(*) GÜLE SEVDALI GENÇLİK (*)

Tam Görünüm: ŞÖHRET MERAKI AŞILANAN GENÇLER...!
Şu Anda Arşiv Görüntüleme Modundasınız. Siteyi normal görüntülemek için, Buraya Tıklayın
[/color]Yaz dönemi dolayısıyla televizyon ekranları iyice boşaldı. Televizyonların program koordinatörleri yine vur patlasın çal oynasın eğlence ve içi boş, düzeysiz yarışma programlarıyla işi geçiştirme yoluna gidiyorlar. Anchourmanlerin ve ağır top habercilerin yaz tatiline çıktığı ana haber bültenlerinde, sayfiye yerlerinden görüntülerle koskoca ana haber bülteni kotarılmaya çalışılıyor. Yaz dizileri ise bir alem... Kış döneminin ismi büyük dizilerinde figürasyon olarak çalışanlar başrole geçmiş durumda.
Bu arada, yaz döneminin kurtarıcısı yarışma programları... Bir Şarkısın Sen ismiyle çocukların sırtından rantlanan program, Benimle Dans Eder misin, Roman Star, Ver Coşkuyu ve Kanal D'nin tamamen taklit bulmacası.
Televizyonların format üretme noktasında zaten sıkıntılı olduğunu biliyoruz. Bulmaca formatı, Kanal 1'in Kelime Oyunu'ndan aynen apartılma gibi.
ATV ekranlarındaki Bir Şarkısın Sen programı çok tutulunca, program koordinatörleri bambaşka bir yöntemi daha devreye soktular. Bundan böyle çocuklar tek başlarına konser de veriyorlar.
Usta türkücü ve türkülerin usta sesi İzzet Altınmeşe, Bir Şarkısın Sen programıyla ilgili olarak, "Bu programda küçücük çocuklara şan şöhret merakı aşılanıyor. İnsanlar şöhreti sırtlarında taşıyabileceği yaştan önce şöhrete erişirse, onlardaki psikolojik deformasyonu hiç kimse hesap edemez" diyor.
Geçtiğimiz günlerde bir programda izlediğimiz ünlü yönetmen Sinan Çetin de şöhret için aynen şunları söylüyordu: "Şöhret, özgür olduğunuzu sandığınız, ama, özgürlüğünüzü asla yaşayamayacağınız koskoca bir hapishanedir"...
Doğruya doğru!
Küçücük çocuklar... Şan ve şöhret gömleğini giymiş usta sanatçılarla düet yapıyorlar. Bir anda ne oldum delisi oluyorlar. Bu yaşta belli bir ağırlığı kaldırmaları çok zor... Yarın birgün program bittikten sonra, bir anda boşluğa düşecekler. Bu programın kendilerine sağladığı şöhreti sonsuza kadar kullanacak halleri yok. Diğer yandan bu programı ekrana getirenlerin küçücük çocukların sırtından reyting ve SMS geliri devşirmelerini de hesaplamak lazım. Küçücük çocukların sırtından SMS rantı ve SMS imparatorluğu kurmaya çalışıyorlar. Bizim en çok üzüldüğümüz, yıllarını sanata vermiş Erol Evgin gibi sanatçıların bu figürasyonun bir parçası olabilmesi. Ve yaptığı işi içine sindirebilmesi.
Daha da kötüsü, insanlarımızın da bu programın reytinglerine ve SMS gelirlerine katkıda bulunmaları, her hafta bu programı reyting listelerinde bir numaraya çıkarabilmeleri.
Vur patlasın çal oynasın eğlence kültürünün bir parçası olmayı içine sindirebilen Türk halkı, aslında televizyonlara hakim olan eğlence anlayışını da reyting ile beslemeye devam ediyor. Kirli bir dezenformasyon süreci...
Kirli bir toplum üretme süreci...
Herşeyi olduğu gibi kabul eden, minicik çocukların sırtından bile rantlananlara alkış tutan bir toplum.
Konuşmayan, üretmeyen, düşünmeyen, sorgulamayan, analiz etmeyen, kendisini televizyonlardaki programların şablonuna göre ayarlayan bir toplum.
.
Referans Adresler