15-01-2008, 01:53 AM
Müslümanlar Para Mal Menfaat Servet Tuzağına Düştü
Müslümanlar dünyayı haddinden fazla seviyor. Dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır. Dünya konusunda Müslümanlara mutlaka çok tesirli nasihatler edilmelidir. Bütün din kitaplarında dünya sevgisi yerilmekte; dünyanın fâni olduğu, tuzaklarla dolu bulunduğu anlatılmaktadır.
Bir İslâm toplumu dünya zevklerine ve hazlarına, dünyanın gelip geçici hallerine, lüks hayata, aşırı konfora düşkün olursa bozulur, sonunda zillete ve esarete düşer.
Dünya büsbütün terk mi edilsin? Hayır öyle bir şey söyleyen yok. Müslümanlar dünyayı ahiretin tarlası bilsinler, meyvelerini ve mahsulünü ahirette elde etmek üzere dünya işleri ve hizmetleriyle meşgul olsunlar.
Dünyada çalışırken çabalarken dünyayı imar ederken (bayındır kılarken) hep âhirete yönelik olsunlar.
Dünya sevgisi kalpleri karartır.
Hz. İsa Aleyhisselâm’ın “Dünya bir köprüydü, üzerine evler yaptılar...” dediği rivayet olunuyor.
İyi ve vasıflı Müslüman, dünyada hafifü’l-haz olmalıdır.
Dünyayı terk ettikten sonra dehşetli bir yolculuk başlayacaktır. Azık toplamak gerek.
Dünya mallarından öteki tarafa, sadece Allah yolunda ihlâsla harcanan paralar ve mallar gider. Hayırlar, hasenatlar, zekâtlar, sadakalar...
Müzeyyen evler... Hepsi yıkılacak ve harap olacak. Bundan dört bin sene önce kadim Mısır’da zenginlerin sarayları vardı. Yerlerinde yeller esiyor...
O pahalı gösterişli lüks binitler... Onlar günün birinde hurdaya çıkacak.
Kuduz bir para ihtirası... Zengin olmak çılgınlığı... Köşeyi dönme felsefesi... Saray yavrusu evler... İçine Nemrud ve Firavun gibi oturulan şaşaalı binitler... Yüzme havuzlu yazlıklar... Markalı elbiseler... Hepsi fâni, hepsi gelip geçici... Bir varmış, bir yokmuş...
Müslümanlar dünyayı haddinden fazla seviyor. Dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır. Dünya konusunda Müslümanlara mutlaka çok tesirli nasihatler edilmelidir. Bütün din kitaplarında dünya sevgisi yerilmekte; dünyanın fâni olduğu, tuzaklarla dolu bulunduğu anlatılmaktadır.
Bir İslâm toplumu dünya zevklerine ve hazlarına, dünyanın gelip geçici hallerine, lüks hayata, aşırı konfora düşkün olursa bozulur, sonunda zillete ve esarete düşer.
Dünya büsbütün terk mi edilsin? Hayır öyle bir şey söyleyen yok. Müslümanlar dünyayı ahiretin tarlası bilsinler, meyvelerini ve mahsulünü ahirette elde etmek üzere dünya işleri ve hizmetleriyle meşgul olsunlar.
Dünyada çalışırken çabalarken dünyayı imar ederken (bayındır kılarken) hep âhirete yönelik olsunlar.
Dünya sevgisi kalpleri karartır.
Hz. İsa Aleyhisselâm’ın “Dünya bir köprüydü, üzerine evler yaptılar...” dediği rivayet olunuyor.
İyi ve vasıflı Müslüman, dünyada hafifü’l-haz olmalıdır.
Dünyayı terk ettikten sonra dehşetli bir yolculuk başlayacaktır. Azık toplamak gerek.
Dünya mallarından öteki tarafa, sadece Allah yolunda ihlâsla harcanan paralar ve mallar gider. Hayırlar, hasenatlar, zekâtlar, sadakalar...
Müzeyyen evler... Hepsi yıkılacak ve harap olacak. Bundan dört bin sene önce kadim Mısır’da zenginlerin sarayları vardı. Yerlerinde yeller esiyor...
O pahalı gösterişli lüks binitler... Onlar günün birinde hurdaya çıkacak.
Kuduz bir para ihtirası... Zengin olmak çılgınlığı... Köşeyi dönme felsefesi... Saray yavrusu evler... İçine Nemrud ve Firavun gibi oturulan şaşaalı binitler... Yüzme havuzlu yazlıklar... Markalı elbiseler... Hepsi fâni, hepsi gelip geçici... Bir varmış, bir yokmuş...