(*) GÜLE SEVDALI GENÇLİK (*)

Tam Görünüm: MÜSLÜMANLARIN BULUŞLARINI BİLİYORMUYUZ..?
Şu Anda Arşiv Görüntüleme Modundasınız. Siteyi normal görüntülemek için, Buraya Tıklayın
S.A Arkadaşlar Avrupalı Bilim Adamlarını Tanıyorsunuz Peki İslam Alimlerini ve Bilim Adamlarını Tanıyormuyuz İşte Burada ;

Abdüsselam : ( 1926 - ) Pakistanlı Fizik Bilgini İlk nobel ödülü alan müslüman bilim adamı.

Ahmed Bin Musa : ( 10. yüzyıl ) Sistem mühendisliğinin Öncüsü. Astronom ve Mekanikçi.

Akşemseddin : ( 1389 - 1459 ) Pasteur önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı. İstanbulun fethinin manevi babasıdır. Fatih sultan Mehmet’ in Hocasıdır

Ali Bin Abbas : ( ? - 994 ) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan hipokratesin (Hipokrat) Doğum olayı görüşünü kökünden yıktı.

Ali Bin İsa : ( 11. yüzyıl ) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.

Ali Bin Rıdvan : ( ? - 1067 ) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi.

Ali Kuşçu : ( ? - 1474 ) Ünlü Bir türk astronomi ve matematik bilginidir.

Ammar : ( 11 yüzyıl ) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı.

Battani : ( 858 - 929 ) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biri trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.

Beyruni : ( 973 - 1051 ) Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı ümit burnu, amerika ve japonyanın varlığından bahseden ilk bilim adamı. Beyruni amerika kıtasının varlığını kristof colomb’un Keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Çağın En Büyük Alimidir.

Bitruci : ( 13. yüzyıl ) Kopernik’e yol açan öncülük eden astronom bilim adamı.

Cabir Bin Eflah : ( 12. yüzyıl ) Ortaçağın büyük matematik ve astronom bilginidir . Çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.

Cabir Bin Hayyan : ( 721 - 805 ) Atom bombası fikrinin ilk mucidi ve kimyanın babası sayılır. Maddenin en Kü*** parçası atomun parçalana bileciğini bundan 1200 sene önce söylemiştir.

Cahiz : ( 776 - 869 ) Zooloji İlminin öncülerindendir. Hayvan gübresinden amonyak elde etmiştir.

Cezeri : ( 1136 - 1206 ) İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçi Bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak ingiliz matematikçisi Charles Babbage olarak bilinir..

Demiri : ( 1349 - 1405 )Avrupalılardan 400 yıl önce ilk zooloji ansiklopedisini yazan alimdir ... Hayatül hayavan isimli kitabı yazmıştır.

Dinaveri : ( 815 - 895 ) Botanikçi Ve astronom bir alim olarak bilinir.

Ebu Kamil Şuca : ( ? - 951 ) Avrupaya matematiği öğreten islam bilgini.

Ebu’l Fida : ( 1271 - 1331 ) Büyük Bir bilgin tarihçi ve coğrafyacıdır.

Ebu’l Vefa : ( 940 - 998 ) Matematik ve Astronomi bilginidir trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.

Ebu Maşer : ( 785 - 886 ) Med-cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgindir.

Evliya Çelebi : ( 1611 - 1682 ) Büyük Türk seyyahı ve meşhur seyahatnamenin yazarıdır.

Farabi : ( 870 - 950 ) Ses olayını ilk defa fiziki yönden ele alıp açıklayıp izah getiren ilk bilgindir.

Fatih Sultan Mehmet : ( 1432 - 1481 ) İstanbulu feth eden ve Havan topunu icad eden yivli topları döktüren padişahtır fatihin kendi icadı olan ve adı "şahi" olan topların ağırlığı 17 ton ve bakırdan dökülmüş olup 1.5 ton ağırlığındaki mermileri 1 km ileriye atabiliyordu bu topları 100 öküz ve 700 asker ancak çekebiliyordu..

