(*) GÜLE SEVDALI GENÇLİK (*)

Tam Görünüm: Aile saadetini temin etmek
Şu Anda Arşiv Görüntüleme Modundasınız. Siteyi normal görüntülemek için, Buraya Tıklayın
Aile toplumun en küçük parçasıdır. Onun sağlıklı olması demek, toplumun sağlıklı olması demektir. Bu nedenle aileyi korumalı ve ailenin saadeti için çalışmalıyız. Ailemiz ve hayat sayfalarında hep bu doğrultuda dosyalar hazırlıyoruz. Sizlerin bu dosyaları takip etmeniz ve hayatınıza uygulamanız tek temennimiz. Ve tabi ki tüm bunları yaparken modelimizin Peygamber Efendimiz (S.a.v.) olduğunu da akıllarınızdan çıkartmamanız…
Konuşmayı çok severiz toplum olarak. Peki ya dinlemeyi… Dinleyebilmek çok önemlidir. Kuru kuruya dinlemekten bahsetmiyoruz. Etkin dinlemek… Bunu sağlayabilmenin diğer yollarından da bahsedeceğiz şimdi…
Etkin Dinleme İçin
1- Çocuğun, eşinizin söylediğini duymak istemelisiniz. Bu onun için zaman ayırmak anlamına gelir. Zamanınız yoksa bunu çocuğunuza söylemelisiniz.
O andaki soruna yardımcı olmayı gerçekten istemelisiniz. İstemezseniz isteyinceye kadar bekleyin.
2- Duyguları ne olursa olsun, sizin duygularınızdan ne denli farklı olursa olsun onun duygularını gerçekten kabul etmelisiniz.
3- Çocuğun, eşinizin duygularını tanıdığına, onlarla baş edebileceğine ve sorunlarına çözüm bulma yeteneğine tam olarak güvenmelisiniz. Bu güveni çocuğunuz, eşiniz sorunları kendi başına çözdüğünü gördükçe kazanacaksınız.
Duygular geçicidir
Duyguların sürekli değil, geçici olduğunu anlamalısınız. Duygular geçicidir. Çocuğunuzu, eşinizi diğerlerinden farklı ayrı bir birey olarak algılamalısınız. Bu "ayrılık" çocuğun, eşinizin kendi duygularının olmasına, nesneleri kendisine göre algılamasına "izin" vermenize destek olur. "Ayrılık"ı, yalnızca hissetseniz bile çocuğa, eşinize yardımcı olabilirsiniz. Çocuğun, eşinizin sorunları olduğunda onun yanında olmalı ancak karışmamalısınız.
Sorunu göstermesini bekleyin
Etkin dinlemenin en uygun zamanı karşınızdaki kişinin sorunu olduğunu gösterdiği andır. Çocuklarda bu durum kolaydır. Ana-babalar çocuklarının duygularını dile getireceklerini hissedecekleri için çoğunlukla bu anı kolaylıkla yakalayacaklardır. Tüm çocukların öğretmenleri, arkadaşları, ana- babalarıyla, kardeşleri hatta kendileri ile ilgili problemleri olabilir. Bu sorunlar onların stres yaşamalarına neden olabilir. Bu tür sorunların çözümü için yardım alan çocuklar daha kendine güvenli ve daha güçlü olurlar. Yardım almayanlarsa duygusal açıdan sorunlar yaşarlar. Etkin dinlemenin uygun zamanını bilmek için ana-babaların "bir sorunum var" türünden tümceleri duymaya açık olmaları, ancak önce çok önemli olan "SORUN KİMİN?" ilkesini bilmelidirler.
Ben Dili
Genellikle anne ve babalar iletişimde "sen dili" ni kullanıyorlar. Sen iletileri duygu ifade etmez.
Genellikle emir verme yargılama, öğüt verme gibi iletişim engellerini içerir.
Örneğin:
- Konuşma artık
- Yapmamalısın
- Dersine çalışmazsan
- Yaramazlık yapıyorsun
- Bebek gibisin
- Dikkat çekmek istiyorsun
- Daha iyi öğrenmelisin......
Ana-baba çocuğun davranışını kabul etmediği zaman o davranış nedeniyle ne hissettiğini çocuğa söylerse ileti "SEN İLETİSİ"nden "BEN İLETİSİ"ne dönüşür. Yani ben dilinde duygular konuşur. -Eğer bugün çok yaramazlık yaparsan ben çok üzülürüm -Akşam yemeğini zamanında yetiştiremeyeceğim diye endişeleniyorum. -Yorgun olduğum zaman canım oyun oynamak istemiyor.
Davranışı değiştirme sorumluluğu
Gerçekten de uyguladığınız takdirde çocuktan beklediğimiz davranışların oluşmasında "ben dili"nin ne kadar etkili ve doğru bir iletişim aracı olduğunu göreceksiniz.
Ben dili çocuğun ana babasının kabul edemediği davranışını değiştirmesinde daha etkili olduğu gibi çocuk - ana baba ilişkisi için de daha sağlıklıdır. Ben dili çocuğu direnmeye, isyan etmeye yöneltmez.
Örneğin dışarı çıkmak için direnen bir çocuğa:
"Hayır, hemen odana git, sokağa çıkamazsın" demek mi doğrudur; yoksa "hava karardığı için sokağa çıkman beni endişelendiriyor.
Bu yüzden gitmeni istemiyorum ama, yarın erken saatte arkadaşlarınla birlikte olmana izin verebilirim" demek mi doğrudur?
Tabii ki ilk cümle sen iletilerini içerdiği için çocukta bir direnme ya da isyana yol açacaktır. Ancak ikinci cümlede duyguların ifadesi söz konusu olduğu için ben dilini kullanmak daha etkilidir.
Çünkü ben dili davranışı değiştirme sorumluluğunu çocuğa devreder.
Ebeveyn-çocuk ilişkisi
1. Çocuğun herhangi bir gereksinimi engellenmişse sorunu var demektir. Çocuğun o anki davranışı anne-babanın gereksinimini karşılamasına somut bir biçimde engel oluşturmadığı için sorun ana-babanın değil, SORUN ÇOCUĞUNDUR.
2. Çocuğun gereksinimleri engellenmeyip karşılanmakta ve davranışı anne-babasının gereksinimini karşılamada somut bir engel de oluşturmamaktadır. Bu nedenle ilişkide SORUN YOKTUR.
3. Çocuğun gereksinimleri karşılanmakta ancak davranışı anne-babasının gereksiniminin karşılanmasını somut bir biçimde engellemektedir. Şimdi SORUN ANNE-BABANINDIR.
Çocuğun sorunu olduğu zaman anne-babanın ETKİN DİNLEMESİ için en uygun zamandır. Ancak sorun anne babadayken uygun değildir. Çocuk sorun yaşıyorsa etkin dinleme ile onun kendi sorunlarına çözüm bulmasına yardım edebilirsiniz. Etkin dinlemenin aşırı kullanılması ya da uygun zamanda ve durumda kullanılmaması işlerlik sağlamaz. Bu nedenle daha öncede belirtildiği gibi zamanlamanın ve koşulların sağlanması gerekir.
http://www.milligazete.com.tr/index.php?...s&id=56662
Referans Adresler