(*) GÜLE SEVDALI GENÇLİK (*)

Tam Görünüm: Dirilişin adı, dirilişin kadını
Şu Anda Arşiv Görüntüleme Modundasınız. Siteyi normal görüntülemek için, Buraya Tıklayın
Dirilişin adı, dirilişin kadını


Asırlar önceki zilletler yeniden ortaya çıkmıştı. Toplumun temelini oluşturan aile bağları kopartılıyordu. Kadının en ulvi vazifesi olan, "Analık makamı" unutturuluyor. Modernizm gayretleriyle, cahiliye adetlerinden olan "kadının metalaştırılması" tekrar vuku buluyordu. Ortalıkta gariplikler dolaşıyordu. Bu garipliklerin muhtevası ise, gerçekte sömürü adına yapılan çalışmaların çağdaşlık kisvesi bünyesinde sunulmasıydı.

Kadın, teşhir edici olduğu oranca çağdaş oluyordu!

Kadın, mahremliklerini yırtıp kendini çakalların arasına bıraktıkça modernleşiyordu!
Kadın, fiziksel gücünün yetmeyeceği işlerde çalıştıkça/çalıştırıldıkça, emperyalist güçleri daha çok zengin ettikçe değeri artıyordu!

Kadının hangi değerlere göre değerlendirileceği hep saptırılıyordu. İnancı için mücadele verenler horlanırken, yüz kızartıcı suç işleyen moderen(!) kadınlara alkış tutuluyordu.
Kadının tüm ulvi değerleri, bir takım saptırma mefhumların etkisiyle yörünge değişikliğine uğratılıyordu. Kadını cinsel bir meta olarak gören zevatlar, onu sömürmek adına binlerce sapıklık üretiyordu. Kadının ahlakını bozarak, toplumu ifsada sürüklüyorlardı. Üstelik bunu yapanlar kadına daha fazla hak tanıma iddiasında olanlardı. Böyle iddialar üretenlerin en çok hak ihlali yaptığı bir ortamdı, bu zillet asrı.

Kadına sınır tanımamaktan söz edenlerin, onları demir perdeli alanlara hapsedişlerinin acziyeti yaşanıyordu.

Kamusal alan, kurumsal alan hepsi birer yalan!
Nazenin kıyımına müsaade etmektir bu olan.
Toplumu kamplaştırmaya götürmektir yapılmakta olan.
Din, vicdan ve tüm mühim kavramlar engel olurken, bu büyük ayıba.
Nasıl döndürülebiliyor bu çarkıfelek.
Yaşanılmakta olanlara, derin bir hüzün, sert bir kin duyan, "önce ahlak ve maneviyat" diyen diriliş medeniyetinin erleri; "kadınları ifsat olmuş toplumların, erkeklerinin ıslah olmasının mümkün olamayacağını" bildiklerinden, zillet asrının son bulabilmesi için gerekli çalışmalara başladı. Yapılacak olan çalışmanın temeli, kadına gerçek kimliğine yeniden kavuşabilmesini sağlamaktı. Çünkü kadının ahlakı idi, toplumun ahlakı… Yarının izzetini getirecek olan çocuklarının ilk öğretmenidir kadın.
Evladına terbiye veren, hastalandığında ilk müdahaleyi yapan hekimdir kadın.
Onun geleceğini inşa eden. Onunla gelecek inşa edendir.
Kültür kadının benliğinde oluşur.
Kadının birikimidir, toplumun medenileşebilmesi.
Topluma huzuru ve güveni getirendir, kadın.
Toplumsal sükûnet ve huzur, saadet yuvalarının varlığı ile mümkündür.
Bir mutlu yuvadır medeniyet. Bunları icra edendir kadın.
Kadın ana idi. Cennet ayaklarının altında idi.
Evladına ilk yâr idi. Gönlünün yarasına ilk derman idi…
Onun ilk arkadaşı ve de ilk sırdaşı idi.
İlk savunulma makamıydı. İlk savunma makamıydı.

Zillet asrının son bulması adına gayret eden dirilişin insanları, günün adamı değildi. Medeniyetin yeniden inşası için demin adamıydı. Onlar, dirilişin adını, dirilişin kadınından almışlardı. Dirilişin kadınları tarih boyunca hep vardı. Ve de hep var olacaktı.
Asiye idi âşık olan, aşkıyla hakkı bulan. Leyla idi âşık olunan, aşkıyla gerçek maşuka ulaştıran…

Nurulhak idi diri olan, dirayetiyle Efendimiz (s.a.v.)e komşu olan.
Meryem idi temiz olan. Temizliğiyle dünyaya medeniyet namına değer katan.
Haticedir önderlere önder olan. Önderliğiyle hakikat mücadelesine ışık tutan.. Kadınların ahlakının güçlendirilmesi gereken bir asırda, en çok istismara uğrayan bir konu olarak karşımıza çıkan kadın hakları söylemlerinin toplumlara ve de toplumumuza getirdiği acziyetten ötürü çok büyük sıkıntılar yaşanmakta.

Toplumsal bir başkalaşım yaşadığımız asrımızda, yeni bir doğuşun var olabilmesi, zilletin yerine izzetin gelebilmesi için "bu böyle gitmez" anlayışında olan zihni yapıların, bir diriliş hamlesi olarak en öndeki meselesi, Kadındır. Bu mevzuda taassuba ve de istimara kaçmadan, afakî söylemlerde bulunmadan akli dayanakların vahiy ölçüsüyle ortaya konması, buna mukabil çözümler geliştirilmesi gerekmektedir.

İhya medeniyetinin, ilk hamlesi ıslah etmektir. Bataklıkta gül yetiştirmek bir eziklikten ileri gelmektedir. Lakin bataklığı kurutmak en büyük harekettir.

Kadınlar insanlık medeniyetinin yön alışında en büyük etki payına sahiptir. Bu gerçeklik göz önünde bulundurularak, bir hanımın gerçek kimliğinin ne olması gerektiği öğretilmelidir. Bu öğretim aşamasına toplumdan soyutlayarak, onu popüler kültürün etki yörüngesine bırakarak çözüm üretmiş olma zannı ise en büyük zillet olacaktır. Kadın bilakis, toplumun içinde en etkin pozisyonda olmalıdır. Bu bulunuş ise, ahlak mefhumlarıyla çelişmemelidir. Mevcut oluşacak denge ile yeniden doğuş mümkün olacaktır. Çünkü cennete anaların ayaklarının altından, muasır medeniyete ise kadınların omuzlarından ulaşılabilir.


Anadolu Gençlik Dergisi
Referans Adresler