Fergani : ( 9. yüzyıl ) Ekliptik meyli ilk defa tesbit eden astronomi alimi.

Gıyasüddin Cemşid : ( ? - 1429 ) Matematik alimi. Ondalık kesir sistemini bulan çemşid cebir ve astronomi alimi.

Harizmi : ( 780 - 850 ) İlk cebir kitabını yazan ve batıya cebiri öğreten bilgin. Adı algoritmaya isim oldu rakamları Avrupa’ ya öğreten bilgin. Cebiri sistemleştiren Bilgin.

Hasan Bin Musa : ( - ) Dünyanın çevresini ölçen, üç kardeşler olarak bilinen üç kardeşten biri..

Hazini : ( 6 - 7 yüzyıl ) Yerçekimi ve terazilerle ilgili izahlarda bulunan bilgin.

Hazerfen Ahmed Çelebi : ( 17. yüzyıl ) Havada uçan ilk Türk. Planörcülüğün öncüsü.

Huneyn Bin İshak : ( 809 - 873 ) Göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.

İbni Avvam : ( 8. yüzyıl ) Tarım alanında ortaçağ boyunca kendini kabul ettiren bilgin.

İbni Battuta : ( 1304 - 1369 ) Ülke ülke , kıta kıta dolaşan büyük bir seyyah.

İbni Baytar : ( 1190 - 1248 ) Ortaçağın en büyük botanikçisi ve eczacısıdır.

İbni Cessar : ( ? - 1009 ) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman doktor.

İbni Ebi Useybia : ( 1203 - 1270 ) Tıp Tarihi hakkında eşsiz bir eser veren doktor.

İbni Fazıl : ( 739 - 805 ) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.

İbni Firnas : ( ? - 888 ) Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.

İbni Haldun : ( 1332 - 1406 ) Tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi kuran mütefekkir. Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisidir. Sosyolog ve şehircilik uzmanı.

İbni Hatip : ( 1313 - 1374 ) Vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.

İbni Havkal : ( 10. yüzyıl ) 10 asır önce ilmi değeri yüksek bir coğrafya kitabı yazan alim.

İbni Heysem : ( 965 - 1051 ) Optik ilminin kurucusu büyük fizikçi. İslam dünyasının en büyük fizikçisi, batılı bilginlerin öncüsü, göz ve görme sistemlerine açıklık kazandıran alim. Galile teleskopunun arkasındaki isim.

İbni Karaka : ( ? - 1100 ) Dokuzyüz yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.

İbni Macit : ( 15. yüzyıl ) Ünlü bir denizci ve coğrafyacı. Vasco da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek hindistana ulaştı.

İbni Rüşd : ( 1126 - 1198 ) Büyük bir doktor, astronom ve matematikçidir.

İbni Sina : ( 980 - 1037 ) Doktorların sultanı. Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan kü*** organizmalar, civa ile tedavi, pastör’ e ışık tutması, ilaç bilim ustası, dış belirtilere dayanarak teşhis koyma, botanik ve zooloji ile ilgilendi, Fizikle ilgilendi, jeoloji ilminin babası.

İbni Türk : ( 9. yüzyıl ) Cebirin temelini atan islam bilgini.

İbni Yunus : ( ? - 1009 ) Galile’den önce sarkacı bulan astronom.

İbni Zuhr : ( 1091 - 1162 ) Endülüsün en büyük müslüman doktorlarından asırlarca Avrupa’da eserleri ders kitabı olarak okutuldu.

İbnünnefis : ( 1210 - 1288 ) Kü*** kan dolaşımını bulan ünlü islam alimi.

İbrahim Efendi : ( 18. yüzyıl )Osmanlılarda ilk denizaltıyı gerçekleştiren mühendis.

İbrahim Hakkı : ( 1703 - 1780 ) Büyük bir sosyolog, psikolog, astronom ve fen adamı. En ünlü eseri marifetnâme, Burçlardan, insan fizyoloji ve anatomisinden bahsetmiştir.

