20-06-2010, 12:56 AM
Karne nedir? Eğitim ve öğretim döneminin sonunda öğrencilerin derslerdeki başarı ve başarısızlıklarını, okula devam ve devamsızlıklarını gösteren belgeye karne denir.
Ama ne yazık ki her karne zamanında unutulan bir şey var. Aslında karne; hem öğrenciye, hem veliye, hem de öğretmene verilen bir belgedir. Maalesef yalnızca öğrenci sorgulanmakta, eleştirilmekte, aşağılanmakta veya kıyaslanmaktadır. Ama ebeveynlerin üzerlerine düşenleri yapmaları noktasında ve öğretmenlerin eksikleri bağlamında mesele hiç konuşulmamaktadır. Karne günü bazı çocuklar başarılarından dolayı sevinmekte, bazı çocuklar ise zayıflarından dolayı üzülmektedir. Göz ardı edilense başarılı olan öğrencilerin gereğinden az ve ya çok tutarsızca ödüllendirildiği, başarısız öğrencilerin ise haddinden fazla yerildiğidir. Rabbim bizlere bir karne günü daha yaklaşırken dengeli ve tutarlı anne babalar olmayı nasip eylesin.
Evlerdeki heyecan ve korku
Lütfen sevgili ebeveynler; çocuğunuzun kendine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında ona yardımcı olun. Herkes akademik olarak başarılı olmayabilir. Herkesin matematik dersi iyi olmayabilir. Ama dünyada yeteneksiz insan mevcut değildir. Önemli olan yeteneklerin keşfedilmesidir. Bunun içinde sabır gereklidir. Her çocuk tomurcuktur ve vakti geldiğinde açacaktır.
Kırık bir karne hayatın sonu değildir!
Karne bir eğitim ve öğrenim dönemi sonunda öğrencinin başarı durumunun göstergesi olarak kabul edilmekte bu da zaten 'yarış atına' dönen çocuklar için stres kaynağı olmaya yetmektedir. Toplumda özelliklede anne babaların yanında karneye verilen değer ve yüklenilen anlam çok önemlidir. Hâlbuki çocuklarımıza yaşattığımız bu sıkıntı ve tedirginliğin sonucunda öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı onların başarılarının düşmesi, motivasyonlarının bozulması ve dikkatlerinin dağılması için yeterli bir sebeptir.
Öncelikle anne babalarımızdan ricamız kırıklarla dolu bir karnenin hayatın sonu olmadığını bilmeleridir. Gelen gün ne getirir bilinmez. Belki de seneye güzel bir disiplin ve dengeli, tutarlı bir çalışma ile çocuk ve ya ergen Allah'ın izniyle çok güzel başarılara imzalar atacaktır. Ama çocuğa fırsat verilmezde üzerine gidilirse bu çocukla, anne baba arasında zaten problemli olan ilişkideki köprülerin yıkılmasından ve ya da yara almasından başka bir işe yaramaz.
Unutmayın ki; sizler de bizler de bir zamanlar öğrenciydik. Zayıflarımızda vardı, hatalarda yapmıştık hatta kopya bile çekmiş de bazen okuldan bile kaçmıştık. Bizler o zaman o hataları yaparken anne babalarımızı sevmiyor mu idik? Tabi ki hayır! Gençliğin, ergenliğin verdiği bir duyguyla tamamıyla hayata tutunamamıştık. Acaba diyoruz, şu an ki düşündüklerimizi o zaman da hissedebiliyor mu idik? Her şeyden önce unutmayalım ki kırıklarla dolu bir karne göz bebeğimiz ve iki cihan saadet selametimiz olan çocuklarımızın hayatlarının sonu değil. Lütfen karneleri okurken yanlış davranışlarda bulunarak karnelere yanlış anlamlar yüklemeyelim ki elimizle çocuklarımıza yanlış istikamet belirlemeyelim.
