30-10-2007, 08:49 PM
Osman Efendi bir sabah
müthiş bir başağrısıyla uyanır.
İlaç alır geçmez. Bir iki gün
bekler, ağrı devam eder.
Doktor çağrılır. Doktor muayene
eder, ağrı kesiciler verir, gider.
Lakin Osman Efendi'nin başağrısı artarak sürer.
Üstüne üstlük başağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya başlar. Baş ka doktorlar çağrılır...
Osman Efendi Uşak'ın ileri
gelenlerindendir, ağrıyı
kesene servet vaadeder.
Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de
bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul'a götürmeye karar verirler.
İstanbul'da en iyi doktorlar
seferber olur. Röntgenler,
beyin tomografileri çekilir,
testler yapılır...
Görünüşe bakılırsa
Osman Efendi turp gibidir.
Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir.
Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsvi çre moda, Zürih'e gidilir.Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.
Sonuç:
Efendi'ye teşhis konulamaz.
Artık yerinden kalkamayan
Osman Efendi'ye ağrı kesici
iğneler verilir, altmışlarını süren
adamın ülkesine dönüp
"dinlenmesi", daha doğrusu
son günlerini evinde
geçirmesi tavsiye edilir.
Osman Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak'a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.
Bir gün, hastanın keyfi
gelsin diye, Osman Efendi'nin
eski berberi "Berber Mehmet"
çağrılır. Berber yataktan
kalkamayan Osman Efendi'yi
tıraş ederken, adamcağız
derdini anlatır ve ölümü
beklediğini söyler.
Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim" der,
"Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?"
Bir bakar, "Hah işte" der. "Kıl dönmüş."
Osman Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.
Ev halkı Osman Efendi'nin
köyü ayağa kaldıran çığlığıyla
odaya koşar. Berber Mehmet,
Osman Efendi'nin elinden zor
alınır ve cımbızın ucunda
tuttuğu yirmi santimlik kılla
kapı dışarı edilir.
Osman Efendi'nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır.
Gözlerinin yaşarması geçmiştir.
Başağrısından ise eser kalmamıştır.
Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.
Dönen kılın sinire yürüyüp
gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder.
Şimdi bu gerçek hikayeyi
niye anlattık?
Berber Mehmet efendilerin
fikirleri var, dinlemek gerek.
2. Bazen büyük sorunların
çok basit çözümleri olur.
3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir......
müthiş bir başağrısıyla uyanır.
İlaç alır geçmez. Bir iki gün
bekler, ağrı devam eder.
Doktor çağrılır. Doktor muayene
eder, ağrı kesiciler verir, gider.
Lakin Osman Efendi'nin başağrısı artarak sürer.
Üstüne üstlük başağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya başlar. Baş ka doktorlar çağrılır...
Osman Efendi Uşak'ın ileri
gelenlerindendir, ağrıyı
kesene servet vaadeder.
Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de
bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul'a götürmeye karar verirler.
İstanbul'da en iyi doktorlar
seferber olur. Röntgenler,
beyin tomografileri çekilir,
testler yapılır...
Görünüşe bakılırsa
Osman Efendi turp gibidir.
Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir.
Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsvi çre moda, Zürih'e gidilir.Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.
Sonuç:
Efendi'ye teşhis konulamaz.
Artık yerinden kalkamayan
Osman Efendi'ye ağrı kesici
iğneler verilir, altmışlarını süren
adamın ülkesine dönüp
"dinlenmesi", daha doğrusu
son günlerini evinde
geçirmesi tavsiye edilir.
Osman Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak'a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.
Bir gün, hastanın keyfi
gelsin diye, Osman Efendi'nin
eski berberi "Berber Mehmet"
çağrılır. Berber yataktan
kalkamayan Osman Efendi'yi
tıraş ederken, adamcağız
derdini anlatır ve ölümü
beklediğini söyler.
Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim" der,
"Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?"
Bir bakar, "Hah işte" der. "Kıl dönmüş."
Osman Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.
Ev halkı Osman Efendi'nin
köyü ayağa kaldıran çığlığıyla
odaya koşar. Berber Mehmet,
Osman Efendi'nin elinden zor
alınır ve cımbızın ucunda
tuttuğu yirmi santimlik kılla
kapı dışarı edilir.
Osman Efendi'nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır.
Gözlerinin yaşarması geçmiştir.
Başağrısından ise eser kalmamıştır.
Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.
Dönen kılın sinire yürüyüp
gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder.
Şimdi bu gerçek hikayeyi
niye anlattık?
Berber Mehmet efendilerin
fikirleri var, dinlemek gerek.
2. Bazen büyük sorunların
çok basit çözümleri olur.
3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir......
