22-09-2007, 01:56 PM
İnsanlar, yapıları gereği nefis sâhibi olduklarından dolayı bencillik eğilimindedirler. Her konuda kendilerini beğenmek ayıbını taşırlar. Bu nedenle de dünyânın en akıllı kişisinin kendileri olduğunu düşünüp;her düşündüklerinin doğru, her söylediklerinin hak olduğunu iddiâederler. Bütün varlıklarıyla kendi sözlerini dinletmeye, her konuda kendi istek ve düşüncelerini kabul ettirmeye çalışırlar.
Hâlbuki herhangi bir konuda doğru ve kabul edilebilir bir düşünce ileri sürebilmek için, o konuda oldukça geniş bir bilgiye ve o bilginin pratik olarak denenmesi sonucunda elde edilmiş tecrübeye ihtiyaçları vardır. Ancak bunu hiç düşünmezler ve kendilerine hatırlatıldığında da kabul etmezler.
İşte böylelerini uyarmak için KURAN-ı Kerîm'de :
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ / 66 : "İşte siz böylekimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sâhibi olduğunuz konuda tartışınız;fakat bilgi sâhibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz? Oysa kiAllah(c.c.), her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz." buyurulumuştur.
Üstelik böyleleri, hakkında yeterli bilgi sâhibi olmadıkları konularda da fikir yürüterek bir şeyler elde etmeye çalışırlar.
KURAN, bunları da uyarır :
İSRÂ SÛRESİ / 36 : "Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme.Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur." Böyle köklü bir bilgisi bulunmayanlar, sırf kendi sözleri geçsin, birileri peşlerine takılsın diye insanları etkileyip,yollarından saptırırlar.
EN'ÂM SÛRESİ / 119 : " . . . Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar.Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir."
Haddi aşanların görecekleri karşılıkların ne olduğunu öğrenmek için Kur'ân'a ve hadislere bir göz atmak, insanları dehşete düşürmeye yeter.
EN'ÂM SÛRESİ / 144 : " . . . Bilgisizce insanları saptırmak için Allah(c.c.)'a karşı yalan uydurandan kim daha zâlimdir!Şüphesiz Allah(c.c.), o zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez."
Allah(c.c.)'ın zâlimleri sevmediği, KURAN'ın hükmüdür. Böylelerinin sonunun hem dünyâda, hem âhirette iyiolmayacağı da açıklanmıştır.
HAC SÛRESİ / 8 - 9 : "İnsanlardan bâzısı, bir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah(c.c.) yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir veâzâmet içinde) Allah(c.c.) hakkında tartışmaya kalkar.Onun için dünyâda bir rezillik vardır, kıyâmet gününde ise ona yakıcı azâbı tattıracağız." Bütün bunları yanında, inanan kullara da bir uyarı ve bir öğüt vardır.Bunlar, kendilerine verilen bir habere, söylenen bir söze doğruluğunu iyice araştırmadan inanmamaya çağırılmaktadır.
HUCURÂT SÛRESİ / 6 : "Ey îmân edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse, onun doruluğunu araştırın.Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişmânolursunuz."
Cenâb-ı Hakk; aklımızı ilminle, dilimizi fikriyle,gönlümüzü sevgisi ile doldursun...
Hâlbuki herhangi bir konuda doğru ve kabul edilebilir bir düşünce ileri sürebilmek için, o konuda oldukça geniş bir bilgiye ve o bilginin pratik olarak denenmesi sonucunda elde edilmiş tecrübeye ihtiyaçları vardır. Ancak bunu hiç düşünmezler ve kendilerine hatırlatıldığında da kabul etmezler.
İşte böylelerini uyarmak için KURAN-ı Kerîm'de :
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ / 66 : "İşte siz böylekimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sâhibi olduğunuz konuda tartışınız;fakat bilgi sâhibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz? Oysa kiAllah(c.c.), her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz." buyurulumuştur.
Üstelik böyleleri, hakkında yeterli bilgi sâhibi olmadıkları konularda da fikir yürüterek bir şeyler elde etmeye çalışırlar.
KURAN, bunları da uyarır :
İSRÂ SÛRESİ / 36 : "Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme.Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur." Böyle köklü bir bilgisi bulunmayanlar, sırf kendi sözleri geçsin, birileri peşlerine takılsın diye insanları etkileyip,yollarından saptırırlar.
EN'ÂM SÛRESİ / 119 : " . . . Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar.Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir."
Haddi aşanların görecekleri karşılıkların ne olduğunu öğrenmek için Kur'ân'a ve hadislere bir göz atmak, insanları dehşete düşürmeye yeter.
EN'ÂM SÛRESİ / 144 : " . . . Bilgisizce insanları saptırmak için Allah(c.c.)'a karşı yalan uydurandan kim daha zâlimdir!Şüphesiz Allah(c.c.), o zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez."
Allah(c.c.)'ın zâlimleri sevmediği, KURAN'ın hükmüdür. Böylelerinin sonunun hem dünyâda, hem âhirette iyiolmayacağı da açıklanmıştır.
HAC SÛRESİ / 8 - 9 : "İnsanlardan bâzısı, bir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah(c.c.) yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir veâzâmet içinde) Allah(c.c.) hakkında tartışmaya kalkar.Onun için dünyâda bir rezillik vardır, kıyâmet gününde ise ona yakıcı azâbı tattıracağız." Bütün bunları yanında, inanan kullara da bir uyarı ve bir öğüt vardır.Bunlar, kendilerine verilen bir habere, söylenen bir söze doğruluğunu iyice araştırmadan inanmamaya çağırılmaktadır.
HUCURÂT SÛRESİ / 6 : "Ey îmân edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse, onun doruluğunu araştırın.Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişmânolursunuz."
Cenâb-ı Hakk; aklımızı ilminle, dilimizi fikriyle,gönlümüzü sevgisi ile doldursun...