İdrisi : ( 1100 - 1166 ) Yedi asır önce bügünküne çok benzeyen dünya haritasını çizen coğrafyacı.

İhvanü-s Safa : ( 10. yüzyıl ) çeşitli ilim dallarını içine alan 52 kitaptan meydana gelen bir ansiklopedi yazan ilim adamı. Astronomi , Coğrafya, Musiki, Ahlâk, Felfese kitapları yazmıştır.

İsmail Gelenbevi : ( 1730 - 1791 ) 18 yüzyılda osmanlıların en güçlü matematikçilerinden.

İstahri : ( 10. yüzyıl ) Minyatürlü coğrafya kitabı yazan bilgin.

Kadızade Rumi : ( 1337 - 1430 ) Çağını aşan büyük bir matematikçi ve astronomi bilgini. Osmanlının ve Türklerin ilk astronomudur.

Kambur Vesim : ( ? - 1761 ) Verem mikrobunu Robert Koch’dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.

Katip Çelebi : ( 1609 - 1657 ) Osmalılarda rönesansın müjdecisi coğrafyacı ve fikir adamı.

Kazvini : ( 1203 - 1283 ) Ortaçağın Herodot’u müslümanların Plinius’u , astronom ve coğrafyacı bilgin.

Kemaleddin Farisi : ( ? - 1320 ) İbni Heysem ayarında büyük islam matematikçisi, fizikçi ve astronom.

Kerhi : ( ? - 1029 ) İslam Matematikçilerinden.

Kindi : ( 803 - 872 ) İbni Heysem’e kadar optikle ilgili eserleri kaynak olan bilgin. Fizik, felsefe ve matematik alanında yaptığı hizmetleri ile tanınmıştır.

Kurşunoğlu Behram : ( 1922 - ? ) Genelleştirilmiş izafiyet teorisini ortaya atan beyin güçlerimizden. Halen prof. Behram Kurşunoğlu Amerika da florida üniversitesinde teorik fizik merkezinde başkanlık yapmaktadır.

Lagarî Hasan Çelebi : ( 17. yüzyıl ) Füzeciliğin atası, osmanlılarda ilk defa füze ile uçan bilgin.



Macriti : ( ? - 1007 ) Matematikte başkan kabul edilen Endülüslü Matematikçi ve astronom.

Mağribi : ( 16. yüzyıl ) Çağının en büyük matematikçilerinden . Mağribinin eseri olan Tuhfetü’l Ada isimli kitabında üçgen, dörtgen, daire ve diğer geometrik şekillerinin yüz ölçümlerini bulmak için metodlar gösterilmiştir.

MaaşAllah : ( ? - 815 ) Meşhur islam astronomlarındandır. Usturlabla İlgili ilk eseri veren bilgindir.

Mes’ûdi : ( ? - 956 ) Kıymeti ancak 18. 19. Yüzyıllarda anlaşılan büyük tarihçi ve coğrafyacı. Mesudi günümüzden 1000 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklamıştır. Mesûdinin eserlerinden yel değirmenlerinin de müslümanların icadı olduğu anlaşılmıştır.

Mimar Sinan : ( 1489 - 1588 ) Seviyesine bugün dahi ulaşılamayan dahi mimar. Mimar Sinan tam manası ile bir sanat dahisidir.

Muhammed Bin Musa : ( 9. yüzyıl ) Dünyanın Çevresini ölçen 3 kardeşten biri. Matematikçi ve astronom.

Mürsiyeli İbrahim : ( 15. yüzyıl ) Piri reisten 52 sene önce bugünkü uygun Akdeniz haritasını çizen haritacı. Günümüzden 500 sene önce kadar önce yaşamıştır.

Nasirüddin Tusi : ( 1201 - 1274 ) Trigonometri sahasında ilk defa eser veren, Merağa rasathanesini kuran, matematikçi ve astronom.

