27-03-2009, 08:42 PM
Her defasında Milli Görüş’e Şevki Yılmaz’ın üslubu ve söylemleri nedeniyle demediğini bırakmayan ve ağır eleştirilerde bulunan Fethullah Gülen çevresi ve medya organları şimdilerde o Şevki Yılmaz’ın açıklamalarını ve konuşmalarını çarşaf çarşaf vermeye başladılar.
Dün Fethullah Gülen’in cemaatini sandıklara sahip çıkmaya davet eden açıklamalarını gördüğümde de çok şaşırmıştım. “İmkanım olsa ABD’deki arkadaşları da oraya oy kullandırmak için gönderirim” diyen ve “oy vermezseniz Allah bunun hesabını sorar” diyen bir Gülen vardı karşımızda. Fethullah Gülen’in siyasete olan bakışının böylesine değişmesinin altında yatan sebep acaba nedir?
Geçmişte Şevki Yılmaz’ı sert biçimde eleştiren ve “Müslümanlara zarar veriyor” diyen Gülen Grubu ve Şevki Yılmaz’ın yollarının kesişmesi çok çok düşündürücü.
Eğer bunu Şevki Yılmaz ve Gülen Grubu demokrasi adına yapıyorsa neden daha önceleri mesela 28 Şubat’ta yapmamışlardı. Her iki isim de o süreçte haklarındaki davalar sebebiyle yurt dışına çıkmak zorunda kalmışlardı.
Şimdi ise Şevki Yılmaz ve Gülen Grubu omuz omuza vermiş bir yandan AK Parti’ye destek istiyor, diğer taraftan da Saadet Partisi’nin yükselişinin önünü kesmeye çalışıyor.
Dün internete düşen Kanal B televizyonundaki görüntülerin hedefinde Kılıçdaroğlu mu vardı yoksa Saadet Partisi mi? Ve bu görüntüyü medyaya kim sızdırdı acaba? O görüntülerden Kılıçdaroğlu’nun çok da fazla zarar görmediği çok açık, ancak Ergenekoncularla-Saadet Partisi’ni yan yana göstermek isteyen çevrelerin bu görüntüleri nasıl kullandığını çok açık biçimde görüyoruz. O görüntülerin hedefi Kılıçdaroğlu değildi. Aslında hedefte Saadet Partisi’nin yükselişini gören çevrelerin korkularının sonucu vardı.
Gazetelerini, TV’lerini ve internet sitelerini Saadet Partisi’ne kapatarak, sonra da “Doğan Medyası’nda neden çıkıyorsunuz” diyenlerle, Kanal B görüntüsünü medyaya servis edenlerin aynı çevreler olduğunu düşünüyorum.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş bu konuda gereken cevabı verdi zaten.
Ancak Gülen Grubu ve Şevki Yılmaz’ın omuz omuza vererek Saadet Partisi’nin yükselişini engellemeye çalışması bana göre AKP için de büyük bir tehlike. Eğer bir partiyi yıpratmak için düşman gibi görünenler bu kadar rahat biraraya gelebiliyorsa, rüzgar tersine döndüğünde ve AKP güç kaybetmeye başladığında bu çevrelerin AKP’ye karşı nasıl bir tavır alacakları konusunda da AKP’liler durup düşünmelidir.
Bu seçimler birçok gerçeği görmemizi sağladı.
Bir zamanlar “Cebrail inse parti kursa desteklemem” diyen Fethullah Gülen’le, yaptığı siyasi konuşmalarla Refah Partisi’nin hem yükselmesine katkı sağlamış hem de sonraki yıllarda başını çok ağrıtmış olan Şevki Yılmaz’ı aynı çizgide görmek ilginç ve bir o kadar da şaşırtıcı.
Az kaldı “bu da geçer Ya Hu”
Ali Öztürk / 8sutun / 25.03.2009
Her defasında Milli Görüş’e Şevki Yılmaz’ın üslubu ve söylemleri nedeniyle demediğini bırakmayan ve ağır eleştirilerde bulunan Fethullah Gülen çevresi ve medya organları şimdilerde o Şevki Yılmaz’ın açıklamalarını ve konuşmalarını çarşaf çarşaf vermeye başladılar.
Dün Fethullah Gülen’in cemaatini sandıklara sahip çıkmaya davet eden açıklamalarını gördüğümde de çok şaşırmıştım. “İmkanım olsa ABD’deki arkadaşları da oraya oy kullandırmak için gönderirim” diyen ve “oy vermezseniz Allah bunun hesabını sorar” diyen bir Gülen vardı karşımızda. Fethullah Gülen’in siyasete olan bakışının böylesine değişmesinin altında yatan sebep acaba nedir?
Geçmişte Şevki Yılmaz’ı sert biçimde eleştiren ve “Müslümanlara zarar veriyor” diyen Gülen Grubu ve Şevki Yılmaz’ın yollarının kesişmesi çok çok düşündürücü.
Eğer bunu Şevki Yılmaz ve Gülen Grubu demokrasi adına yapıyorsa neden daha önceleri mesela 28 Şubat’ta yapmamışlardı. Her iki isim de o süreçte haklarındaki davalar sebebiyle yurt dışına çıkmak zorunda kalmışlardı.
Şimdi ise Şevki Yılmaz ve Gülen Grubu omuz omuza vermiş bir yandan AK Parti’ye destek istiyor, diğer taraftan da Saadet Partisi’nin yükselişinin önünü kesmeye çalışıyor.
Dün internete düşen Kanal B televizyonundaki görüntülerin hedefinde Kılıçdaroğlu mu vardı yoksa Saadet Partisi mi? Ve bu görüntüyü medyaya kim sızdırdı acaba? O görüntülerden Kılıçdaroğlu’nun çok da fazla zarar görmediği çok açık, ancak Ergenekoncularla-Saadet Partisi’ni yan yana göstermek isteyen çevrelerin bu görüntüleri nasıl kullandığını çok açık biçimde görüyoruz. O görüntülerin hedefi Kılıçdaroğlu değildi. Aslında hedefte Saadet Partisi’nin yükselişini gören çevrelerin korkularının sonucu vardı.
Gazetelerini, TV’lerini ve internet sitelerini Saadet Partisi’ne kapatarak, sonra da “Doğan Medyası’nda neden çıkıyorsunuz” diyenlerle, Kanal B görüntüsünü medyaya servis edenlerin aynı çevreler olduğunu düşünüyorum.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş bu konuda gereken cevabı verdi zaten.
Ancak Gülen Grubu ve Şevki Yılmaz’ın omuz omuza vererek Saadet Partisi’nin yükselişini engellemeye çalışması bana göre AKP için de büyük bir tehlike. Eğer bir partiyi yıpratmak için düşman gibi görünenler bu kadar rahat biraraya gelebiliyorsa, rüzgar tersine döndüğünde ve AKP güç kaybetmeye başladığında bu çevrelerin AKP’ye karşı nasıl bir tavır alacakları konusunda da AKP’liler durup düşünmelidir.
Bu seçimler birçok gerçeği görmemizi sağladı.
Bir zamanlar “Cebrail inse parti kursa desteklemem” diyen Fethullah Gülen’le, yaptığı siyasi konuşmalarla Refah Partisi’nin hem yükselmesine katkı sağlamış hem de sonraki yıllarda başını çok ağrıtmış olan Şevki Yılmaz’ı aynı çizgide görmek ilginç ve bir o kadar da şaşırtıcı.
Az kaldı “bu da geçer Ya Hu”
Ali Öztürk / 8sutun / 25.03.2009