Stres, baskı ve özgüven kaybı
Çocuklarını en iyiyi yapmaya motive etmekle, onların giriştikleri her işte iyi olmalarını isteme yanlış inanışı arasında ince bir sınır bulunmaktadır. Unutmayalım ki; karne günleri öğrencilik hayatının en özel en manidar günlerinden birisidir. Bir kısım öğrenciler için sevinç ve gurur kaynağı olan bu gün, bazı öğrenciler içinse üzüntü stres, kaygı ve korku günü olabilmektedir. Karne gününün korkulu rüya olmasının en büyük nedeni toplumun ve anne babaların karneye yüklediği yanlış anlamlardır. Bu yanlış anlamlar hem aileyi hem de öğrenciyi yormakta ve karne günlerini hem aile hem de çocuk için stresli kılmaktadır.
İşte bu durum karne günleri yaklaştıkça evlerde ki kaygıyı artırmaktadır. Velisinin göstereceği kötü tepkiden korkan bazı öğrenciler karneyi saklıyor, notları değiştiriyor ve ya sahte karne gösterebiliyorlar. Ya da dünya üzerinde sadece bizim toplumumuzda görülen kötü notlardan dolayı intihar etme eğilimi ve ya evden kaçmaya meyletme davranışları. Oysa karne çocuğun kapasitesini her yönden yansıtan bir değerlendirme aracı değildir. İşte bu noktada yanılan bazı (maalesef birçok) anne babalar karnenin okul başarı durumu göstergesi olduğunu unutmakta ve asıl önemli olanınsa hayat başarısı olduğunu göz ardı etmektedirler.
Görülen o ki okul hayatı boyunca dersleri zayıf olan birçok öğrencilerin hayatın birçok alanında başarılı olduğu gibi, öğrencilikleri boyunca çok güzel karneler getiren, takdir teşekkürle geçen öğrencilerinse hayatın bazı alanlarında geride kaldıkları gözlemlenebilmektedir.
Rabbim okuduğumuzu anlamayı, anladığımızı hissetmeyi, hissettiğimizi yaşamayı ve yaşatmayı nasip eylesin.
Ama ne yazık ki her karne zamanında unutulan bir şey var. Aslında karne; hem öğrenciye, hem veliye, hem de öğretmene verilen bir belgedir. Maalesef yalnızca öğrenci sorgulanmakta, eleştirilmekte, aşağılanmakta veya kıyaslanmaktadır. Ama ebeveynlerin üzerlerine düşenleri yapmaları noktasında ve öğretmenlerin eksikleri bağlamında mesele hiç konuşulmamaktadır. Karne günü bazı çocuklar başarılarından dolayı sevinmekte, bazı çocuklar ise zayıflarından dolayı üzülmektedir. Göz ardı edilense başarılı olan öğrencilerin gereğinden az ve ya çok tutarsızca ödüllendirildiği, başarısız öğrencilerin ise haddinden fazla yerildiğidir. Rabbim bizlere bir karne günü daha yaklaşırken dengeli ve tutarlı anne babalar olmayı nasip eylesin.
Evlerdeki heyecan ve korku
Lütfen sevgili ebeveynler; çocuğunuzun kendine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında ona yardımcı olun. Herkes akademik olarak başarılı olmayabilir. Herkesin matematik dersi iyi olmayabilir. Ama dünyada yeteneksiz insan mevcut değildir. Önemli olan yeteneklerin keşfedilmesidir. Bunun içinde sabır gereklidir. Her çocuk tomurcuktur ve vakti geldiğinde açacaktır.
Kırık bir karne hayatın sonu değildir!
Karne bir eğitim ve öğrenim dönemi sonunda öğrencinin başarı durumunun göstergesi olarak kabul edilmekte bu da zaten 'yarış atına' dönen çocuklar için stres kaynağı olmaya yetmektedir. Toplumda özelliklede anne babaların yanında karneye verilen değer ve yüklenilen anlam çok önemlidir. Hâlbuki çocuklarımıza yaşattığımız bu sıkıntı ve tedirginliğin sonucunda öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı onların başarılarının düşmesi, motivasyonlarının bozulması ve dikkatlerinin dağılması için yeterli bir sebeptir.
