(*) GÜLE SEVDALI GENÇLİK (*)

Tam Görünüm: Gel bize den Gebze ye bir medeniyettir GEBZE
Şu Anda Arşiv Görüntüleme Modundasınız. Siteyi normal görüntülemek için, Buraya Tıklayın
Sayfalar: 1 2 3
Gebze adı köken olarak,diğer eski yerleşmelerin ismine bağlanmaktadır.Araştırmacıların bir çoğu bu görüştedir.Bazılarıysa Libyssa Dakipyza isimlerini bazı ufak değişikliklerle kullanmışlardır.
Antik çağ araştırmacılarının hemen hemen hepsi Libyssa adını kullanmışlardır.Roma ve Bizans döneminde Dakipyza adı da kullanılmaya başlanan bir diğer isimdir.Okunuş açısından da bu isimlerin Gebze sözcüğünün andırması,kelimenin kökeninin çok eski olduğunun kanıtlamaktadır.

Bazı araştırmacılar da yöreden bahsederken,Gebseh,Gebisseh,Gjabseh isimlerini kullanmışlardır.

Gekbuzeh,Ghvizah,Gavize,Dschebse,Dschebize,Gebize de kullanılan diğer isimlerden bazılarıdır.

Evliya Çelebi´nin Seyahatnamesi´nde de bir kez Kekbeziye ismini kullanmış,Erzurum Seyahatı esnasındaysa Gebze kelimesinin Gelbize´den kaynaklandığını yazmıştır.

İbrahim Hakkı Konyalı ise,eski Osmanlı arşiv kaynaklarında Geybüyze,Geybüveyse,Geyibüveyse,Geyiboyze,geykivize şeklinde yazıldığını,halen yaşayan ismininse Gebze olduğunu vurgulamıştır.
Gebze´nin 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 421.932´ tür.Gebze belediyesi sınırları içerisindeki kent nüfusu ise 253.487´dir.

Doğusunda İzmit,batısında İstanbul,kuzeyinde Şile,güneyinde İzmit Körfesi´yle

Sınırlanan Gebze;yayla görünümünde bir tepe üzerinde kurulmuştur.İlçe merkezinin genel boyutları doğudan-batıya 10 km,kuzeyden-güneye 15 km‘dir.

Marmara sahiline 7 km,İzmit´e 49 km İstanbul´a 45 km uzaklıkta bulunmaktadır.Deniz seviyesinden yüksekliği 130 metredir.

Günümüzde Gebze kara,deniz demiryollarının birbirleriyle kesiştiği önemli kavşak noktasında bulunmaktadır.Eski Gebze şimdiki kasabanın yakınındadır.,Yüzeyi kuzeydoğuda dağ ve sırtlardan,batı güneyde kıyıya yakın bölümlerinde düzlüklerden ibarettir.

Yapılan hesaplamalara göre;Gebze nüfus ve gelişme açısından, Türkiye´nin mevcut 30 ilinden daha büyük bir kent düzeyindedir.

Eski bir geçmişe sahip olan Gebze son dönemlerde nüfus itibariyle Kocaeli merkezini de aşmış bulunmaktadır
1.Sultan Orhan Camii:Gebze´nin batısında yer alan cami,tahmini olarak 1323-1331 yılları arasında inşa edilmiştir.Osmanlı mimarisin ilk örneklerinden olan camiyi,Gebze´nin kurucusu olan Sultan Orhan yaptırmıştır.

2.İlyas Bey camii:
İlk defa İlyas Bey tarafından yaptırılan caminin inşat tarihi kesin olarak bilinmemektedir ancak Gebze´nin ilk fethedildiği yıllarda (1326) yapılmaya başlandığı tahmin edilmektedir.İlyas Bey Camii,Osmanlılardan kalma en eski cami sayılmaktadır.


3.Çoban Mustafa Paşa Cami ve Külliyesi:
Cami,yapılar topluluğunun merkezinde ve Gebze´ye hakim bir mevkide yer alır.1510 yıllında Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.Külliyenin yapımının çok önceden planlandığı ve anonim bir çalışma ile ortaya çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

Paşa mısır bezemelerinden etkilenerek,camisi için taşına bilir parçaları Kahire´de yaptırmıştır.Darıca iskelesinden Gebze´ye ulaştırılan süsleme öğeleri mısırlı ustalar tarafından yerlerine yerleştirilmiştir.

