03-10-2007, 02:39 AM
Sevda taneleri
TESBİHÇİLİK İŞ DEĞİL, SEVDA
Tesbihçilik son 30 yılda yeniden diriliyor. Türkustaların binlerce YTL’ye alıcı bulan tesbihleri, sektörün gelecek vaat ettiğinin göstergesi. Günümüz ustalarıyla tesbihçiliğin maddi-manevi yönlerini ele aldık.
Devrin sultanı Birinci Ahmed, adına inşa edilen camideki ilk cuma namazına kaç kişinin geldiğini bilmek ister. Mabede adım atan herkese bir tesbih verilir. 86 bin tesbih dağıtıldığını öğrenen padişah, sayıyı teyit için camii çıkışında aynı işlemi tekrarlatır. Böylelikle 172 bin tesbih o gün yeni sahiplerine ulaşır. Çoğu tarihçiye göre bu anekdot dönemin İstanbul’unda tesbihçiliğin ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Nitekim tarihî kaynaklarda bir ara sadece Kapalıçarşı çevresinde 300’e yakın ustanın çalıştığı; yine Süleymaniye Camii etrafında sanatkârların yer edindiği bilgisi geçiyor.
Tesbihçiliğin altın çağı, 1920’lerle birlikte kapanır. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra yeni ustalar yetişmediği için neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan tarihî Türk tesbihçiliğinin imdadına yarım asır sonra yetişilir. 1970’lerde İstanbul genelinde tesbihle uğraşan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Elazığlı Yusuf Özgen Usta’yla bir hareketlilik yaşanır. Maya tutar ve yeni ustalar yetişmeye başlar.
Şimdilerde Türkiye çapında ‘esaslı’ sayılan 100’e yakın tesbih ustası var. Ancak bunlar arasında ‘kallavî’ denilebilecek isim hâlâ çok az.
TESBİHÇİLİK İŞ DEĞİL, SEVDA
Tesbihçilik son 30 yılda yeniden diriliyor. Türkustaların binlerce YTL’ye alıcı bulan tesbihleri, sektörün gelecek vaat ettiğinin göstergesi. Günümüz ustalarıyla tesbihçiliğin maddi-manevi yönlerini ele aldık.
Devrin sultanı Birinci Ahmed, adına inşa edilen camideki ilk cuma namazına kaç kişinin geldiğini bilmek ister. Mabede adım atan herkese bir tesbih verilir. 86 bin tesbih dağıtıldığını öğrenen padişah, sayıyı teyit için camii çıkışında aynı işlemi tekrarlatır. Böylelikle 172 bin tesbih o gün yeni sahiplerine ulaşır. Çoğu tarihçiye göre bu anekdot dönemin İstanbul’unda tesbihçiliğin ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Nitekim tarihî kaynaklarda bir ara sadece Kapalıçarşı çevresinde 300’e yakın ustanın çalıştığı; yine Süleymaniye Camii etrafında sanatkârların yer edindiği bilgisi geçiyor.
Tesbihçiliğin altın çağı, 1920’lerle birlikte kapanır. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra yeni ustalar yetişmediği için neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan tarihî Türk tesbihçiliğinin imdadına yarım asır sonra yetişilir. 1970’lerde İstanbul genelinde tesbihle uğraşan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Elazığlı Yusuf Özgen Usta’yla bir hareketlilik yaşanır. Maya tutar ve yeni ustalar yetişmeye başlar.
Şimdilerde Türkiye çapında ‘esaslı’ sayılan 100’e yakın tesbih ustası var. Ancak bunlar arasında ‘kallavî’ denilebilecek isim hâlâ çok az.