Necmeddinü-l Mısri : ( 13 yüzyıl ) Çağının ünlü astronomlarından.

Ömer Hayyam : ( ? - 1123 ) Cebirdeki binom formülünü bulan bilgin. Newton veya binom formülünün keşfi ömer hayyama aittir.

Piri Reis : ( 1465 - 1554 ) 400 sene önce bu günküne çok yakın dünya haritasını çizen büyük coğrafyacı. Amerika kıtasının varlığını kristof kolomb ’dan önce bilen ünlü denizci.

Razi : ( 864 - 925 ) Keşifleri ile ün salan asırlar boyunca Avrupa’ya ders veren kimyager doktor ünlü klinikçi. Devrinin En büyük bilgini İbni Sina ile aynı ayarda bir bilgin.

Sabit Bin Kurra : ( ? - 901 ) Newton’ dan çok önce diferansiyel hesabını keşfeden bilgin. Dünyanın çapını doğru olarak hesaplayan ilk islam bilgini. Matemetik ve astronomi alimi.

Sabuncu Oğlu Şerefeddin : ( 1386 - 1470 ) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır. Deneysel fizyolojinin öncülerindendir.

Seydi Ali Reis : ( ? - 1562 ) Ünlü bir denizci, matematik ve astronomi alimidir.

Şemsettin Halili : ( ? - 1397 ) Büyük bir astronomi bilginidir.

Şihabettin Karafi : ( ? - 1285 ) orta çağın en büyük fizikçi ve hukukçularından.

Takiyyüddin Er Rasit : ( 1521 - 1585 ) İstanbul rasathanesi ilk kuran çağından çok ileride asrın önde gelen astronomi alimidir.

Uluğ Bey : ( 1394 -1449 ) Çağının en büyük astronomu ve trigonometride yeni çığır açan ünlü bir alim ve hükümdar.

Zehravi : ( 936 -1013 ) 1000 sene önce ilk çağdaş ameliyatı yapan böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını ve ilk böbrek ameliyatını gerçekleştiren bilim adamı..

Zerkali : ( 1029 - 1087 ) Keşif ve hizmetleri ile ün salmış astronomi alimidir.
Bu Kezde Osmanlıdan Bir Örnek
Psikiyatrinin temelini 500 yıl önce bir Türk attı!
Ne Freud, ne Jung, psikiyatrinin temelini 500 yıl önce bir Türk attı!

Marmara Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi, Uzm. Dr. Osman Sabuncuoğlu, dünya psikiyatri literatürünü değiştirdi! Sabuncuoğlu, kendisi ile aynı soyadı taşıyan hemşehrisi, Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun psikiyatri bilimine katkısını gün ışığına çıkarttı.

Freud, Kraepelin, Janet, Jung… Hepsi yeni akımlar geliştirirken kendilerinden önceki yazılı kaynaklardan da yararlandılar. Fakat, 500 yıl önce Şerefeddin Sabuncuoğlu adındaki (resimli ilk cerrahi kitabının yazarı) Türk hekim, psikiyatri alanında da uyguladığı tedavileri, aynı zamanda resimleyerek bugünlere taşıdı. Geçmişi 200 yıl öncesine dayanan ve bir Batı bilimi olarak bahsi geçen psikiyatri, bugün bu bilginin (belki de üstadın torunu olan) Çocuk Psikiyatristi Osman Sabuncuoğlu tarafından gün ışığına çıkarılmasıyla, literatüründe değişiklik yapmanın yol ayrımında…

