25-02-2008, 09:58 PM
Günah ve tövbe, birbirini direkt olarak etkileyen unsurlardır. Zira gerçekten tövbe eden insan günahı tekrarlamaz, günah işleyen ise tövbe edene kadar günahlarının karanlığında yaşamaya devam eder.
Günah, hem dinî hem de şer’î bir kavram olmakla birlikte, aynı zamanda aklî ve ahlâkî bir kavram olarak da değerlendirilmelidir. Allah’ın emir ve yasaklarına ters düşen davranışlar, günah olarak ifade edilir.
Hz. Muhammed bir hadis-i şerifte günahın tarifini kısaca yapmıştır: “Nevvâs bin Sem’an el-Ansâri (r.a)’ den rivayetle: “Resûlullah (sav)a iyilik ve günah hakkında sordum. Bana şu cevabı verdi: “İyilik, güzel ahlâktır. Günah ise içini rahatsız eden ve başkasının muttali olmasından korktuğun şeydir buyurdu.” (Müslim)
Günahlar, nefse kölelik yapmaktır. İnsanı günah işlemeye yönlendiren, teşvik eden nefistir. Kuran-ı Kerim’de buna istinaden “Nefsimi temize de çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle bağışlaya, çünkü Rabbim çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Yusuf Suresi, 53) ayetini örnek gösterebiliriz.
İnsan, günah işlemek için nefsinin baskısı altındadır. Nefsinin esaretinde olan insan, günah işlemek için nefsinin emirlerine uyar. Kuran-ı Kerim’de insanın günaha istekli ve meyilli olması “Fakat insan önünde (ileride) günah işlemek ister” (Kıyamet; 5) ayetiyle anlatılmıştır.
İmam Gazali insanın günah işlemesi hakkında şöyle demiştir: “Nasıl bir ateşli hasta zararlı olduğunu bildiği ve tıp ilmini inkâr etmediği halde, sabredemeyip soğuk suyu içerse, bir kısım insanlar da inançlı olmalarına ve istememelerine karşın sonucu düşünse de günaha yenik düşer. Bu yenilgiden kurtulan insan günahtan da uzaklaşır.
Allah (cc) insanı Kuran-ı Kerim’de açıkça uyarır: “Günahın açığını da gizlisini de bırakın, çünkü günah kazananlar, yarın kazandıkları günahın cezasını kesinlikle çekeceklerdir.” (En’am Suresi, 120)
Günah sadece düşüncede kalıyor ve eyleme geçirilmiyorsa, bu günah olarak sayılmadığı için cezası da yoktur. Çünkü günah, eylem sonucu ortaya çıkan işlerdir. Bir hadis-i şerifte; “Allah ümmetimden nefislerinde yapmayı düşündükleri şeyleri yapmadıkları ve konuşmadıkları sürece affetti.” (Buhari) buyrulmuştur. Burada, günahın ancak uygulama sonucu ortaya çıktığı açıktır. Şu da unutulmamalıdır ki, düşünceler, er ya da geç davranışları da etkileyecektir. Zira davranışları düşünceler yönetir.
BÜYÜK VE KÜÇÜK GÜNAHLAR
Kuran-ı Kerim’de günahlar arasında ayrım yapılmıştır. Nisa Suresinde “Eğer siz, yasaklandığınız günahların büyüklerinden kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi güzel bir yere koyarız.” (Nisa Suresi, 31) buyrularak, günahlardan uzak durulduğu takdirde insanın mükâfatlandırılacağı ifade edilmiştir. İslam’da günahlar büyük ve küçük günahlar olarak ikiye ayrılmıştır. Ayrıca günah, organlara göre de sınıflandırılmıştır.
Büyük günahlar: Allah’ı tanımaya engel olan ve yapılması halinde şer’i ceza gerektiren ya da Allah’ın cehennem azabıyla uyardığı günahlar, büyük günahlardandır. Allah’ın yasakladığı her şeyin büyük günah olduğunu belirten görüşler de vardır.
Yapılan şey İlahi emir ve yasaklara karşı çıkıyorsa, bu büyük günahlar sınıfında değerlendirilir. Çünkü insan, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmiş ve yaratıcısını hiçe saymıştır. Bunun ileri aşaması, isyan ve itaatsizliğin artmasıdır ki bu artış günahın büyüklüğünü de artırır.
