03-10-2007, 01:30 AM
Ekmek kapısı
Dilenci çocuklar aileleri ya da yanlarında barındıkları kişilerle birlikte yaşamlarını varoşlarda bulunan apartman dairelerinin girişlerinde, bodrumlarında ya da boş arazilerde, derme çatma çadırlarda, sağlıksız koşullarda sürdürüyorlar. İstanbul’da özellikle Merter ve Zeytinburnu’ndaki boş arazilerde kurulan çadırlarda yaşayan bu insanlar sabahın erken saatlerinde Murat marka arabalara binerek dilendikleri alanlara gidiyorlar. Zeytinburnu’nda Olivium’un arkasında boş arsalarda yaşayan dilenci aileler var. Aksiyon ekibi olarak, mekanlarına gittik, ancak bizi içlerine almadılar; biz de onları uzaktan gözlemlemeyi tercih ettik. Yurdun çeşitli yörelerinden gelen bu aileler, geçim yolu olarak dilenciliği seçmiş ve tabii ki çocuklarını da dilendiriyorlar. Çadırlarda barınan bu insanlar, sabahın erken saatlerinde “işlerine” gidiyor, ailenin en küçüğünden en büyüğüne kadar görev dağılımı yapıyorlar. Ailenin büyük erkekleri vücutları sağlamsa genellikle dilenmiyor, ailesini ya da emrindekileri dilendiriyor, “iş” sırasında onları gözetliyorlar.
Taksim’de bir sabah arabayla alana getirilen, yaşları 7 ile 10 yaş arasında değişen 8 çocuğun kendilerini dilendiren insanın etrafında adeta emir—komuta zinciri altındaymış gibi disiplinli bir edayla toplanıp son emirleri aldıktan sonra kendi alanlarına giderek insanlardan para dilendiklerini gözlemledik.
Kendi çaplarında mafyaları da bulunan dilencilerin dilendikleri bölgeler aralarında paylaşılmış durumda. Her dilenci kendi alanında dilenmek zorunda. Birbirlerinin alanlarında dilendiklerinde ise büyük kavgalar yaşanıyor. Çocuk dilenciler de büyüklerinden öğrendikleri bu kuralı benimsemişler. Dilendikleri yerlere yabancı çocuklar geldiğinde dilenci çocuklar arasında zaman zaman bu yüzden bıçaklı kavgalar yaşanıyor. Henüz on iki yaşında olan Elvan Kurt Bakırköy sahil yolunda dileniyor. Ne zamandan beri dilendiğini sorduğumuzda “Kendimi bildiğimden beri” diye cevap veriyor. Bakırköy sahil yolunda dilenen Elvan her sabah aynı yere geldiğini, dilendiği bölgenin kendisine ait olduğunu söylüyor.
Elvan’a göre herkesin bir ekmek parası kazanma yeri var ve dilendiği yer de ona ait. Elvan; “Zaman zaman yabancı çocuklar gelip bu alanda dilenmek istiyorlar. En çok da tinerci çocuklar geliyorlar. Onları buradan kovuyorum. Genellikle de bu yüzden aramızda kavga çıkıyor. Herkesin kendi yeri var. Bir kişinin başka birinin alanına girmesi çok yanlış. Sonuçta burası benim ekmek kapım” diyor.*
*Alıntı
Dilenci çocuklar aileleri ya da yanlarında barındıkları kişilerle birlikte yaşamlarını varoşlarda bulunan apartman dairelerinin girişlerinde, bodrumlarında ya da boş arazilerde, derme çatma çadırlarda, sağlıksız koşullarda sürdürüyorlar. İstanbul’da özellikle Merter ve Zeytinburnu’ndaki boş arazilerde kurulan çadırlarda yaşayan bu insanlar sabahın erken saatlerinde Murat marka arabalara binerek dilendikleri alanlara gidiyorlar. Zeytinburnu’nda Olivium’un arkasında boş arsalarda yaşayan dilenci aileler var. Aksiyon ekibi olarak, mekanlarına gittik, ancak bizi içlerine almadılar; biz de onları uzaktan gözlemlemeyi tercih ettik. Yurdun çeşitli yörelerinden gelen bu aileler, geçim yolu olarak dilenciliği seçmiş ve tabii ki çocuklarını da dilendiriyorlar. Çadırlarda barınan bu insanlar, sabahın erken saatlerinde “işlerine” gidiyor, ailenin en küçüğünden en büyüğüne kadar görev dağılımı yapıyorlar. Ailenin büyük erkekleri vücutları sağlamsa genellikle dilenmiyor, ailesini ya da emrindekileri dilendiriyor, “iş” sırasında onları gözetliyorlar.
Taksim’de bir sabah arabayla alana getirilen, yaşları 7 ile 10 yaş arasında değişen 8 çocuğun kendilerini dilendiren insanın etrafında adeta emir—komuta zinciri altındaymış gibi disiplinli bir edayla toplanıp son emirleri aldıktan sonra kendi alanlarına giderek insanlardan para dilendiklerini gözlemledik.
Kendi çaplarında mafyaları da bulunan dilencilerin dilendikleri bölgeler aralarında paylaşılmış durumda. Her dilenci kendi alanında dilenmek zorunda. Birbirlerinin alanlarında dilendiklerinde ise büyük kavgalar yaşanıyor. Çocuk dilenciler de büyüklerinden öğrendikleri bu kuralı benimsemişler. Dilendikleri yerlere yabancı çocuklar geldiğinde dilenci çocuklar arasında zaman zaman bu yüzden bıçaklı kavgalar yaşanıyor. Henüz on iki yaşında olan Elvan Kurt Bakırköy sahil yolunda dileniyor. Ne zamandan beri dilendiğini sorduğumuzda “Kendimi bildiğimden beri” diye cevap veriyor. Bakırköy sahil yolunda dilenen Elvan her sabah aynı yere geldiğini, dilendiği bölgenin kendisine ait olduğunu söylüyor.
Elvan’a göre herkesin bir ekmek parası kazanma yeri var ve dilendiği yer de ona ait. Elvan; “Zaman zaman yabancı çocuklar gelip bu alanda dilenmek istiyorlar. En çok da tinerci çocuklar geliyorlar. Onları buradan kovuyorum. Genellikle de bu yüzden aramızda kavga çıkıyor. Herkesin kendi yeri var. Bir kişinin başka birinin alanına girmesi çok yanlış. Sonuçta burası benim ekmek kapım” diyor.*
*Alıntı