Öyle ki, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan The American Journal Of Psychiatry (AJP) Aralık sayısında 1385-1470 tarihleri arasında Amasya bölgesinde yaşamış büyük Türk hekimi Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun çizimlerini kapak yaptı. Kendi alanında dünyanın en çok okunan ve atıf alan dergisi olan ve çok zor yazı kabul etmesiyle ünlü AJP, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı öğretim görevlilerinden Uzman Dr. Osman Sabuncuoğlu’nun yazısı eşliğinde Şerefeddin Sabuncuoğlu’nu tanıtarak, üstadın psikiyatrik tedavi çizimlerini anlatıyor. Biz de psikiyatri literatürünü değiştiren bu müthiş olayın ayrıntılarını konuşmak üzere Çocuk Psikiyatristi Osman Sabuncuoğlu’nun kapısını çaldık…

- 550 yıl önce yaşamış Şerefeddin Sabuncuoğlu’nu ne zaman ve nasıl keşfettiniz?
Şerafettin Sabuncuoğlu, aslında yüzyıllardır bir kenarda kalmış, keşfedilmesi ise bu yüzyıl başında gerçekleşmiş bir zat. El yazmaları Süheyl Ünver tarafından keşfediliyor ve Ünver böyle birisi olduğunu ve tıbba katkılarını yayınlıyor. Sonrasında da Sabuncuoğlu yavaş yavaş tanınmaya başlıyor, 1992’de Prof. İlter Uzel, el yazmalarını Cerrahiyyetü’l Haniyye adıyla günümüze uyarlıyor. Fakat, bu çalışmalara rağmen, Sabuncuoğlu’nun kendisinin daha çok cerrahi alanındaki katkıları biliniyor. Çünkü Sabuncuoğlu, Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşamış ve o dönemde hekimlikteki ayrımlar çok belirgin değil. Aslında kendisi hekimliğin her alanında faaliyet göstermiş: Cerrahi, diş hekimliği, farmokoterapi, gibi ne iş olsa yapmış bir kişilik... Psikiyatriye katkısını ise bugüne kadar fark eden olmamış...

- Yani, Sabuncuoğlu’nun psikiyatriye katkısını keşfetmek size kısmet oldu?..
Uluslararası yayına dönüştürüp dünyanın dikkatine sunmak diyelim... Öte yandan, psikiyatri tarihi deyince, ancak 200 yıl geriye gidebiliyoruz, fakat Sabuncuoğlu’nun el yazmalarındaki psikiyatri alanındaki tedavilerini anlattığı resimler 500 yıllık bir geçmişi anlatıyor. Ve psikiyatri literatüründe bu bilinmiyor… El yazmalarında mali hülya (hülyaya meyil), unutkanlık ve baş ağrısı gibi psikiyatriyle ilgili durumlarda dağlama yapılmasını öneriyor. Fakat, kendisinin tam da günümüze karşılık gelen bir psikiyatrik yaklaşımı var. Örneğin, "Önce bitkisel ilaçları kullan, onlar fayda etmezse başına sıcak uygulaması yap, o da fayda etmezse dağlama yap, ama dikkat et demiri cildine değdirme" diyor. Bugün de tam da öyle yapmıyor muyuz?..

- Üstadın hülyaya meyil ile kastettiği nedir?
Hülyaya meyil denen şey; günümüzde korkular, takıntılar ve depresyona karşılık geliyor. Sabuncuoğlu, o gün bile bütünüyle insancıl ve zarar vermeyen bir yaklaşım içinde… Bugün de önce ilaç veriliyor, sonrasında durum daha dirençliyse ekt (elektrokonvülsif terapi) denen başa uygulanan tedaviler yapılıyor. Cerrahiyyetü’l Haniyye adlı kitabında, zatın cerrahi ile ilgili döneme ait tüm renkli çizimleri mevcut. Bu bir cerrahi kitabı aslında, ama sözünü ettiğim dağlamalar falan da içinde mevcut. Kitapta, direkt olarak psikiyatriyle ilgili 2 adet çizim var ve bunlar psikiyatri bilimine ait, "Bu iş böyle yapılıyor" diye anlatan en eski çizimler… İlk resimli tıp kitabı bu, üstelik de 500 yıl önce Türkçe yazılmış…