Kare planlı üzeri dört sütunun taşıdığı 24 metre yüksekliğindeki geniş bir kubbe ile örtülüdür.Duvarları taş zemin üzerine kesme taş ve muntazam tuğlalarla örülmüştür.Ayrıca caminin çevresi 2.5 metre yüksekliğinde oldukça kalın duvarlarla çevrilidir.Her cephesinde bir tane olmak üzere dört giriş kapısı vardır.Mihrap ve duvarları kufi yazılarla süslenerek renk düzeni görkemli Türk çinileri ile sağlanmıştır.

Bazı araştırmacılar,bu görkemli camin de bulunduğu külliyenin planının Mimar Sinan´a çizdirildiğini,baş kalfası Hüseyin Ağa´ya da inşa ettirildiğini ileri sürmüştür.Evliya Çelebi Seyahatnamesi´nde ise Çoban Mustafa Paşa Camisi´nin Mimar Sinan´ın baş halifesi Hüseyin Kalfa´nın yaptığından bahsedilmektedir.

Çoban Mustafa Paşa Külliyesi; cami,medrese,bimarhane,kütüphane,han,hamam,kervansaray,paşa odaları,tekke,arşiv,hela,su kuyusu,şadırvan ve bir türbeden oluşmaktadır.

4.Merdivenli Cami(Karabakkal Mescidi):
15. yüzyıl başlarında inşa edilen cami üç katlı olup üzeri kiremitle kaplı bir cami çatı ile örtülüdür.Tek minareli ve tek şerefelidir.

5.Cuma Camii:
Gebze´ye 20 km mesafede bulunan Cumaköy´de 16. yüzyılda yaptırılmıştır.Cami kare planlı olup,tek katlı ve üzeri çatı ile örtülmüştür.


6.Pertev Paşa Camii:
Yerli cami olarak da tanınan bu cami 1785 tarihinde,Darıca´da doğan Osmanlı devlet adamı Seyyit Mehmet Pertev Paşa tarafından yaptırılmıştır.

7.Çarşı Camii:
Tavşancıl´ın Merkez Camii nitelindeki bu cami çarşı içinde yer almaktadır.Minberi bulunmadığı için sadece vakit namazlarının eda edilmesinde kullanılmıştır.İnşa tarihi ve kimin tafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Cami kare planlı,kagir olarak yapılmış olup,üzeri çatı ile örtülmüştür.Caminin temel malzemesi taştır.


8.Sultan Hamid Camii:
Halk arasında aşağı cami diye adlandırılan bu cami,Tavşancıl beldesi´nin en eski camilerinden biridir.Yüzyıllardan beri cemaatin Cuma ve bayram namazları kıldığı cami kuruluş tarihi ve banisi bilinmiyor.
Eskihisar Kalesi (Gebze)

Gebze Eskihisar Köyü’ndeki Eskihisar Kalesi deniz kıyısında dik yamaçlı bir tepe üzerinde limanı korumak amacı ile yapılmıştır. Kalenin kesin yapım tarihini gösteren bir kitabe bulunmamaktadır. Büyük olasılıkla bu kale Bizans döneminde yapılmıştır.

Eskihisar Kalesi’nden ilk kez Georgios Akropolite 1241 yılında söz etmiş, ardından Palekanon Savaşı nedeniyle de tarihte ismi geçmiştir. Latin İmparatorluğu’nun yöreye hakim olduğu dönemde bu kalenin isminden sık sık söz edilmiştir. O dönemde İznik İmparatoru III.İonidis Kocaeli yarımadasını ve buradaki kaleleri ele geçirmiştir. Bu olaylara göre, Eskihisar Kalesi’nin 1241 yılında var olduğu anlaşılmaktadır.
Eskihisar Kalesi ve surları üç aşamalı olarak yapılmıştır. Kalenin iç surları I.Manuel Komnenos (1143-1180) tarafından XII.yüzyılda; kalenin peçe duvarları İznik İmparatoru II.Ducas-Vatatzes (1222-1254) tarafından 1241’de; dış surlar ve güneydoğu köşesindeki burç Paleologoslar döneminde (1261-1453), yaklaşık 1300 yıllarında yapılmıştır.

