vazgeçmeyiz.. Sevgi fakiriyiz. Merhametimiz yok. Korkuyoruz.. Asıl Allah ( C.C)'tan korkmamız gerek ama, başkalarından korkuyoruz.. Hem bağışlanma ve hem de yardım diliyoruz dilemesine de, biz kendi halimizi değiştirmemekte ısrar ediyoruz. Allah ( C.C)'ın yapma dediklerini yapıyor, yap dedikleri konusunda ise ihmalkâr davranıyoruz.<br />
Ey Resûl! Bize bunlardan dolayı değil, dilimizle de olsa Seni sevdiğimiz, kendimizi Sana nisbet ettiğimiz için suçlanıyoruz.<br />
En büyük "günahımız" (?!) bu. Bu anlamda suçumuz öylesine büyük, öylesine büyük ki, bütün cezalar ona nisbetle küçük.<br />
Ey Resûl, işte bunun için Sana yakarıyoruz.<br />
Allah ( C.C)'ım bizi onların eline, bizi onların eline bırakma!<br />
Bize hakkı hak, batılı batıl göster ve hakta toplanmayı nasib et.<br />
Ey Resûl; geldin, dünyamızı aydınlattın.. Allah ( C.C)'tan bir mektup, bir uyarı getirdin, bir nur getirdin bize.. Yaşamayı öğrettin..<br />
Doğumun bir rahmetti.<br />
Yeniden hayatımıza, aklımıza yüreğimize doğ Ey Nebi.<br />
İlham et de, yaşayan bir Kur'an, Resûlun ahlakı ile ahlaklanmış örnek ve önder bir insan olalım.. Sen bize, biz hayata doğalım yeniden.<br />
Çocuklarımız Sen'in adınla çağrılır sokaklarda, çocuklarımızın dualarında Sen varsın. Dudaklarımız, Seni çağırır gece gündüz.<br />
Medet Ey Resûl! Medet.<br />
Ey Rabbimiz, gönlümüzü genişlet. Anlayışımızı artır, sözümüzü tesirli kıl. Bizi razı olduklarından eyle. Bizi, din günü Resûl'un sancağı altında toplananlardan ve O'nun şefaatine uğrayanlardan eyle.<br />
Şahid ol Yâ Rab! Biz Müslümanlardanız.. Bizi İslâm'la şereflendirdiğin için Sana şükürler olsun. Bizi Hz. Muhammed (sav)'e ümmet eylediğin için.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>