500 YIL ÖNCE TÜRKÇE VE PSİKİYATRİ…
- Türkçe yazılmış derken?..
"Anadolu’da bütün hekimler Türkçe bildiği için Türkçe yazmayı tercih ettim" diyor. Alfabe Arap alfabesi ama dili Türkçe… Yunanca, Arapça, Farsça biliyor, fakat pratik bir yaklaşımla hareket ederek Türkçeyi kullanıyor. Her açıdan çok devrimci bir insan… Bu arada deneysel ve karşılaştırmalı tıp çalışmaları da yapmış … Bunlar da bilinmiyor.
Sadece cerrahi ile ilgili katkıları biliniyor, fakat psikiyatri gibi entelektüel bir branşta Türkler’in böyle bir katkısı bilinmiyordu…

- Zaten 500 yıl önce dünyada psikiyatri diye bir şey de yok?
Tabii, Sabuncuoğlu’nun yaşadığı sıralarda Avrupa karanlık bir dönem içinde… Değil psikiyatri hastası olmak, hekimlik yapmak bile cesaret isteyen bir iş. Yerine göre hekimleri bile yakabiliyorlar Avrupa’da… Keza, psikiyatri hastaları, "Siz cadılık yapıyorsunuz" diye yakılmış… Hatta "Cadı Avı’nın İncelikleri" diyebileceğimiz psikiyatri hastalarını hedef alan bir kitap bile yayınlanmış…

- 160 yıllık AJP’ye kapak olmanız nasıl gerçekleşti?
Bugünkü anlamıyla bir psikiyatriden bahsedilemese de, Sabuncuoğlu’nun yaptığı uygulamaların bugünkünden büyük bir farkı yok. Dolayısıyla, benim yorumumla bunu bildirdiğimizde dergi buna büyük ilgi gösterdi. Yazıyı kabul ettiler ve "Kapak yapmak istiyoruz" dediler. Ben de memnuniyetle kabul edip, kütüphane görevlileriyle irtibata geçtim. Çünkü psikiyatri alanında bir keşif yapılmasının yanı sıra Türkler’in tanıtımı da söz konusuydu…

- Hangi kütüphaneden yararlandınız?
Bu kitabın, yani Sabuncuoğlu’nun el yazmasının 3 nüshası var. Bir tanesi Paris’e gitmiş; geçen yüzyılda bir paşa tarafından bir Fransız’a hediye edilmiş, şimdi Nasyonel Bibliyotek’te o kitap. Bir tanesi de Fatih Millet Kütüphanesi’nde, orası şimdi onarımda olduğu için Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde korunuyor. Ben de kitapla orada haşır neşir oldum ve oradaki memurlar çok yardım ettiler ve kapak işi gerçekleşti. Dolayısıyla, onlara da çok şey borçluyuz. Üçüncü nüsha ise bu 2 eserden daha sonra yapılmış kopya.

- Şerefeddin Sabuncuoğlu ile hem soyadınız aynı, hem aynı bölgenin insanısınız, hem de aynı mesleği seçmişsiniz? Bütün bunlar sadece tesadüf mü?
Bu büyük insan başhekim olarak Amasya- Çorum Bölgesinde çalışmış. Bizim de ailemiz Sabuncular adıyla yüzyıllardır aynı bölgede yaşayan bir aile… Evliya Çelebi’nin kitabında mesela, Çorum’da Sabuncuoğlu mahallesi geçer... Bir bağlantı var muhtemelen, ama tam nasıldır bilemiyoruz…

- Sizin konuya ilginiz nasıl gerçekleşti? Durup dururken böyle bir hekim varmış demediniz herhalde?
Tıp tarihiyle ilgili konulara hep ilgim vardır. Geçmişteki büyüklerimizin hayatlarına, eserlerine ilgi duyarım. Yani, Sabuncuoğlu soyadını taşıdığım için bu işe yönelmiş değilim; birçoğunu inceledim, böyle başka projelerim olduğunu söylemeliyim.