Kalenin yapı üslubu Bizans Konenoslar dönemine (1081-1185) işaret etmektedir. Nitekim İstanbul Edirnekapı’daki Anemas Zindanları ile İmparator Manuel Komnenos’un (1148-1180) yaptırmış olduğu İstanbul surları işçilik yönünden Eskihisar’a çok yakın benzerlikler göstermektedir.

Mimari yönden incelendiğinde, Eskihisar Kalesi’nin iç ve dış olmak üzere iki bölümden meydana geldiği görülmektedir. Kale dikdörtgen plan şemasına sahip olup, dördü yarım daire, altısı da dörtgen kulelerle duvarları sağlamlaştırılmıştır. Kale girişi iki kule arasındadır. Bunun dışında üçü avluda, üçü de dış avluda olmak üzere altı kapısı daha bulunmaktadır. Bu kulelerin mazgalsız olarak yapılmış olmalarının nedeni de aydınlanamamıştır.

Kalenin yapımında kaba yontma taş ile tuğlalar kullanılmıştır. Duvar kalınlıkları 1.50-1.60 m. arasında değişmekte olup, duvarlarda bir sıra tuğla dizisini bir sıra taş dizisi izlemektedir. Duvarların bazı yerlerinde iki veya üç tuğla dizisinden sonra, bir sıra taş dizisinin yapıldığı da görülmüştür. Ayrıca taş sıralarının iki yanına dikine veya enlemesine yerleştirilmiş tuğlalarla da cephe hareketli bir görünüm kazanmıştır. Duvarların bazı bölümlerinde ise taş dizileri dört bir yandan tuğlalarla çevrelenmiştir. Özellikle Bizans İmparatorluğu’nun son dönemi olan Paleologoslar döneminde (1261-1453) ortaya çıkan bu tür duvar işçiliği İstanbul’da Blakerna Sarayı ile Edirnekapı surlarında da görülmektedir.

Eskihisar Kalesi’nde dış surlara iç surlar kadar önem verilmemiş bundan ötürü de yalnızca moloz taşlar kullanılmış, tuğlaya yer verilmemiştir. Paleologoslar döneminde yapıldığı sanılan dış surların büyük bir bölümü yıkılarak ortadan kalkmıştır.

Eskihisar Kalesi’nin doğu yönündeki ilk altı kule arasında uzanan sur duvarları avlu seviyesinden başlayarak kademe kademe yükselmiştir. Dış avlu duvarları arasında L harfine benzeyen kulelerin arası 30-60 m. arasında değişmektedir. Sur duvarları altıncı kulenin köşesinden doğuya yöneldikten sonra kuzeye doğru sert bir dirsek yaparak dönmektedir. Ardından yedinci kulenin doğusunda yeni bir dirsek daha yaparak batıya doğru uzanmış ve üçüncü kulenin kuzeybatı köşesinde sona ermiştir.

Eskihisar’ın İç Kalesi 30.00x63.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Üç kulesi, iki kapısı ve bir de kumandan dairesinden meydana gelmiştir. Günümüze ulaşabilen kalıntılardan kulelerin dörtgen biçimde olduğu anlaşılmaktadır. Kumandan yeri olarak nitelenen yapı İç Kale’nin kuzeybatı köşesindedir. Bu yapı 16.00x10.00 m. ölçüsünde, dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. Bu bölüm tonoz örtülü bir bodrumun üzerinde yükselmektedir. Kuzey yönü dışında kalan duvarlarda bazı pencereler olduğu da dikkati çekmektedir.

