29-09-2009, 10:50 PM
Bölüm-1
Günümüz gençliğinin temel problemleri demek, bir bakıma içtimaî problemlerin tamamı demektir. Her türlü sosyal problemin çözümünde ilk temel noktadan başlanır. O da, gençlerin durumunu, problemlerini tespit etmek ve çözüm yolları göstermekten geçer. Toplumun varlığında sağlam bir gelişme ancak, gençliğin her türlü problemleri çözüldüğü zaman gerçekleşir. Bu sebeple, bir toplumun gününü ve bilhassa geleceğini yok etmenin en kestirme ve tesirli yolu, gençliği dejenere etmektir.
Sosyolojide şöyle bir kural vardır. İçtimaî bir hâdisenin sebebi, yine başka bir içtimai hâdisedir. Günümüz gençliğinin problemlerinin sebebi içinde yaşadığı toplumdur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de, çocuklarımıza karşı görevlerimizi şöyle vurgulamaktadır: "Çocuklarınıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz, onları en güzel şekilde terbiye ediniz." (İbn Mace, "Edeb", 2/368)
Toplumdaki büyükler gençlere karşı vazifelerini yapıyor mu? Aile çocuğuna karşı vazifelerini yerine getiriyor mu? Öğretmen ve okul fonksiyonu istendiği ölçüde icra ediyor mu? Gencin içinde yaşadığı çevre, onun maddi ve manevi yönden yetişmesine uygun mu? Devlet, gençlerine ne kadar sahip çıkıyor? Gençliği yetiştirmede benimsenen ölçüler ve eğitim düsturları, onların yetişebilmesi için hangi seviyede? Bütün bu sorular, bir ülkenin bugününü ve yarınını tayinde en önemli sorulardır.
Gençlik
Milli Eğitim Bakanlığı gençliği şöyle tarif etmektedir: Gençlik, büluğa erme neticesinde, biyolojik ve psikolojik bakımdan çocukluğun sonu ile, toplum hayatında sorumluluk alma dönemi olan 12-24 arasında kalan yaş gurubudur (DPT Raporu, 1983, 13) Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın tarifine göre "Genç, 15 ile 25 yaşları arasında, öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişidir." (Yörükoğlu 1986, 3)
Gençlik, bilhassa günümüz toplumlarında veya modern dünyada kendine bakış açısı itibariyle, çocukluk ile erişkinliği bağlayan bir köprüdür. Genç için çocukluk dönemi geride kalmıştır, fakat genç henüz yetişkin toplumda belli bir noktaya ulaşmış değildir. Bu yüzden gençlik çağı bir belirsizlik ve arayışlar devresidir. Bu çağ, hayat için bir yön ve hedefin arandığı, meslek ve ailevi rollerin üstlenilmesi için gerekli kişilik özelliklerinin kazanıldığı, ferdin daha müstakil ve problemli bir kimse olarak hareket etmeye başladığı bir hazırlanma dönemidir.
Günümüz gençliğinin temel problemleri demek, bir bakıma içtimaî problemlerin tamamı demektir. Her türlü sosyal problemin çözümünde ilk temel noktadan başlanır. O da, gençlerin durumunu, problemlerini tespit etmek ve çözüm yolları göstermekten geçer. Toplumun varlığında sağlam bir gelişme ancak, gençliğin her türlü problemleri çözüldüğü zaman gerçekleşir. Bu sebeple, bir toplumun gününü ve bilhassa geleceğini yok etmenin en kestirme ve tesirli yolu, gençliği dejenere etmektir.
Sosyolojide şöyle bir kural vardır. İçtimaî bir hâdisenin sebebi, yine başka bir içtimai hâdisedir. Günümüz gençliğinin problemlerinin sebebi içinde yaşadığı toplumdur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de, çocuklarımıza karşı görevlerimizi şöyle vurgulamaktadır: "Çocuklarınıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz, onları en güzel şekilde terbiye ediniz." (İbn Mace, "Edeb", 2/368)
Toplumdaki büyükler gençlere karşı vazifelerini yapıyor mu? Aile çocuğuna karşı vazifelerini yerine getiriyor mu? Öğretmen ve okul fonksiyonu istendiği ölçüde icra ediyor mu? Gencin içinde yaşadığı çevre, onun maddi ve manevi yönden yetişmesine uygun mu? Devlet, gençlerine ne kadar sahip çıkıyor? Gençliği yetiştirmede benimsenen ölçüler ve eğitim düsturları, onların yetişebilmesi için hangi seviyede? Bütün bu sorular, bir ülkenin bugününü ve yarınını tayinde en önemli sorulardır.
Gençlik
Milli Eğitim Bakanlığı gençliği şöyle tarif etmektedir: Gençlik, büluğa erme neticesinde, biyolojik ve psikolojik bakımdan çocukluğun sonu ile, toplum hayatında sorumluluk alma dönemi olan 12-24 arasında kalan yaş gurubudur (DPT Raporu, 1983, 13) Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın tarifine göre "Genç, 15 ile 25 yaşları arasında, öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişidir." (Yörükoğlu 1986, 3)
Gençlik, bilhassa günümüz toplumlarında veya modern dünyada kendine bakış açısı itibariyle, çocukluk ile erişkinliği bağlayan bir köprüdür. Genç için çocukluk dönemi geride kalmıştır, fakat genç henüz yetişkin toplumda belli bir noktaya ulaşmış değildir. Bu yüzden gençlik çağı bir belirsizlik ve arayışlar devresidir. Bu çağ, hayat için bir yön ve hedefin arandığı, meslek ve ailevi rollerin üstlenilmesi için gerekli kişilik özelliklerinin kazanıldığı, ferdin daha müstakil ve problemli bir kimse olarak hareket etmeye başladığı bir hazırlanma dönemidir.