SULTANLARIN DOKTORU…
- Sabuncuoğlu saray hekimi mi peki? Örneğin Fatih Sultan Mehmet’e hizmet etmiş mi, bu tür ayrıntılar biliniyor mu?
Aslında Amasya o dönemde bir şehzade, bir imparatorluk şehri (İstanbul zaten 1453’te alınıyor)… Dolayısıyla Sabuncuoğlu’nun orada imparatorluk ailesinden kişilere hekimlik yaptığı biliniyor. Daha sonra Cerrahiyyetü’l Haniyye adlı kitabını getirip Fatih’e sunuyor. Fatih olumlu karşılıyor. Fakat Fatih’in de çevresini sarmış birtakım saray hekimleri var… Dolayısıyla kitabı pek rağbet görmüyor ve bir kenara konuluyor. Neyse ki, saklanmış da bugüne kadar yetişmiş…

- Kitabın pek fazla rağbet görmemesi resimli olmasından mı acaba?
Evet, olabilir… Fatih liberal bir insandı da, özgürlükleri destekliyordu. Fakat, bu psikiyatriyle ilgili resimler tamam da, cerrahiyle ilgili konularda tabii ister istemez vücut mahremiyetini yansıtan çizimler söz konusu. Dolayısıyla, o dönemde bu resimler tolere edilememiş olabilir. Fakat Sabuncuoğlu dönemin risklerini göze alıyor ve "Bu iş resimlemeden öğretilemez" deyip kitabını resimleyerek ortaya koyuyor. Dolayısıyla, Leonardo De Vinci’den falan önce bizim bu tür eserlerimiz var… Ve dünya bugüne kadar bunu psikiyatri bağlamında bilmiyordu… Bazı aydınlarımız Türklerin dünya kültürüne katkılarını sürekli küçümsüyor. Öğrenmedikçe, kütüphane tozu yutmadıkça gerçekler ortaya çıkmıyor ne yazık ki, kimbilir daha neler var? Sonra, el yazmalarını kiloyla satıldığı bir dönem de geçirdi Türkiye, o sırada kimbilir neler gitti.

- Kütüphane’de kitap önünüze gelince neler hissettiniz?
Çok duygulandım, benim için çok duygusal bir an oldu. Aslında hiçbir şekilde o kitaplara el sürülmüyor, yani yurt dışındaki uygulamalar bu şekilde. Bizde de birçoğu CD romlara geçmiş, hala da geçirilmekte olanlar var… Çünkü elinizin rutubeti, nefesiniz el yazmalarını olumsuz yönde etkiliyor. Biz büyük bir tarihi müzenin üstünde oturuyoruz aslında, her konuda olduğu gibi farkında değiliz.

- Sabuncuoğlu bir şekilde mesleğini icra etmiş, ne kendisi ne kitapları yakılmamış yıkılmamış, hem de 500 yıl önce… Dönemin bu bakış açısını nasıl yorumluyorsunuz?
Demek ki, kültürümüzde böyle çok önemli insancıl bir taraf var… Dönemin Amasya’sını düşünürsek; Ermeniler, Rumlar, Türkler gibi farklı kültürlerin uyum içinde yaşadıkları bir kent. Şüphesiz Sabuncuoğlu’nun da farklı etnik kültürlerden hastası oluyor, bunlar Anadolu’da uyum içinde yaşıyorlar… Bütün bu hoşgörü ortamının içinde çok üst düzey bir hekimlik anlayışının olması ve bunun uygarlık döneminde ortaya çıkması (Fatih, sonrasında Yavuz ve Kanuni gibi bir yükseliş dönemi olması) bir tesadüf değil.

- Peki, bu bilgi yani atalarınızın 500 yıl önce psikiyatri bilimine ışık tutan tedaviler yapmış olduğunu bilmek, siz hekimlere neler düşündürüyor?
"O zaman böyle yapılmış" diyebilmek, hepsinden önemlisi bunu bilmek biz hekimler için yönlendirici ve çok önemli. Çünkü 500 yıl öncesi aydınlandı. Şimdi bir kanıt var. Ve AJP’deki bu yayın sayesinde de tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konmuş durumda. Artık kimse bu bilgiyi çiğneyemez.