Eskihisar Kalesi’nin duvarları tuğla bezemelerle süslenmiş ve böylece hareketli bir dış görünüm elde edilmiştir. Kumandan dairesinin batı duvarında yuvarlak tuğlalardan oluşmuş bir motif bulunmaktadır. Burada iç içe geçmiş üç daire görülmektedir. Bunlardan ilkinde tuğlalar düz, ikincisinde dikine, üçüncüsünde yine düz bezemelidir. Küçük tuğla parçaları ile uçları doldurulmuş olan bir yıldız motifi de bu kompozisyonu tamamlamıştır. Ayrıca güneyde Bizans mimarisinde yaygın biçimde kullanılan gamalı haça benzer bir meander motifi de bulunmaktadır. Kalenin ana girişinin doğusundaki kulenin batı duvarında da yine tuğlalardan yapılmış üçgen motifi dikkati çekmektedir. Tabanı yukarıya doğru üçgen motifi şeklindeki bu bezeme kalenin diğer duvarlarında da yer yer görülmektedir.

Eskihisar Kalesi Kültür Bakanlığı tarafından 1995-2000 yılında onarılmaya başlanmış ve çevresinde de Kocaeli Müzesi Müdürlüğü tarafından kazılar yapılmıştır. Bu kazılarda sırlı sırsız Bizans keramikleri, kırık mimari parçalar, testiler, kabartma haç motifli kitabeler ele geçmiştir. Son yıllardaki çalışmalarda kalenin altında 8 sütunlu ve 15 kubbeli bizans sarnıcı ile kale çevresinde 1.025 seyirci kapasiteli tiyatro ortaya çıkarılmıştır.

Kale halen çeşitli kültür etkinlikleri için kullanılabilmektedir.
Darıca (Daritzion) Kalesi

Gebzenin Darıca beldesinde bulunan bu kalenin Bizans dönemindeki ismi Daritsion’dur. Ancak eski isminin Tararion Kalesi olduğu kaynaklarda belirtilmiştir. Tarihte ilk kez ismini Palakanon Savaşları sırasında duyurmuştur. Yöre Osmanlıların eline geçince buraya Darıca Kalesi ismi verilmiştir. Bizans döneminde bu kalenin, önündeki iskeleyi koruma amaçlı bir karakol kalesi olarak yapıldığı sanılmaktadır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bu kale ile ilgili bazı bilgiler vermektedir: ”Lebi deryada dört köşe kalesi vardır. Kalenin limana hazır cihetinde bir kapısı vardır. Kalenin komutanı ve muhafızı yoktur. İçinde 20 civarında üzeri örtülü ev mevcuttur”. Evliya Çelebi’nin bu bilgisinden yola çıkarak kalenin Osmanlı döneminde kullanılmadığı ve içerisinde yalnızca bir mahalle olduğu anlaşılmaktadır.

Darıca Kalesi kıyıdan 200 m. yukarıda, sahile hakim bir sırt üzerinde yapılmıştır. Günümüze yalnızca kalenin küçük bir sur duvarı ile bir burcu gelebilmiştir. Kale içerisinden sahile inen gizli bir yer altı geçidi bulunmaktadır.
EMEĞE TEBRİK
GEBZEDE DUYDUM Kİ 72 İLDEN VATANDAŞIMIZ VAR.

4 ÜLKEDENDE MİSAFİRİMİZ VAR.

KÜLTÜRÜN HARMANLANDIĞI
YİĞİTLERİN HARCANDIĞI YER GEBZE Smile
Firtina_Gençlik Yazılan:KÜLTÜRÜN HARMANLANDIĞI
YİĞİTLERİN HARCANDIĞI YER GEBZE Smile

Fatih sultan Mehmed' i bile gebze' nin yediği düşünülürse doğru bir söz.

Gebze iyi incelenirse çağlar boyu İstanbul ile Anadolu arasında köprü vazifesi yapmış bir nevi İstanbul efendiliğiyle Anadolu nun misafirperverliğini birbirine karıştırmış bir ilçe

GEBZE şuanda içerisinde barındırdığı sanayisiyle dünyada nam salmış önder ilçelerden birisi.
volkanmurat Yazılan:EMEĞE TEBRİK

Geç oldu ama TEŞEKKÜR EDERİM Smile
Teşekkürler. Allah razı olsun
Sayfalar: 1 2 3
Referans Adresler