Abdurrahman b. Ebû Bekr, babasından, şöyle dediğini rivayet ediyor: Rasûlullah (sav)ın yanındaydık. Üç kere şöyle buyurdu: "Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? Allah'a Şirk koşmak, anaya babaya itaatsizlik etmek ve yalancı şahitlik yapmak... " (Buharî, Edeb 6; İman, 16)
Başka bir hadis-i şerifte büyük günahları, "el-Mubîkât: helâk edici" kelimesiyle ifade ederek şöyle açıklamıştır: “Yedi helâk edici Şeyden kaçının.” “Bunlar nedir ya Rasûlallah?” diye sorulunca: “Allah'a şirk koşmak; sihir yapmak; Allah'ın haram kıldığı halde bir kimseyi haksız yere öldürmek; yetim malı yemek; faiz yemek; düşmana hücum anında harpten kaçmak: namuslu, kendi halinde mümin kadınlara zina iftirası atmaktır” buyurdular.
Başka bir hadis-i şerifte ise: “Büyük günahlar dokuzdur: Allah'a şirk koşmak; haksız yere adam öldürmek; temiz bir kadına kötülük isnat etmek; zina yapmak; düşmana hücum esnasında firar etmek; sihirbazlık; yetim malı yemek; Müslüman ana babaya asi olmak; emredilenleri yapmamak ve yasakları yapmak suretiyle aileye karşı doğruluğu terk etmektir.” (Buhârî, Vasâya 23; Müslim, İman 141–146; Ebû Davûd, Vasâya 10)
Büyük günahlarla ilgili olarak, Abdullah b. Abbas (ra) şu açıklamayı yapmıştır: “Allah bir günahı söyledikten sonra, cezasını ateş ve gazap ya da lanet olduğunu buyurmuşsa bu büyük günahtır. Fakat tövbe edilince günahlar affolur, devam edilirse küçük günahlar büyük günah halini alır.”
Dahhak’a göre ise büyük günahlar: “Günah, günah işleyene Allah’ın dünyada ölçüsü din kurallarıyla belirlenen ceza, ahirette ise azap görüleceğini belirttiği suçlardır.”
Süfyan-ı Servi (r.aleyh) ise şu açıklamayı yapmıştır: “Büyük günah, seninle diğer kullar arasındaki haksızlıktır. Küçük günah ise insanın Allah’a karşı işlemiş olduğu suçlardır. Allah cömerttir, affedicidir. Bu tip günahlar tövbe ile kaybolur, silinir. İnsanların birbirlerine karşı yaptıkları ise ancak hakların hak sahiplerine verilmesiyle affolur.”
Ebû Amr İbn Salâh'a (r.aleyh) göre: “Büyük ismi verilecek şekilde büyük olan ve mutlak surette büyüklükle vasıflanan her günah büyüktür.”
Günah, hem dinî hem de şer’î bir kavram olmakla birlikte, aynı zamanda aklî ve ahlâkî bir kavram olarak da değerlendirilmelidir. Allah’ın emir ve yasaklarına ters düşen davranışlar, günah olarak ifade edilir.
Hz. Muhammed bir hadis-i şerifte günahın tarifini kısaca yapmıştır: “Nevvâs bin Sem’an el-Ansâri (r.a)’ den rivayetle: “Resûlullah (sav)a iyilik ve günah hakkında sordum. Bana şu cevabı verdi: “İyilik, güzel ahlâktır. Günah ise içini rahatsız eden ve başkasının muttali olmasından korktuğun şeydir buyurdu.” (Müslim)
Günahlar, nefse kölelik yapmaktır. İnsanı günah işlemeye yönlendiren, teşvik eden nefistir. Kuran-ı Kerim’de buna istinaden “Nefsimi temize de çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle bağışlaya, çünkü Rabbim çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Yusuf Suresi, 53) ayetini örnek gösterebiliriz.
İnsan, günah işlemek için nefsinin baskısı altındadır. Nefsinin esaretinde olan insan, günah işlemek için nefsinin emirlerine uyar. Kuran-ı Kerim’de insanın günaha istekli ve meyilli olması “Fakat insan önünde (ileride) günah işlemek ister” (Kıyamet; 5) ayetiyle anlatılmıştır.
İmam Gazali insanın günah işlemesi hakkında şöyle demiştir: “Nasıl bir ateşli hasta zararlı olduğunu bildiği ve tıp ilmini inkâr etmediği halde, sabredemeyip soğuk suyu içerse, bir kısım insanlar da inançlı olmalarına ve istememelerine karşın sonucu düşünse de günaha yenik düşer. Bu yenilgiden kurtulan insan günahtan da uzaklaşır.