FREUD’DAN ÖNCE BİZDE NELER VARMIŞ!
- Üstelik sadece kültüre ait bir psikiyatri buluşu da değil, psikiyatri disiplininin temeli Sabuncuoğlu’nda…
Sabuncuoğlu, dönemin en yaygın, en kabul edilen tedavi anlayışını resimlemiş; kuşkusuz bunu pek çok hekim uyguluyordu. Zahrawi’nin kitabında da bu tür yaklaşımlar var. Zaten başka kitaplarda da geçiyor, ama resimlenmemiş… Resimlenince gözümüzde canlandırabiliyoruz. Ve bu resimlerin yıllar içinde psikiyatride bir ikon olması ihtimalini de önemle vurgulamak isterim. Zaten bütün meslektaşlarımız olayı büyük bir heyecanla karşıladılar.
Ayrıca, Sabuncuoğlu’nun çocuklarla ilgili ifadeleri de var. Örneğin, "Sünnetle ilgili şöyle şöyle yap, çocuk korkmasın" diyor, hep işin psikolojik yanını düşünüyor yani. "Ensesine dağ vuracaksın ama sıcaklığa dayanabildiği kadar" diyor. Hep çok insancıl…

- Bu zatı muhteremi Freud’la mukayese edebilir miyiz?
Psikiyatri tarihi için kesinlikle. Fakat aynı kefeye konulamazlar. Çünkü Freud bu yüzyılda yaşamış ve bir sürü kaynaktan yararlanmış bir insan… Freud bir yaklaşım getirdi, başkaca yaklaşımlar da var. Kimini bugün kullanıyor, kimini kullanmıyoruz. Ama Sabuncuoğlu’nun attığı temelleri anlatan bu belgenin şu an için alternatifi yok.
Antidepresan olarak kantaron otunu kullanılmış mesela, o yeterli olmazsa dağ vur deyip nasıl yapılacağının resmini çizmiş, bu çok büyük bir miras. Ve psikiyatri alanında da Türklerin misyonunu, sorumluluğunu arttıran bir durum. "Biz bu işi yaptık ve daha iyisini de yaparız deyip" ayağa kalkmamız gerek. Aksi taktirde hep çeşitli akımlara kapılıp gidiyoruz.

Şerefeddin Sabuncuoğlu kimdir?
Fatih Döneminde Amasya-Çorum bölgesinde yaşamış (1385-1470) büyük Türk hekimi yazmış olduğu resimli cerrahi kitabı (Cerrahiyetü’l Haniyye) ile ünlü. Kitabın özgün Türkçe ile yazılmış olması bir başka üstünlüğü. Amasya Darüşşifası’nda yıllarca başhekimlik yapan Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun ayrıca deneysel tıp çalışmaları yaptığı biliniyor
ŞU BİZDE BAZILARI VARYA HER ŞEYİ YABANCILAR YAPMIŞ YABANCI HASTALARI BUNLARI OKUSUNLARDA YÜZLERİ KIZARIR BİR NEBZEDE OLSA...
Paylasimlariniz icin Allah razi olsun. Özellikle psikoloji ile ilgili paylasiminiz cok yararli oldu.. Bilmedigimiz kim bilir daha neler var.. Gencligin bu kadar bati hayrani olmasi da, bunlari bilmemekten kaynaklaniyor sanirim..
evet bilseler atalarının böyle olduğunu dünyaya yön verdiğini batılara medeniyeti götürdüğünü ilimi öğrettiklerini asla onlara benzemek istemez...
Müzik ile Orduyu İlk birleştiren BÜYÜK OSMANLI İMPARATORLUĞU' idi Smile
OSMANLIDA MÜZİK İLERİ SEVİYEDE İDİ...
Referans Adresler