(*) GÜLE SEVDALI GENÇLİK (*)

Tam Görünüm: İSLAM FIKHI
Şu Anda Arşiv Görüntüleme Modundasınız. Siteyi normal görüntülemek için, Buraya Tıklayın
İ S L A M F I K H I

Fıkıh Arapça (فقهWink bir kelimedir. Sözlük anlamı ile "bir şeyi iyi kavramak, anlayışlı olmak,bir şeyin bütününe vakıf olmak" demektir. Kur'anı kerimde bir bilimden çok "ince anlayış, keskin idrak ve konuşanın amacını anlamak" anlamlarında kullanılmıştır. Bu nedenle genel açıdan fıkıh "bir şeyi özüne vakıf olarak anlamak ve deliliyle birlikte bilmek" anlamında kullanılır.
Mezhep imamımız Ebu Hanife (Ö. -150/767)'nin fıkhı "kişinin lehinde ve aleyhinde olan hükümleri bilmesi’’ şeklinde tarif etmiştir.
Fıkıh usulüne büyük hizmeti geçen İmam Şafii (Ö. 204/819)'nin tarifi de şöyledir: "Fıkıh, dayandığı delillerden çıkarılmış şer'i, ameli hükümleri bilmektir" (İmam Şafii, er-Risale, Kahire 1979, 503 vd).

Fıkıh 4 ana kaynağa dayanır. Bu kaynaklar yani edille-i şeriyye Kura’n-ı kerim, Hadis, İcma ve Kıyastır. Bunların dışında istihsan, ıstıhlah, örf, maslahat (kamu yararı) uygulamaları vardır. Din hususunda Resulullah (s.a.v.)'dan başka kimseye ilmi bir delile dayanmadan dinde söz söyleme hakkı tanınmamıştır. Delillerden hüküm çıkarma yetisine sahip kişiye ise fakih denir.

Hz. Peygamber (s.a.v) hayatta iken fıkıh, bugün bildiğimiz sistematik manada değildi. Kaynaklar, Kur'an ve Sünnetti. Ameli hükümler peyderpey gelmiş ve risalet yirmi üç yılda tamamlanmıştır. Onüç yıl süren Mekke devri'nde daha çok inanç ve ahlak ayetleri, Medine döneminde ise, daha ziyade hüküm ayetleri inmiştir. Zira İslam devleti oluştuktan sonra uygulayacağı hukuk esasları cihad, ibadetler, muamelat ve devletler arası ilişkiler olup bu devrede nazil olmuştur.

İslam fıkhı, bir takım devirlerden sonra oluşmuştur. Bunlar;

1) Resulullah (s.a.v) 'in devri: Bu devirde, fıkhın asıl kaynakları olan Kur'an ve Sünnet ortaya çıkmıştır.

2) Sahabe devri: Bu devir, Ahkamla ilgili ayet ve hadislerin sahabe tarafından tefsir ve izah edildiği devirdir.

3) Müctehid imamlar devri: Fıkıh meselelerinin yazılmaya başlanması ve büyük müctehidlerin ortaya çıktıkları devirdir. Bu devir, İslam fıkhı için gelişme ve olgunlaşma devridir.

4) Taklit devri: Bu da fıkıh ilminde duraklama devri sayılır.

İslâm fıkhı, şu özelliklere sahiptir:
a) Hükümlerin esası vahye dayanır. Kitap ve Sünnet'te açıkça ifade edilen kesin hükümler hiçbir şahıs veya kurumun tasdikine gerek olmaksızın geçerlidir ve bütün müminler için bağlayıcıdır. Bunlar, tek kanun koyucu Allah ve Resulü'nün emir ve nehiyleridir. Bunların esasa ait olan hükümleri, bütün fukahanın görüş birliğiyle yani icma ile sabit olmuş, artık değiştirilmesi mümkün olmayan kurallardır. Bunlara 'şer'i şerif', 'şer'i hukuk' veya 'şer'i hükümler' denmiştir.

b) Kur'an ve Sünnet'te açık hüküm bulunmayan, hakkında İslâm fukahasının icma'ı da olmayan hükümlerde müçtehidler, furua ait meselelerde farklı ictihadlarda bulunmuşlardır.

c) İslami ameli hükümler, helal ve haram olarak dini bir vasıfla nitelenir. İslam'da muamelelerin hükümleri, dünyevi ve uhrevi diye ikiye ayrıldığı için, dünyevi olan fiil veya tasarrufun dış görünüşüne dayanır.