Öncelikle anne babalarımızdan ricamız kırıklarla dolu bir karnenin hayatın sonu olmadığını bilmeleridir. Gelen gün ne getirir bilinmez. Belki de seneye güzel bir disiplin ve dengeli, tutarlı bir çalışma ile çocuk ve ya ergen Allah'ın izniyle çok güzel başarılara imzalar atacaktır. Ama çocuğa fırsat verilmezde üzerine gidilirse bu çocukla, anne baba arasında zaten problemli olan ilişkideki köprülerin yıkılmasından ve ya da yara almasından başka bir işe yaramaz.
Unutmayın ki; sizler de bizler de bir zamanlar öğrenciydik. Zayıflarımızda vardı, hatalarda yapmıştık hatta kopya bile çekmiş de bazen okuldan bile kaçmıştık. Bizler o zaman o hataları yaparken anne babalarımızı sevmiyor mu idik? Tabi ki hayır! Gençliğin, ergenliğin verdiği bir duyguyla tamamıyla hayata tutunamamıştık. Acaba diyoruz, şu an ki düşündüklerimizi o zaman da hissedebiliyor mu idik? Her şeyden önce unutmayalım ki kırıklarla dolu bir karne göz bebeğimiz ve iki cihan saadet selametimiz olan çocuklarımızın hayatlarının sonu değil. Lütfen karneleri okurken yanlış davranışlarda bulunarak karnelere yanlış anlamlar yüklemeyelim ki elimizle çocuklarımıza yanlış istikamet belirlemeyelim.
Stres, baskı ve özgüven kaybı
Çocuklarını en iyiyi yapmaya motive etmekle, onların giriştikleri her işte iyi olmalarını isteme yanlış inanışı arasında ince bir sınır bulunmaktadır. Unutmayalım ki; karne günleri öğrencilik hayatının en özel en manidar günlerinden birisidir. Bir kısım öğrenciler için sevinç ve gurur kaynağı olan bu gün, bazı öğrenciler içinse üzüntü stres, kaygı ve korku günü olabilmektedir. Karne gününün korkulu rüya olmasının en büyük nedeni toplumun ve anne babaların karneye yüklediği yanlış anlamlardır. Bu yanlış anlamlar hem aileyi hem de öğrenciyi yormakta ve karne günlerini hem aile hem de çocuk için stresli kılmaktadır.
İşte bu durum karne günleri yaklaştıkça evlerde ki kaygıyı artırmaktadır. Velisinin göstereceği kötü tepkiden korkan bazı öğrenciler karneyi saklıyor, notları değiştiriyor ve ya sahte karne gösterebiliyorlar. Ya da dünya üzerinde sadece bizim toplumumuzda görülen kötü notlardan dolayı intihar etme eğilimi ve ya evden kaçmaya meyletme davranışları. Oysa karne çocuğun kapasitesini her yönden yansıtan bir değerlendirme aracı değildir. İşte bu noktada yanılan bazı (maalesef birçok) anne babalar karnenin okul başarı durumu göstergesi olduğunu unutmakta ve asıl önemli olanınsa hayat başarısı olduğunu göz ardı etmektedirler.
Görülen o ki okul hayatı boyunca dersleri zayıf olan birçok öğrencilerin hayatın birçok alanında başarılı olduğu gibi, öğrencilikleri boyunca çok güzel karneler getiren, takdir teşekkürle geçen öğrencilerinse hayatın bazı alanlarında geride kaldıkları gözlemlenebilmektedir.
Rabbim okuduğumuzu anlamayı, anladığımızı hissetmeyi, hissettiğimizi yaşamayı ve yaşatmayı nasip eylesin.
