22-09-2007, 02:54 PM
Erzurumun bir ilçesinde öğretmenlik yapan bir zat anlatıyor;
Ara sıra gittiğim kahvehanede doksanlık bir ihtiyar dede devamlı dudaklarını
yalıyordu.Ne zaman görsem böyle yapıyordu. Merak ettim, birgün kendisine;
Amca bu hareketi neden böyle yapıp duruyorsun? diye sorduğumda
Evladım bunun hikayesi uzun dedi ve anlatmaya başladı
Ben yedi sekiz yaşalarında bir çocuktum..Ermeniler bizim köyümüzü
bastılar.Çocuk genç ihityar herkesi köyün genişce bir meydanında topladılar
ve işkence ile öldürmeye başladılar.İşkence de şuydu."Ateşler yakılmış,
üzerlerine zift dolu kazanlar yerleştirilmişti.Fokur fokur kazanda zift
kaynıyordu. Bunun üzerinde de idam sehpası vardı.Sırası gelenin ayağını iple
bağlayıp sehpanın üzerinden kafa üstü kazana doğru
sarkıtıyorlardı.Evvela yüzleri sonra vücudunun diğer kısımları yanarak
feci bir şekilde can
veriyorlardı. Nihayet sıra bana geldi. Beni de aynı şekilde ayaklarımdan
bağlayarak kazana doğru yavaş yavaş sarkıtmaya başladılar. Duadaklarım
kazana değmişti ki, bir ses "Kazım karabekirin askerleri geliyor." diye
haykırınca ermeniler çil yavrusu gibi kaçıştılar. Ben kurtulmuştum. Ama
dudaklarım kazandaki kaynayan zifte değdiği an, öyle bir lezzet hissettim
ki doksan yaşına geldim dünyanın hiçbir nimetinde ben o lezzeti
bulamadım.Dudaklarımı yalamamın sebebi budur. Ben hala o lezzetin
peşindeyim" dedi Peki neydi bu yaşlı amcayı yıllardır peşinden koşturan bu
lezzet? Elbetteki ziftin lezzeti değildi demek o Şehit namzetlerine ALLAH (c.c.) cennet nimetlerini onların dudaklarına değdiriyordu.Belkide bununlaölümün acısını hissetmiyorlardı.
Şunuda ilave edelim: Cennetin nimetlerinden
birine dudağın sadece değmesi insanı bir ömür boyu peşinden koşturuyorsa,
kim bilir bu niğmetin ve diğerlerinin lezzeti nasıldır? Allah Rasülünün
s.a.v. ifade buyurdukları gibi,Elbette cennet nimetlerini değil idrak
etmek,hayal etmek bile mümkün değildir.Cennet nimtlerini bilemediğimiz ve
göremediğimiz için, dünyadaki gölgelerine bağlanıp kalıyoruz.Halbuki GERÇEK
HAYAT ,CENNET HAYATIDIR diyor Kuranı Kerim.
Selam ve Dua ile
..
Ara sıra gittiğim kahvehanede doksanlık bir ihtiyar dede devamlı dudaklarını
yalıyordu.Ne zaman görsem böyle yapıyordu. Merak ettim, birgün kendisine;
Amca bu hareketi neden böyle yapıp duruyorsun? diye sorduğumda
Evladım bunun hikayesi uzun dedi ve anlatmaya başladı
Ben yedi sekiz yaşalarında bir çocuktum..Ermeniler bizim köyümüzü
bastılar.Çocuk genç ihityar herkesi köyün genişce bir meydanında topladılar
ve işkence ile öldürmeye başladılar.İşkence de şuydu."Ateşler yakılmış,
üzerlerine zift dolu kazanlar yerleştirilmişti.Fokur fokur kazanda zift
kaynıyordu. Bunun üzerinde de idam sehpası vardı.Sırası gelenin ayağını iple
bağlayıp sehpanın üzerinden kafa üstü kazana doğru
sarkıtıyorlardı.Evvela yüzleri sonra vücudunun diğer kısımları yanarak
feci bir şekilde can
veriyorlardı. Nihayet sıra bana geldi. Beni de aynı şekilde ayaklarımdan
bağlayarak kazana doğru yavaş yavaş sarkıtmaya başladılar. Duadaklarım
kazana değmişti ki, bir ses "Kazım karabekirin askerleri geliyor." diye
haykırınca ermeniler çil yavrusu gibi kaçıştılar. Ben kurtulmuştum. Ama
dudaklarım kazandaki kaynayan zifte değdiği an, öyle bir lezzet hissettim
ki doksan yaşına geldim dünyanın hiçbir nimetinde ben o lezzeti
bulamadım.Dudaklarımı yalamamın sebebi budur. Ben hala o lezzetin
peşindeyim" dedi Peki neydi bu yaşlı amcayı yıllardır peşinden koşturan bu
lezzet? Elbetteki ziftin lezzeti değildi demek o Şehit namzetlerine ALLAH (c.c.) cennet nimetlerini onların dudaklarına değdiriyordu.Belkide bununlaölümün acısını hissetmiyorlardı.
Şunuda ilave edelim: Cennetin nimetlerinden
birine dudağın sadece değmesi insanı bir ömür boyu peşinden koşturuyorsa,
kim bilir bu niğmetin ve diğerlerinin lezzeti nasıldır? Allah Rasülünün
s.a.v. ifade buyurdukları gibi,Elbette cennet nimetlerini değil idrak
etmek,hayal etmek bile mümkün değildir.Cennet nimtlerini bilemediğimiz ve
göremediğimiz için, dünyadaki gölgelerine bağlanıp kalıyoruz.Halbuki GERÇEK
HAYAT ,CENNET HAYATIDIR diyor Kuranı Kerim.
Selam ve Dua ile
..