d) İslam fıkhının kapsamı insanın kendisi, toplum ve yaratıcıyla olan münasebetlerini düzenler. Çünkü fıkıh, hem dünyevi, hem uhrevi niteliğe sahiptir. Kıyamete kadar süreklidir ve bütün insanlığa yöneliktir

Fıkhi hükümler 2 yönlüdür.
1)İbadetlere ait hükümler: Temizlik, namaz, oruç, hac, zekât, adak, yemin gibi insanla Rabbi arasındaki münasebetleri düzenleyen hükümler. Bu konu ile, ilgili olarak, Kur'an-ı Kerîm'de yüzkırk kadar ayet vardır.
2)Muamelat hükümleri: Akit, suç ve ceza gibi insanların birbirleriyle ve toplumla olan münasebetlerini düzenleyen hükümlerdir. Bunların gâyesi; ferdin fertle, ferdin toplumla veya toplumun diğer toplumlarla münasebetlerini düzenlemektir.
Muamelat hükümleri şu dallara ayrılmaktadır
a)Aile hukuku:Nikâh, talâk, iddet, nafaka, mehir, nesep, miras gibi terimlerle yer verilmiştir. Bu konuda Kur'an-ı Kerîm'de yetmiş kadar ayet vardır.
b)Medenî hükümler:Alım-satım, kira, kefalet, ortaklık, borçlanma, borcu ödeme gibi fertler arasındaki mâli ilişkileri düzenleyen ve hak sahibinin hakkını koruyan hükümlerdir. Bu hususta da Kur'an-ı Kerim'de yetmiş ayet vardır.
c)Ceza hükümleri:Mükellefin işlediği suçlar ve bunlara uygulanacak müeyyidelerle ilgilidir. Amaç, can, mal, ırz ve hakları korumak, suçlu ile mağdur ve toplum arasındaki ilişkileri düzenlemek ve güveni sağlamaktır. Bu konuda otuz kadar ayet-i kerime vardır
d)Usûl hukuku: aza, dava, isbat yolları gibi konuları kapsar. Bunlarla ilgili olarak yirmi kadar ayet vardır.
e)Anayasa hukuku:Devlet nizâmını ve bu nizâmın işleyiş tarzını belirleyen, yönetenle yönetilenler arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlerdir.
f)Devletler umumi ve hususî hukuku: Bu hukuk dalı, İslâm devletinin barış ve savaş zamanlarında diğer devletlerle olan münasebetlerini, müslüman ve zimmet ehli vatandaşların haklarını düzenler. Bu konu ile ilgili olarak yirmibeş ayet vardır.
g)İktisat ve maliye hukuku:İslam devleti'nin gelir kaynakları ile harcama yerlerini gösterir. On kadar ayet vardır.
Bu prensipler, fertle devlet arasındaki mali ilişkileri düzenler. Bir İslâm ülkesindeki mallar şu kısımlara ayrılır:
1- Genel ve özel devlet malları: gânimetler, öşür, gümrük, haraç, katı ve sıvı madenler, tabii kaynaklar
2- Toplum malları: Zekât, sadakalar, adak ve krediler. 3- Aile malları: nafakalar, miras ve vasiyetler. 4- Fert malları: ticaret, kira ve şirket gelirleri ile diğer meşrû gelirler, mâli cezalar; keffâretler, diyet ve fidyeler.


KONUYLA İLGİLİ AYET VE HADİSLER

"Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kılar" (Hadis-i şerif)

"İnsanlar madenler gibidirler. Cahiliyette seçkin olanları, fıkhettikleri takdirde islam'da da seçkin olanlardır." (Hadis-i şerif)

"Fetvaya en cüretkar olanınız ateşe de en cüretkar olanınızdır" (hadis-i şerif)
"Allah, kimin için dilerse, onu dinde fakih (dini hükümlerin inceliğini kavrayan bilgin) kılar" (Buhari, ilim, 10).

O kavme ne oluyor ki (kendilerine söylenen) hiçbir sözü anlamaya (fıkhetmeye) yanaşmıyorlar?" (en-Nisa, 4/78)

"...Bir topluluk da dini hükümleri iyice öğrenmek için kalmalıdır" (et- Tevbe, 9/122)
Allah razı olsun...
Referans Adresler