Allah (cc) insanı Kuran-ı Kerim’de açıkça uyarır: “Günahın açığını da gizlisini de bırakın, çünkü günah kazananlar, yarın kazandıkları günahın cezasını kesinlikle çekeceklerdir.” (En’am Suresi, 120)
Günah sadece düşüncede kalıyor ve eyleme geçirilmiyorsa, bu günah olarak sayılmadığı için cezası da yoktur. Çünkü günah, eylem sonucu ortaya çıkan işlerdir. Bir hadis-i şerifte; “Allah ümmetimden nefislerinde yapmayı düşündükleri şeyleri yapmadıkları ve konuşmadıkları sürece affetti.” (Buhari) buyrulmuştur. Burada, günahın ancak uygulama sonucu ortaya çıktığı açıktır. Şu da unutulmamalıdır ki, düşünceler, er ya da geç davranışları da etkileyecektir. Zira davranışları düşünceler yönetir.
BÜYÜK VE KÜÇÜK GÜNAHLAR
Kuran-ı Kerim’de günahlar arasında ayrım yapılmıştır. Nisa Suresinde “Eğer siz, yasaklandığınız günahların büyüklerinden kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi güzel bir yere koyarız.” (Nisa Suresi, 31) buyrularak, günahlardan uzak durulduğu takdirde insanın mükâfatlandırılacağı ifade edilmiştir. İslam’da günahlar büyük ve küçük günahlar olarak ikiye ayrılmıştır. Ayrıca günah, organlara göre de sınıflandırılmıştır.
Büyük günahlar: Allah’ı tanımaya engel olan ve yapılması halinde şer’i ceza gerektiren ya da Allah’ın cehennem azabıyla uyardığı günahlar, büyük günahlardandır. Allah’ın yasakladığı her şeyin büyük günah olduğunu belirten görüşler de vardır.
Yapılan şey İlahi emir ve yasaklara karşı çıkıyorsa, bu büyük günahlar sınıfında değerlendirilir. Çünkü insan, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmiş ve yaratıcısını hiçe saymıştır. Bunun ileri aşaması, isyan ve itaatsizliğin artmasıdır ki bu artış günahın büyüklüğünü de artırır.
Abdurrahman b. Ebû Bekr, babasından, şöyle dediğini rivayet ediyor: Rasûlullah (sav)ın yanındaydık. Üç kere şöyle buyurdu: "Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? Allah'a Şirk koşmak, anaya babaya itaatsizlik etmek ve yalancı şahitlik yapmak... " (Buharî, Edeb 6; İman, 16)
Başka bir hadis-i şerifte büyük günahları, "el-Mubîkât: helâk edici" kelimesiyle ifade ederek şöyle açıklamıştır: “Yedi helâk edici Şeyden kaçının.” “Bunlar nedir ya Rasûlallah?” diye sorulunca: “Allah'a şirk koşmak; sihir yapmak; Allah'ın haram kıldığı halde bir kimseyi haksız yere öldürmek; yetim malı yemek; faiz yemek; düşmana hücum anında harpten kaçmak: namuslu, kendi halinde mümin kadınlara zina iftirası atmaktır” buyurdular.
Başka bir hadis-i şerifte ise: “Büyük günahlar dokuzdur: Allah'a şirk koşmak; haksız yere adam öldürmek; temiz bir kadına kötülük isnat etmek; zina yapmak; düşmana hücum esnasında firar etmek; sihirbazlık; yetim malı yemek; Müslüman ana babaya asi olmak; emredilenleri yapmamak ve yasakları yapmak suretiyle aileye karşı doğruluğu terk etmektir.” (Buhârî, Vasâya 23; Müslim, İman 141–146; Ebû Davûd, Vasâya 10)
Büyük günahlarla ilgili olarak, Abdullah b. Abbas (ra) şu açıklamayı yapmıştır: “Allah bir günahı söyledikten sonra, cezasını ateş ve gazap ya da lanet olduğunu buyurmuşsa bu büyük günahtır. Fakat tövbe edilince günahlar affolur, devam edilirse küçük günahlar büyük günah halini alır.”
Dahhak’a göre ise büyük günahlar: “Günah, günah işleyene Allah’ın dünyada ölçüsü din kurallarıyla belirlenen ceza, ahirette ise azap görüleceğini belirttiği suçlardır.”
Süfyan-ı Servi (r.aleyh) ise şu açıklamayı yapmıştır: “Büyük günah, seninle diğer kullar arasındaki haksızlıktır. Küçük günah ise insanın Allah’a karşı işlemiş olduğu suçlardır. Allah cömerttir, affedicidir. Bu tip günahlar tövbe ile kaybolur, silinir. İnsanların birbirlerine karşı yaptıkları ise ancak hakların hak sahiplerine verilmesiyle affolur.”
Ebû Amr İbn Salâh'a (r.aleyh) göre: “Büyük ismi verilecek şekilde büyük olan ve mutlak surette büyüklükle vasıflanan her günah büyüktür.”